Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Yılmaz: Geçmişin endişelerine geleceği feda edemeyiz

    Hürriyet Haber
    30 Ocak 2002 - 00:00Son Güncelleme : 30 Ocak 2002 - 00:01

    ANAP'la MHP arasındaki söz düellosu bugün de sürdü. Yılmaz adını vermeden MHP'yi eleştirdi: "Bilmeliyiz ki, Türkiye'yi AB sürecinden saptıracak olan her adım, ülkemizin ve milletimizin geleceğini olumsuz yönde etkileyecektir. Bir takım haklı gerekçelerin arkasına sığınarak geleceğimizi, geçmişin endişelerine feda etmemeliyiz."TBMM'nin iki ay önce Türk demokrasi tarihinin en önemli adımını atarak çok kapsamlı bir Anayasa değişikliğini gerçekleştirdiğini hatırlatan Yılmaz, bu değişikliğin gerçekleştirilmesindeki esas amacın, Türkiye'nin önüne koyduğu AB ile bütünleşme hedefinin gerçekleştirmek olduğunu söyledi.ANAP'IN GÖRÜŞLERİNİ TAM YANSITMIYORYılmaz, Türkiye'nin AB üyeliğine için büyük önemaşıyan uyum yasalarının Meclis gündemine geldiğini hatırlatarak, şunları kaydetti:"Bu şekilde AB ile ilişkilerimiz bakımından da önemli bir noktaya gelmiş bulunuyoruz. Bu Uyum Yasa Tasarısı, bir süre önce Hükümet tasarısı olarak Meclis'e gönderildi. Aslında bu yasa değişiklikleri başta ANAP olmak üzere hazırlandığı safhada dahi bir çok çevreyi tatmin etmemiş ve bir takım eleştirilere hedef olmuştur. Öncelikle şunu belirtmemde fayda var ki, Meclis'e gönderilen Hükümet tasarısı, benim veya ANAP'ın görüşlerini, beklentilerini tam olarak yansıtan bir tasarı değildir.Sözkonusu tasarı, koalisyonda yer alan partilerin her biri çok farklı düzeyde ve nitelikte olan görüş ve yaklaşımlarının karma bir ürünüdür. Asgari düzeydeki bir mutabakatı yansıtmaktadır. Tabii böyle olunca ortaya çıkan tasarı, uyum yasaları ile amaçlanan açılımları sağlayamadığı gibi bir çok yeni endişeleri de beraberinde getirmiştir.Aslında Tasarı Meclis'e geldikten sonra gördük ki, bu endişeler sadece bizim endişelerimizden ibaret değildir. Sivil toplum örgütleri başta olmak üzere, toplumun hemen hiçbir kesimi Tasarı'nın Meclis'e gelen biçiminden memnun kalmamıştır."Yılmaz, Tasarı'da yer alan muğlak ifadeler ve yasak sınırını daha da genişleten yeni tanımların edişe ve eleştiri kaynağı olduğunu belirterek, "Tasarı'nın dili de ayrı bir problemdir" dedi.TASARI'NIN DİLİ DEĞİŞMELİTasarı'nın dilinin mutlaka değiştirilmesi ve düzeltilmesi gerektiğini ifade eden Yılmaz, "Geçen hafta gerçekleştirdiğim yurtdışı ziyareti sırasında AB yetkilileri, birlik organlarının temsilcileriyle görüşme fırsatı buldum. Onların da bizim bu endişemizi paylaştıklarını, bu eleştirilere katıldıklarını gördüm" diye konuştu.Yılmaz, yapılacak düzenlemelerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 9 ve 10. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin verdiği kararlara mutlaka uygun olması gerektiğini söyledi. Bu esasları gözden kaçıracak her düzenlemenin ileride bir gün yeniden değiştirilmeye muhtaç hale geleceği uyarısında bulanan Yılmaz şöyle devam etti:"Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, düşünce ve ifade özgürlüğü ile ilgili kararlarında, bu konudaki düzenlemelerin açık, kesin ve net olması gerektiğini belirtmektedir. Türkiye olarak, 1999 Helsinki Zirvesi'nden beri kararlılık ve cesaretle sürdürdüğümüz AB'ye üyelik sürecinde ilk defa tereddütlü ve beklentileri karşılamayan bir adımla karşı karşıyayız. Pazartesi günü yapılan liderler toplantısında bu konuyu çok kısaca ele aldık ve koalisyon partilerinin kendi gruplarında yeniden bir çalışma yapmasını kararlaştırdık.90'LARI KAÇIRDIK 2000'LERİ YAKALAYALIMBurada yapacağımız herhangi bir iyileştirme, AB'ye üyelik sürecimizde ortaya çıkan eksikliğin giderilmesi bakımından çok önemli bir fırsat teşkil edecektir. Önümüzdeki günleri iyi kullanmalı, hem koalisyon ortaklarımızla uzlaşabileceğimiz, hem de hedeflerimize yaklaşmamızı sağlayacak olan bir formülü mutlaka gerçekleştirmeliyiz. AB üyeliği perspektifine sıkı sıkıya sarılmak zorundayız. Bilmeliyiz ki, Türkiye'yi AB sürecinden saptıracak olan her adım, ülkemizin ve milletimizin geleceğini olumsuz yönde etkileyecektir. Bir takım haklı gerekçelerin arkasına sığınarak geleceğimizi, geçmişin endişelerine feda etmemeliyiz. AB ile bütünleşme konusunda 1970, 1980 hatta 1990'ları kaçırmış bulunuyoruz. Hiç olmazsa 2000'li yıllarda bu hedefimizi gerçekleştirmeyiz."Yılmaz, getirilen düzenleme üzerinde insanların endişeleri bulunduğunu ve uyumla ilgili beklentilerin karşılanmadığını ifade ederek, "O zaman siyasetin yapması gereken şey, iş işten geçmeden bu iyileşmeyi gerçekleştirmektir. Siyaset, bu ülke insanlarına biçilen dar gömlekleri yırtacak olan yegane makamdır" dedi.HERKES POTANSİYEL VATAN HAİNİ SAYILIYORYılmaz, partisinin TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmada, Uyum Yasa Tasarı tartışmaları sırasında Türkiye'deki bazı kesimlerin "bu memlekette yaşan herkesi potansiyel vatan haini olarak görme" eğilimde olduklarını söyledi. Yılmaz, şunları kaydetti:"Türkiye'de yaşayan herkesi vatan haini olarak görmeye hiç kimsenin hakkı yoktur. Bugün 70 milyona giden nüfusumuzun içinde herkes, devleti ele geçirmek, Cumhuriyet'i yıkmak, milleti bölmek çabası ve niyeti içinde olamaz. Elbette her yerde olduğu gibi Türkiye'de de vatan hainleri vardır. Elbette memleket, millet, Cumhuriyet düşmanları vardır. Elbette bölücü ve yıkıcı düşünce içinde olanlar vardır. Ama bunlar fevkalade marjinal gruplardır ve genel nüfusumuza oranları, dünyadaki başka ülkelerden daha fazla değildir.Hastalıklı 3-5 ağacı kurutmanın yolu, koskoca bir ormanı ateşe vermek olamaz. Her problemi kendi gerçek boyutu içinde değerlendirmek zorundayız. Esas olan, sorunlu bölgenin diğer alanlardan tecrit edilip, çözümün orada geliştirilmesidir. Çağdaş dünyada uygulanan yöntem budur. Kabul etmeliyiz ki, Türkiye`nin yaşadığı sorunların temelinde, devletle toplumun frekansları arasında hep varolan, kimi zaman fevkalade derinleşen ayrılığın da önemli bir payı vardır. AB`ye üyelik sürecinde atacağımız ekonomik, sosyal ve demokratik adımlar, devletle toplum arasındaki kaynaşmayı da sağlayacaktır. Devlet, bireylere karşı olan ekonomik ve demokratik yükümlülüklerini, bireylerde devlete karşı olan ödevlerini yerine getirdiği zaman, bugün yaşadığımız bir çok sorunun kendiliğinden çözüldüğünü göreceğiz."   
    Etiketler:

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı