Yılmaz: Devalüasyon isteyenler cahildir

Hürriyet Haber
07 Ocak 1999 - 00:00Son Güncelleme : 07 Ocak 1999 - 00:01

Türkiye'nin bugün dünyada devalüasyon düşünmemesi gereken birkaç ülkeden biri olduğunu söyleyen Başbakan Mesut Yılmaz, ‘‘Devalüasyon söylentilerinin özel amaçlara hizmet etmiyorsa, cehaletten kaynaklanan değerlendirmeler olduğunu’’ söyledi.

Başbakan Mesut Yılmaz, Türk ekonomisinin bir devalüasyona ihtiyacı bulunmadığını, devalüasyonun ekonomiye sağlayacağı bir faydanın da olmadığını bildirdi. Yılmaz, devalüasyon söylentilerinin cehaletten kaynaklanan değerlendirmeler olduğunu söyledi. Yılmaz, yeni Başbakanlık binasında, ‘‘1999 yılı başında Türkiye ekonomisi’’ konulu bir basın toplantısı düzenledi.

Yılmaz, gazetecilerin devalüasyon söylentileriyle ilgili bir sorusunu yanıtlarken, ‘‘Herhalde şu anda hiç devalüasyonu düşünmemesi gereken, devalüasyon zorunluluğu olmayan dünyada birkaç ülke varsa, bir tanesi de Türkiye'dir’’ dedi. Döviz rezervlerinin artış eğilimi gösterdiğini, dış ticaret açığının azaldığını kaydeden Yılmaz, ‘‘Devalüasyon için hangi gerekçe ileri sürülüyorsa o Türkiye için geçerli değildir. Devalüasyon söylentileri özel amaçlı değilse, cehaletten kaynaklanmaktadır’’ diye konuştu. Yılmaz, hükümetlerinin çalışmalarının tüm alanlarda müspet sonuçlar verdiğini vurgularken, ‘‘Bir azınlık hükümeti olmamıza rağmen, enflasyonla mücadeleden eğitim reformuna, enerjiden haberleşmeye, ulaşımdan sağlığa kadar pek çok alanda büyük icraatlar gerçekleştirdik’’ diye konuştu.

IMF İLE GÜVEN

Yılmaz, IMF ile yakın izleme anlaşmasını imzalayarak iç ve dış piyasalara şefaflık ve güven sağladıklarını, ekonomide dengelerin kurulmasına ve piyasaların ekonomi programına güveninin sağlanmasına paralel, 1998 yılında 2.7 milyar dolar dış borçlanma gerçekleştirildiğini bildirdi. Yılmaz'ın verdiği bilgiye göre, 1998 yılında ayrıca, Dünya Bankası'ndan 600 milyon doları temel eğitim, 369 milyon doları sel ve deprem afeti, 270 milyon dolarının da iletim hatlarında kullanılmak üzere toplam 1 milyar 239 milyon dolar uzun vadeli kaynak sağlandı.

ÖZELLEŞTİRME BAŞARISI

Karşılaştıkları tüm zorluklara rağmen özelleştirmede büyük başarı elde ettiklerini anlatan Yılmaz, daha öceki dönemlerde bir yılda ulaşılabilen en yüksek özelleştirme rakamı 500 milyon dolar iken, 1998 yılında 2 milyar dolarlık özelleştirme gerçekleştirdiklerini söyledi.

Yılmaz, iç ve dış şartların nezaketinin, ekonomiyi hiç bir zikzağın kaldırılamayacağı hassas bir dengeye oturttuğunu belirterek, ‘‘Ekonomi artık kendi şartlarını dikte etmektedir’’ dedi. Siyasetin ekonomi üzerinde herhangi bir manipülasyona yönelmemesi gerektiğine işaret eden Yılmaz, siyasetin de ekonominin gerçeklerine göre yürütülmesi gerektiğini kaydetti.

Yılmaz, 1999 yılına ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Yılmaz, öncelikli olarak Türkiye'nin geleceğinden ümitli olduğunu vurguladı. 18 aydır gösterdikleri performansın bunun en büyük kanıtı olduğuna dikkat çeken Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:

‘‘1999 yılında, yüzde 150'lere varan faizler düşmeye devam edecektir. 27 milyar dolardan 19.6 milyar dolara gerileyen Merkez Bankası rezervleri yeniden yükselmeye başlamıştır. Bu yükseliş sürecektir. Uluslararası mali piyasalardan Hazinemiz tekrar borçlanmaya başlamıştır. Rusya krizinin ardından ülkemizden çekilen yabancı yatırımcılar, yeniden Türkiye'ye dönmektedirler. Bu dönüş önümüzdeki günlerde daha da hızlanacaktır. Küresel ekonominin krizi atlatmaya başladığı bugünlerde, gelişmekte olan ülkelerden kaçan 400 milyar dolar civarındaki paranın, sağlam ekonomik tedbirler almış ülkelere öncelikle döneceği kesindir.’’

Temizel: İnşallah karapara dosyalarında suç çıkmaz

Maliye Bakanı Zekeriya Temizel, karaparayla mücadele konusundaki bir soruyu yanıtlarken, karapara aklama suçu dosyalarının belirli varsayımlarla ele alındığını belirtti. Temizel, bu konuda işlem gören 121 dosya bulunduğunu, bunlardan 8'inin yargıya intikal ettirildiğini, diğerlerinin de bittikçe yargıya gönderileceğini bildirdi. Maliye Bakanı, ‘‘Hepsinde karapara suçu çıkacak demek mümkün değil. İnşallah da çıkmaz’’ şeklinde konuştu. Temizel, Türkiye'nin istikrarı için gerekli yapısal reformlarla ilgili açıklamada bulunurken de, sosyal güvenlik reformunun yanı sıra merkezi idare ile yerel yönetimler arasındaki görev ve kaynak ilişkilerini yeniden düzenleyen yerel yönetimler reformuna da öncelik verilmesi gerektiğini savundu.

Türkbank soruşturması bitmek üzere

Başbakan Mesut Yılmaz, bir gazetecinin, ‘‘Türkbank ihalesi konusunda olur verdiğiniz Başbakanlık Teftiş Kurulu incelemesi ve soruşturması hangi aşamada’’ şeklindeki sorusu üzerine, Başbakanlık Teftiş Kurulu'nun inceleme çalışmasının, sonuç aşamasında olduğunu söyledi. Başbakanlık Teftiş Kurulu'nun kendisine önceki gün, bu konuda bir bilgi verdiğini ifade eden Başbakan Yılmaz, ‘‘O inceleme sonuçlarına göre bundan sonraki işlemlere devam edilecektir’’ dedi.

Yılmaz, kamu bankalarının özelleştirilmesine ilişkin bir soru üzerine, bu olayın daha önce kendileri tarafından öncelikli hedef olarak ortaya konulduğunu belirtti. Yılmaz, ‘‘Ancak bunun yanında bir başka doğru vardır ki, hükümete geldiğimizde gördüğümüz tablo, kamu bankalarının süratle özelleştirilmeye elverişli bir yapıda olmadığıydı. Bunun için bu bankaların yapısında bir rehabitasyonu gerçekleştirmek gerekiyordu’’ dedi.

Başbakan Mesut Yılmaz, ‘‘yeni kurulacak hükümetin IMF ile bir anlaşmaya varıp varamayacağına’’ ilişkin soruya karşılık, şöyle konuştu: ‘‘Bir rakam vermedim. Sadece IMF ile anlaşma yapabilmesi için, şartların oluşmakta olduğunu söyledim. Rakam, gazetelerin verdiği bir rakamdır. Henüz bu müzakereler yapılmadan bu şekilde rakamların telafuz edilmesini de doğru bulmuyorum. ‘

Yakın izleme anlaşmasından daha ileri, ‘‘kaynak desteğini’’ de içeren bir anlaşma için müzakerelerin başlamasının gündemde olduğuna da işaret eden Yılmaz, ‘‘Umuyorum yeni hükümet, aynı politikayı sürdürecek ve kısa sürede bu görüşmeler başlayabilecektir’’ dedi.



Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı