Yılmaz, demokratik ataklara geçmelidir

Hürriyet Haber
18.03.1998 - 00:00 | Son Güncelleme: 18.03.1998 - 00:01

Yavuz GÖKMEN

Rahmetli Turgut Özal, uçağa bindiğinde bir hoş olurdu.

Küçük özel uçağı ya da işadamı ve gazetecilerle takviyeli kocaman Airbus havalanır havalanmaz bölmesinden çıkar, uçağı dolaşırdı.

Herkesin tek tek ellerini sıkıp hal hatır sorduktan sonra konuşmaya başlardı. Başkanlık sisteminden tutunuz, demokrasinin en alasına kadar esip savururdu. Zannederdiniz ki Türkiye, uçak iner inmez demokrat olacaktır.

Ne var ki uçak Türkiye'ye inince Özal söylediklerinin çoğunu unuturdu.

Ya da kimbilir, belki de unutmak zorunda kalırdı.

Özal'dan sonrakileri de aşağı yukarı aynı havada gördüm.

Ya uçakta esip savuruyorlar, ya yurtdışına çıktıklarında, Batı'da esen özgürlük havasının etkisinde kalıyorlardı.

Uçakta ya da Batı ülkelerinde tam demokrat kesiliyorlardı.

Ama Türkiye'ye iner inmez söylediklerini yalayıp yutuyorlardı.

Sarışın Güzel Kadın'ın İspanya'da Bask modeli konusunda söylediklerini okuduğumda sevinmiş ve hayrete düşmüştüm.

Türkiye'ye döndüğünde bu sözleri yalanlamıştı.

* * *

Bunlar sadece Sarışın'a özgü olarak kalmadı. Mesut Yılmaz da, Demirel de aşağı yukarı aynı şeyleri yaptılar.

Hatta Demirel, Türkiye'de ayakları yerde iken konuştuğu bazı şeyleri sonradan yalayıp yutmak zorunda kaldı. Sözlerinin arkasında duramadı.

Erdal İnönü ile birlikte verdiği ‘‘Kürt kimliği’’ sözü tarihe karıştırıldı. ‘‘Özgürlüklerin üzerine örtülen yorgan çekilince altından neler çıktı'' deyiverdi, sonra bu sözlerini de unuttu.

Ama şimdi bunları karıştırmanın hiçbir faydası yok. Bütün bunların niçin olduğunu en başta sivil liderler ve Cumhurbaşkanı biliyorlar.

Demokrasi herkesin düşündüğünü açıkça ifade etmesi özgürlüğünü evleviyetle içerdiği halde, Cumhurbaşkanı başta olmak üzere siyasi parti liderlerinin bile ifade özgürlüğü olmadığını çok iyi biliyorlar.

Ama bu özgürlüğü elde etmek için yeterince çaba göstermiyorlar. Bir noktada hepsi duruyorlar.

İşte Mesut Yılmaz ve Hüsamettin Cindoruk'un kimbilir kaç bin metre yükseklikte uçakta söyledikleri sözler bunun için önemlidir.

Bu iki adam sözlerini yalayıp yutmadılar.

Umarım sürecin ilerleyen günlerinde beni mahcup etmeyeceklerdir.

* * *

Bu sözlerden sonra özellikle Mesut Yılmaz'ın geri adım atmaması fevkalade sevindiricidir.

Yılmaz ve Cindoruk, sivil-asker dengesizliğini bir noktada dengeye doğru yürütmüşler ve anladığım kadarıyla yürüteceklerdir.

Şimdi onların geçmişlerine eleştiri getirmenin değil, geleceklerine destek olmanın zamanıdır.

Anlamış olmalıdırlar ki, hükümet ancak demokrasiye sarılırsa ayakta kalacak, aksi halde tarihe karışıp gidecektir.

Anlamış olmalıdırlar ki, hükümet ülkeyi dürüst ve adil bir seçime ulaştırdığı takdirde anlam ifade edecek, aksi halde silinecektir.

Şimdi boyun eğmenin değil, direnerek demokrasiye ulaşmanın zamanıdır.













Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı