Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Yılmaz: AB için süratli olmalıyız

    Hürriyet Haber
    21.12.2001 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Başbakan Yardımcısı Yılmaz, Belçika`daki Laeken zirvesinde ilk kez Türkiye ile tam üyelik müzakerelerine atıfta bulunulduğunu belirterek, süratli davranılmaması durumunda üyelik yolunun belirsiz bir mecraya sürükleneceği uyarısında bulundu.Yılmaz, TÜSİAD`ın Yüksek İstişare Kurulu`nda (YİK) bir konuşma yaparak, Türkiye-AB ilişkilerinde gelinen son noktayı değerlendirdi.Türkiye`nin AB`ye tam üyeliği, Cumhuriyet tarihinin en önemli projesi olduğunu söyleyen Yılmaz, Türkiye`nin son dönemde AB`ye tam üyelik yolunda en önemli sayılabilecek dönemece girmiş durumda olduğunu belirtti.TAM ÜYELİK HİÇ BU KADAR BELİRGİN OLMADI``Türkiye ile AB arasında 40 yıla yaklaşan ilişkilerin kronolojisiiçinde tam üyelik yolumuz hiçbir zaman bugünkü kadar belirgin olmadı``diyen Yılmaz, geçen hafta sonu Brüksel`deki Laeken zirvesinde Türkiye açısından çok önemli sonuçlar elde edildiğini kaydetti. Yılmaz, bu sonuçların başında ``Türkiye ile tam üyelik müzakerelerinin açılması zamanının yaklaştığının kabulü ve ilanı`` geldiğini bildirdi. Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:``Bir AB belgesinde, üstelik bir zirve kararında ilk kez Türkiye ile üyelik müzakerelerine atıfta bulunuldu. Bunun, hem AB hem de Türkiye açısından büyük önemi olduğuna inanıyorum. Bu gelişme, katılımmüzakerelerine başlanması konusundaki bazı zihni tereddütlerin aşılması bakımından da çok önemli.``Bu sonucun elde edilmesinde Türkiye`nin Mart ayında açıkladığı Ulusal Program`ın ve hükümeten attığı adımların payı olduğunu söyleyenYılmaz, ``Öte yandan bazı güvenlik ve dış politika konularında yeni açılımların sağlanması ortamı olumlu etkiledi`` diye konuştu.Yılmaz, tüm bu gelişmelerin ise ``Türkiye`nin politikalarını uluslararası ve AB normları içinde belirlediği zaman sonuç alabildiğini, aykırı davrandığı zaman ise izolasyona girdiği`` gerçeğini ortaya koyduğunu ifade etti.DEĞİŞİM İÇİN FAZLA ZAMAN YOKLaeken zirvesinde Türkiye açısından ikinci önemli gelişmenin AB`nin geleceğinin tartışılacağı Konvansiyon`a diğer adaylarla birlikte aynı şartlarla davet edilmesi olduğunu söyleyen Yılmaz, ``Eşit düzeyde katılımımız, hem adaylık perspektifimizi güçlendirmekte hem de üyelik perspektifimizi pekiştirmektedir`` diye konuştu.Yılmaz, zirve sonrasında Türkiye`nin üzerine bir dizi sorumluluk düştüğüne dikkati çekerek, bunun için çok kararlı bir politika izlenerek, bir dizi değişimin gerçekleşmesi gerektiğini bildirdi. Yılmaz, ``Böyle bir değişim için fazla zamanımız bulunmadığı açıktır``dedi.Müzakerelerini halen sürdüren ancak ilk genişleme dalgasında yer alması öngörülmeyen Bulgaristan ve Romanya için yeni bir yol haritası hazırlanacağını hatırlatan Yılmaz, bu adayların hızlandırılmış çalışmalarıyla üyeliklerinin belki 2007 yılında gerçekleşeceğini bildirdi. Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:``Bu dönemde, bizim de kendi süratimizi hazırlamamız ve hızla ilerleyen genişleme olgusu içinde yer almamız önemlidir. Süratli davranmazsak, Helsinki ile açılan ve Laeken ile belirgin hale gelen üyelik yolu sonu belirsiz bir mecraya sürüklenir.``MIZIKÇILAR KOROSUYılmaz, Türk insanının zihnine AB`nin Türkiye`yi bölmek istediğine dair kanaatler yerleştirmeye çalışanlar olduğunu ve bu kişilerin malesef etkili olduklarını söyleyerek, Türkiye için başka projeleri olanlar varsa bunların ortaya çıkarak, kendi projelerini savunmaları gerektiğini söyledi.Son dönemde Türkiye`de Avrupa ve Batı düşmanlığının yeniden piyasaya sürüldüğünü ve bu gelişmenin ürkütücü olduğunu belirten Yılmaz, şunları söyledi:``Bizim ve bu davaya inanan sizlerin görevi, AB için yapılması gerekenleri bıkmadan hatırlatmaktır. Eğer eleştirilerden çekinirsek, bizler de mızıkçılar korosuna katılırız ve hiç şüpheniz olmasın ki, AB ile ipler o gün kopar.``TÜRK TOPLUMU ÖFKELİTürk halkının büyük çoğunluğunun AB üyeliğini desteklediğini söyleyen Yılmaz, ``Öyleyse siyaset kurumuna düşen görev, bu toplumsal isteği bir an önce hayata geçirmektir`` diye konuştu. Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:``Öfkesini en fazla yönelttiği kurum ise siyaset kurumudur. Yani öfkenin muhatabı siyasetçilerdir. Bu öfkeden en fazla payı da hükümetioluşturan partiler almaktadır. Siyasetteki yeni bazı oluşumlara cesaret veren de toplumdaki bu öfkedir. Ama unutulmamalı ki Türk siyasi tarihi, siyasi öfke dalgasının iktidar yaptığı bir partiyi bugüne kadar hiç görmemiştir.``Yılmaz, toplumdaki bu öfkenin haklı nedenleri olduğunu söyleyerek,bunları ``ekonomik sorunlar, geleceğe ilişkin umutların azalması, mevcut olumsuz durumdan nasıl çıkılacağının bilinememesi, artan güvensizlik, vatandaş devlet ilişkilerindeki uyumsuzluk`` olarak sıraladı. Bakan Yılmaz, ANAP olarak öfkeli kitlelere ise şu çağrıyı yaptı:``Öfkeyle gidilecek bir yer, alınacak olumlu hiçbir sonuç yoktur. Öfke Türkiye`nin sorunlarını çözmez, tersine daha da artırır. Günümüz öfke günü değil, sağduyu günüdür. Herkesin karanlığa kızmayı bırakıp, lambasını yakma günü gelmiştir. Karanlığa yöneltilen milyonlarca kızgınlıktansa, tek bir lamba yakmak daha yararlıdır.``ARJANTİN VE TÜRKİYEArjantin`in hızla moratoryumun eşiğine gittiğini hatırlatan Yılmaz, bu ülkeyle Türkiye`yi birbirinden ayıran etkenlerden birini Türkiye`nin önemli bir dış kaynak garantisi alması olarak gösterdi.Yılmaz, iki ülkeyi farklılaştıran en önemli hususun 2002 bütçe hedeflerindeki farklılıklar olduğunu söyleyerek, Arjantin`in yüzde 2`lik bir faiz dışı fazla ile yetinmesine karşılık, Türkiye`nin yüzde 6.5`lik bir fazla hedeflediğini kaydetti. Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:"Arjantin kendisine yapılan tüm telkinlere rağmen, yüzde 2`lik faiz dışı fazlada ısrar etmiş, burada bir fedakarlığa yanaşmamıştır. Türkiye`nin 2002 bütçesinin temel hedefi bu yüzde 6.5`lik fazladır. IMF`le sözleşmenin temelinde de aslında bu yatar."Mesut Yılmaz, bu hedefin tutturulması halinde yabancı yatırımcılar için Türkiye`nin cazip bir ülke olacağını kaydetti.``Eğer akıllı bir politika izlersek, AB`ye üyelik sürecini hızlandırarak, ekonomikgelişme için toplumu ateşleyecek olumlu bir atmosfer yakalayabilirsek, bu hedef Türkiye için gerçekci bir hedeftir`` diyen Yılmaz, siyasi partiler yasası ve seçim konununda yapılacak değişikliklerin krizden çıkış için psikolojik destek noktası olarak kullanılabileceğini bildirdi.   
    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı