"Gülse Birsel" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Gülse Birsel" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Gülse Birsel

Yılları durduracak, güneşi doğduracak dünyayı çatlatacak, bir şehir istiyorum!

Belediye seçimleri yaklaşıyor. Henüz kararımı vermedim ama pek değerli oyum için yarışa girecek adaylara taleplerimi aşağıdaki dilekçeyle beyan ederim!

Değerli arkadaşlar, belediye seçimleri ufukta. Arada hatırlatacağım böyle. Bak ben sizi bilirim. O gün gelince yok “Bahar geldi”, “Yağmur yağdı”, “Âşık oldum”, “Arkadaşın şeyi vardı, oraya gittik”, “Trafikte kaldım”, yok! “Bahar nezlesi oldum” filan, yemem, yakarım! Sandığa gideceksiniz! İkametgâhınızı, kütüğünüzü mütüğünüzü şimdiden takip edin. Üşenmeyin, ertelemeyin, vazgeçmeyin, oy verin efendiler!
Şahsen çok değerli ve pek önemli bir adet oyum var ve biliyorum ki bütün partiler peşimde! Bu köşeden nasıl bir ortamda yaşamak istediğimi, taleplerimi sıralayacağım, onlar da kendilerini bir hizaya çeksinler. Bakalım kim kafama yatacak...
Doğma büyüme İstanbullu insanım. İlçe olarak, Beşiktaş’ta doğdum, Beyoğlu’nda okudum, Şişli’de yaşıyorum, sık sık da Fatih’te ve Kadıköy’de takılırım. Sokaktaki çöp dağlarını, her gece dört-beş saat yaşanan elektrik kesintilerini, elektrik yokken süper parlak bir fikir olarak elektrikle çalışan toplu taşıma aracı troleybüsü, Maslak’ın dağ tepe olduğu günleri, Levent’e kurt indiğini, Fatma Girik’in belediye başkanlığını hatırlayan bir kişiyim!
Her şey değişti, Çelik de değişti. Değişme filan değil, kadın kılığına girdi artık yani. O yüzden bu devirde kimse şehir temiz, çöpler alınıyor filan diye caka satmasın. Talepler de değişti zira.

BIRAKIN, YÜRÜYECEĞİM!

Ben, ayağıma spor ayakkabımı giyip efendi gibi yürüyebileceğim bir şehir istiyorum. Protesto yürüyüşü yapanı dövmeyen, bilakis vatandaş farklı sebeplerle rahat rahat yürüyebilsin diye adam gibi yaya kaldırımı yapan yöneticiler istiyorum!
Bir kadın olarak, hem de akşam saatlerinde, şehrin büyük bir bölümünde bir yerden bir yere rahat rahat yürüyebilmek istiyorum. Pankart açan üniversite öğrencilerine değil, kapkaççılara ve tecavüzcülere göz açtırmayan güvenlik güçleriyle dolu bir şehir istiyorum!
Toplu taşıma araçlarında öpüşen sevgililere müdahale etmeyen, elâlemin karısını kızını elleyen tacizcileri ensesinden yakalayan bir belediye istiyorum. Neyse ki kadınlar da telefonlar da akıllandı, artık anında görüntüyle tacizcileri teşhir ediyorlar internette!
Bisiklet yolu istiyorum. Hem de çok istiyorum. Ve biz bunu isteyenler çok da kalabalığız! Petrol ve otomobil satışını arttırmaktan çok, vatandaşın formunu, vaktini ve cebini korumaya meraklı bir yönetici istiyorum.
Yürürken kaldırıma konmuş masalarda yiyen içen insanlar değil, yapılamayan yollar, döşenemeyen taşlar, sürekli kazılan sokaklar sinirimi bozuyor. Adam gibi altyapı ve açık havada keyif yapma seven/sevdiren belediye istiyorum!
Sabaha karşı gece kulüplerinden gelen müzik sesi değil, inşaatlardan gelen buldozer, matkap ve çekiç sesi beni delirtiyor. Eğlenen vatandaşın müziğinin değil, şehri gümbürdeten, uykuyu öldüren inşaatların desibelini ölçen belediye istiyorum!
İçkiyi değil silah satışını çok ama çoook zorlaştıran bir yönetim, rakı kadehi değil silah taşıyanı tehlike olarak gören, dizilerde şarap içen baş karakterleri değil silahla çatır çatır adam öldüren baş karakterleri kötü etki olarak gören bir anlayış istiyorum.

HAVA DA ATMA FIRÇA DA!

AVM’ler kadar tiyatro, sinema, opera binalarını pıtrak gibi çoğaltan, alışveriş yapmayı ve tüccarı sevdiği kadar sanatı ve sanatçıyı da seven bir belediye istiyorum.
Gelecek kadar geçmişe de sahip çıkan, beton beton kuleler kadar, tarihi, anısı, şehirle ilgili hafızaya katkısı olan binaları da seven, yılları durduracak yöneticiler istiyorum!
“Ben ağaç severim” diye hava, “Ormana git” diye fırça atılmasın istiyorum! Madem o kadar çevreciyiz, beton ve demir değil, fidan ve çim tohumu satıcılarını zengin eden belediye istiyorum! Şehirde kuş sesi, hatta sincap istiyorum. Oy benim değil mi kardeşim? Kentte doğayı hissedelim, parklarda güneşi doğdurup ağaç altlarında kahvaltı edelim istiyorum!
Engellilerin bu şehirde yaldır yaldır gezip dolaşmasını istiyorum. Uygun kaldırımlar, yaya geçitleri, merdivenler, işaretler, dünyadaki engelliler “Off İstanbul acayip ya, orada yaşamak vardı” diye bizi kıskansın istiyorum.
Peki böyle ‘yılları durduracak, güneşi doğduracak, dünyayı çatlatacak’ bir belediye nasıl olacak?
Kulak verecek arkadaş.
Taleplere, eleştirilere polis yollamayacak, tarihi bir sinema binasını, bir parkı korumak için oturan, yürüyen, pankart açan insanlara terörist muamelesi yapmayacak bir yöneticilik istiyorum.
Yani, şarkıya devam etmek gerekirse, ben aynı zamanda ve esas olarak…
Halimi anlayacak, derdime katlanacak, memlekette acılar, kayıplar yaşandıysa, siyasi görüşe bakmadan, benimle ağlayacak bir yönetim istiyorum!
Ayriyeten Türk Sanat Müziği’ne sahip çıkalım, bak bir yazıda iki mesaj!

Ne Yalan Dünya’ymış arkadaş!

Siz bu satırları okurken ben çook uzaklarda olacağım. Yok yok o kadar uzaklarda değil yav, Alibeyköy’de ahaha! Yalan Dünya’nın seti orada ve “Kulağa uzak gibi gelse de valla her yerden 10 dakikada gidiliyor”! Dizinin yeni oyuncularına söylediğimiz klasik ve hunharca bir yalan bu! Ki elbette bu yılki dev katılımlarımız Hümeyra ve Rutkay Aziz’e de söylendi! Çekimler başladı. Sağlam bir sezon geliyor, hazırlıklı olun! “Yalan Dünya neredee” diye galeyana gelmeyin, birkaç hafta içinde yayındayız! Haziran sonuna kadar ekrandaydık ve biraz tatil seven bir ekibiz! E bir de malumunuz, her hafta yepyeni bir tiyatro oyunu oynar gibi, size uzun ve hareketli bir komedi gecesi yaşatıyoruz. Hazırlık istiyor. Ve yine malumunuz… Assolistler en son çıkar efenim!

X