"Erdal Sağlam" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Erdal Sağlam" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Erdal Sağlam

Yılın son günü 1 katrilyon borçlanan banka

HER yılın sonuna doğru "bilanço makyajlaması" yaşayan bankalarda, geçtiğimiz günlerde fazla bir hareket görülmüyor gibiydi ama bomba son gün patladı. Son güne kadar makyaj için bir şey yapılmadığı değil tabi ama son günkü hareket, şimdiye kadar alışılmamış bir hareketti.

Geçtiğimiz Cuma günü yani yılın son iş günü bir büyük bankanın Merkez Bankası’ndaki ödeme penceresi denilen, sıkışıldığında bir-iki günlük fon temini imkanından yararlandığı haberleri yayıldı. Hem de bu borçlanmanın 1 katrilyon lirayı bulduğu söylendi.

Önceleri bu habere "bir tehlike işareti olabilir mi?" diye bakıldı. Öyle ya, likidite sıkışıklığına girildiğini gösteriyor olabilirdi ki; bunu geçmişte yaşamış, bu kadar büyük sıkışıklığın başımıza büyük işler açtığını görmüştük.

Daha sonra bu bankanın, son dönemde aralarındaki rekabet had safhaya ulaşan, iki büyük özel bankadan biri olduğu haberleri çıktı. Sonuçta da likidite sıkışıklığı gibi bir şey yaşanmadığı, bu borçlanmanın yıl sonu bilanço makyajlaması için kullanıldığı ortaya çıktı.

Yani bir büyük banka, rakibi olan, kendisiyle çok yakın rakamlara sahip diğer büyük bankayı geçmek için, yılın son günü Merkez Bankası’ndan 1 katrilyon lira borç almıştı. Bu ne işe yarayacak derseniz; bu borcu bilançosunu, yani aktifini büyütmekte kullanacaktı. Böylece de 31 Aralık 2005 bilanço rakamlarında, aktif büyüklüğünde rakibinin önüne geçmiş olacaktı.

Erken ödeme penceresi,piyasa yapıcı bankalara yani Hazine’den en fazla kağıt alıp satan sınırlı sayıdaki bankaya tanınan bir hak. Bankalar kamu kağıdı portföylerinin yüzde 10’una kadar, sıkıştıkları an Merkez Bankası’nın bu imkanından yararlanabiliyorlar. Bu piyasa yapıcı bankalara tanınan bir hak ve amacı, fazla kağıt aldıklarında günlük fonlamalar için yaşayabilecekleri sıkıntıyı atlatmalarını sağlamak. Ancak şimdiye kadar piyasa yapıcı bankaların bu imkanı kullandıkları pek görülmüyor. Çünkü faizleri çok yüksek yani maliyeti büyük. Bildiğimiz kadarıyla bu borçlanmanın basit faizi yüzde 15.5 gibi yüksek bir oran.

Demek ki, bir banka rakibini aşmak için, bu kadar yüksek faiz ödemeyi göze alabiliyor.

2006’DA BANKALAR ARASI YARIŞ KIZIŞACAK

Peki bundan sonra ne olacak derseniz; bu banka aktifini diğer bankaya kıyasla daha büyük göstermiş ama bu gösteriş için yüksek maliyete katlanmış olacak. Belki bugün Merkez Bankası’na borcunu faiziyle ödeyip, yeni yılın ilk günü normal bilançosuna dönecek. Ama yılsonu bilanço rakamlarını kamuoyuna açıkladığında, diğerinden yüksek görünmüş olacak. Bu durum ancak 2006 Mart sonu bilançosunda kamuoyuna açıklanmış olacak.

Bu hareket herşeyden önce mercek altına alınması gereken, gerçek bilançolar konusunda tartışmalı bir durum yaratıp yaratmayacağının netleştirilmesi gereken bir konu. Merkez Bankası verilen imkan çerçevesinde isteyen bankaya, şartlara uyduğu için bu parayı verir orada bir sorun yok. Ancak bizce her şeyden önce Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) daha sonra da belki halka açıklık nedeniyle Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) nun el atması gereken bir konu. Ancak bizce bankalar arasındaki yarış bununla bitmeyecek. 2006 yılının bankalar arasındaki rekabetin oldukça kızışacağı bir yıl olmasını bekliyoruz. Stopaj düzenlemesi nedeniyle ilk günlerde hisse senedi ve hazine kağıdında bazı sıkıntılar olabilir ama aynı düzenlemenin bankalar arasındaki yarış boyutuna bakmamız gerekecek. Yarışın artık mevduata ve yatırım fonlarına kayması bekleniyor. Gerçi son dönemde yine o büyük bankalar mevduat faizlerini artırmak yerine indirip, bütün kağıtları repoya yıktılar ve orada yoğunlaştılar ama 2006 yılında mevduat yarışını kızışabilir.

Bizce bankaların, önce kendilerinin, bu yarışın boyutlarını ve ahlaki boyutlarını çok iyi denetlemeleri gerekiyor. Çünkü zaten varolan banka düşmanlığını artırmamaları lazım.

Bunun da ötesinde BDDK’nın asıl fonksiyonunu hatırlayıp, sektörü, bankaları çok yakından denetim ve gözetime alması, kural dışı kayışları önlemesi gerekiyor. Sektör yerine tüketici koruma kurumu olmaya soyunan bu BDDK yönetimi bu işi yapabilir mi, şüpheliyim.

Çünkü bu işlev teftişçi mantıkla değil, düzenleyici, makro anlayışla yerine getirilebilir.
X