"Melike Karakartal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melike Karakartal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melike Karakartal

Yılın “en”lerini açıklıyorum!

Ben aralık ayına aralık demem, “yılın damga vuranları” listesi yapılmadıkça sevgili 2009’a damgasını vurmuş Habitus okuru.

Yoksa 2009’a dair bir liste yapmadığımı mı sandınız?

“Bir yıl da böyle geçti, Allah sizi inandırsın!” demeyeceğimi mi sandınız?

Gülerim size.

İşte bütün yıl gezdim, dolaştım, oturdum kalktım, uyudum uyandım, kimi zaman ise sepet gibi durdum ve size bir “en” listesi yaptım. Bence çok süper oldu.

Yılın en damga vuran partisi: Valla, öyle bir parti var diyorlardı ama ben uyuyakaldığım için gidemedim. Yıkılmış adeta. Görmüşler ve görülmüşler. Adını hatırlamıyorum ama bir adet görme ve görülme mekânındaymış. Göremeden ve görülemeden de bir yıl geçti ya. Hay Allah. 2010’a inşallah.

Yılın trendi: Vampirler. Biliyorum, şimdi Avatar’la uzaylılar geldi filan ama saçmalamayın. Tabii ki konumuz vampirler. Vampirler yani. O kadar. Vampirler. Açıklamasını yapmayacağım. Harry’im sana söylüyorum vampirim sen anla. Vampirler çok popüler. Vampir. Isırmalı ve ısırılmalı. Basit cümleler. Basit.

Yılın cazibe merkezi: ıstinye Park. Görme ve görülme merkezi. Herkes oraya gidiyor. Sen de git, eksik kalma sevgili kış günü güneş gözlüğü takan Habitus okuru. Masa çok popüler, çok konuşuluyor. Git, tak güneş gözlüğünü, otur. Seni de “biri” sansınlar. Konuş ve konuşul. Ali topu at. At Ali at. 

Yılın lezzeti: Armut. Gece gittiğiniz mekanlarda çantanızdan bir armut çıkarıp yemek çok moda. Ayrıca armut kokteyli de çok moda. Herkes bu kokteyli soruyor. Sormalı ve sorulmalı. Görme ve görülme kokteyli. Ayrıca sindirimi kolaylaştırıyor, kalorisi de az. Tatlı yiyeceğinize armut yiyin. Sen çok yaşa ey armut. Gör ve görül armut! Sev ve sevil armut! Armut keyfi.

Yılın fobisi: 2012. Evet, 2012. 2012’ye kadar yaptınız yaptınız, yapamadınız yapamadınız. Yaparsanız yaparsınız, yapamazsanız yapamazsınız. Bu cümleyi daha ne kadar uzatabilirim bilemiyorum. Bu konuya dair daha fazla söyleyecek bir şeyim olmadığı için cümleyi şimdi bitirdim, bitirdim; bitiremedim bitiremedim. Neyse şaka-maka bir paragraf da yazı olmuş ha. Madem kayda değer bir şey söyleyemiyorum, ya “Ali topu tut” diyeceğim, ya susacağım. Sustum. 

Yılın yakışıklısı: Hayır, Kıvanç Tatlıtuğ değil. Size harf vereyim. Melike’nin m’si. Zaten Kıvanç saçını kestirmiş. SATC’nin Smith’i olmuş. Smith, Samantha’nın kemoterapisinden ötürü saçları dökülüyor diye kendininkini de kazıtmıştı, nasıl da yüreciğim yanmıştı ya Rab. Aynen o hesap. Etimden et koptu. Kemiklerim ağrıdı.

Neden kestirdin o saçları a be Kıvanç. Madem kestirdin, krallık tacını senden alıyor, Marilyn Manson’a veriyorum. Kusura bakmayacaksın artık.

Biliyor musun a’Kıvanç, evvelki gün Marilyn Manson’u makyajsız yakalamışlar ve kimse tanımamış. Ben hep diyordum, “arkadaşlar bu adam yakışıklı ve ben beğeniyorum” diye. Gülüyorlardı bana. Alay ediyorlardı.

İşte, doğrulandı. Gayet yakışıklı, eli yüzü düzgün, mazbut, işinde-gücünde, içkisi-sigarası-kumarı olmayan ideal bir damat adayı. Makyaj yapıyor ve poposunu açıyor bazen ama olsun. O kadar kusur kadı kızında da olur.

Yılın dizisi: Aşk-ı Memnu. Konuştu ve konuşuldu. Hâlâ konuşuluyor. Çok fazla “konuşmak” deyince kelimenin anlamını unuttum. Ne diyordum ben?

Yılın kadını: Bülent Ersoy. Neden? Çünkü çok ihtişamlı aynı zamanda kadınlık müessesine faydası büyük. Bence herkesin bir Bülent Ersoy maskesi olmalı. Maske-makyaj. Sabah, maymun gibi, gözaltlarında Migros torbalarıyla kalkınca, hop, takıvereceksin onu.

Beş dakika içinde hazırsın. Bu maske kadınları büyük bir ezadan kurtarır, yemin ediyorum. Bir kadın için evden çıkmadan önce gerekli olan minimum bir saat, olur 10 dakika. 3 milim inceliğinde, dudaklı-mudaklı, çizgi kaşlı, örümcek kirpikli, göz altları itina ile beyazlatılmış, elmacıklar bronzer ile parlatılmış tam teçhizatlı bir maske. Bir kadın daha ne ister. Üstünüze de devekuşu tüylü, tosbağa zırhından yapılma, altın varaklı bir kostüm giydiniz mi tamam. Tak ve çık. İşte o zaman on numara bir insansın. (Geçmiş olsun Bülent Ersoy. Hemen iyileş Bülent Ersoy!)

Yılın on numaralarına devam

Yılın yasağı: RTÜK, Nip/Tuck dizisi için “Çiftler çıplak halde sevişirken ekrana getirilmektedir” uyarısında bulundu.
Peki ya ne yapacağıdı.

İnsanlar sevişiyormuş, üstelik çıplak sevişiyormuş. Duy da inanma. Çocuklarımız kötü etkilenecek, sus sus.

Tamam, bundan sonra giyinik sevişeceğimin taahhüdünü veriyorum. ızci sözü. Siz de kıyafetlerinizle sevişiniz. Sevişme sahnesi olunca zap yaparak kanala ceza veriniz. Veriniz ki RTÜK akla ziyan bir cümle kurmasın. Konuşmasın ve konuşulmasın.

Yılın kahkahası: Elbette ki Saba Tümer. O nasıl bir kahkahadır. O kahkahayı duyunca olduğun yerde kalırsın. Ne iş yapıyorsan bırakırsın. Sadece ekrana bakarsın. Boşuna dememişler “Saba Tümer kahkahası” diye... Bu cümlede de üç kez kahkaha deyince anlamını unuttum. Ne demekti kahkaha? 

Yılın en beklenen albümü: Candan Erçetin. Siz deyin Greta Garbo, ben diyeyim Rita Hayworth. Siz deyin Jean Harlow, ben diyeyim Ava Gardner. Siz deyin Bette Davis, ben diyeyim Judy Garland. Siz deyin Marlene Dietrich, ben diyeyim Olivia de Havilland. Siz deyin Vivien Leigh, ben diyeyim Claudette Colbert.
Ay yoruldum. Vallaha eteğimdeki tüm isimleri döktüm. Benzetilecek biri de kaldıysa artık o yıllardan, ben bilmiyorum!

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI