Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yılın Adamı: Orijinal-Türkçe altyazılı

Seçim sonuçlarının bu denli şaşırtıcı çıkması, geçen yıl izlediğim bir Hollywood filmini çağrıştırdı bana.

"Man of the Year" (satın almak için: tinyurl.com/2459rb), Türkiye’de de "Yılın Başkanı" (Türkiye’de DVD’si çıkmadı henüz) adıyla vizyona girmişti.

Filmin kahramanı Tom Dobbs (Robin Williams) zaman zaman politikacıları da iğneleyen bir TV komedyenidir. Bir gün stüdyodaki seyircilerden biri Dobbs’a yaklaşan ABD Başkanlık seçimlerinde adaylığını koymasını önerir. Dobss da öneriyi benimser ve yarı şaka yarı ciddi adaylığını açıklar.

Öte yandan bu seçimlerde ABD’de ilk kez yeni bir bilgisayar sistemi kullanılacaktır. Oyların daha hızlı sayılmasını ve sonuçların daha çabuk alınmasını sağlayacak bu sistem Delacroy isimli bir bilgisayar şirketince geliştirilmiştir. Ne var ki, bilgisayar yazılımında bir hata vardır. Ancak seçimler yaklaştığından hatayı düzeltmek için zaman kalmamıştır. Bilgisayar şirketinin hırslı yöneticileri hatayı herkesten gizlerler.

Seçimlerden önce yapılan kamuoyu yoklamalarında Dobbs’un oy oranı düşük gözükmektedir. Kimse Dobbs’a şans vermemektedir.

Seçimler yapılır ve eyaletlerden sonuçlar gelmeye başlar. Kırsal kesimden gelen ilk sonuçlar şaşırtıcıdır. Dobss’un Virginia’da, Kuzey Karolayna’da kazandığını gösteren sonuçlara herkes şaşırır ama büyük eyaletlerden farklı sonuçlar geleceğini düşünürler. Ancak Kaliforniya’dan, New York’tan, Teksas’dan gelen sonuçlar da farklı değildir. Dobss büyük şehirlerde de öndedir ve ABD Başkanı seçilir.

Tüm dünya gibi Dobbs ve ekibi de şaşkınlık içindedir. Tek şaşkın olmayan kişi Delacroy’da çalışan ve sistemdeki hatayı bilen Eleanor’dur. Dobbs’un ismindeki çift "b"nin bilgisayar sistemini yanılttığını ve oylarını yüksek saydığını uzun uğraşlardan sonra ulaştığı Dobbs’a anlatır.

Dobbs ikilemde kalır. Her şeyi gizleyip ABD Başkanı olmak elindedir. Öte yandan vicdanı dürüst olmasını, gerçeği bir basın toplatısıyla açıklamasını fısıldamaktadır. Sonunda kararını verir...

Türkiye’nin kahramanı Tayyip Erdoğan İmam Hatip mezunu bir futbolcudur. Herkesin bildiği süreçlerden geçerek önce İstanbul Belediye Başkanı olur, sonra da Başbakan. Adı Cumhurbaşkanlığı adaylığı için geçerken, meclis fesholur ve erken seçim kararı alınır.

Bu seçimlerde Türkiye’de ilk kez yeni bir bilgisayar sistemi kullanılacaktır. Oyların daha hızlı sayılmasını sağlayacak Seç-Sis isimli bu sistem Sun Microsystems sunucuları, Java yazılım teknolojisi ve Oracle veritabanı kullanılarak Havelsan tarafından geliştirilmiştir. Sistemde bilinen bir hata yoktur.

Yapılan kamuoyu yoklamalarının biri hariç tümü, Tayyip Erdoğan’ın seçimde kan kaybedeceğini göstermektedir.

Seçimler yapılır ve şehirlerden sonuçlar gelmeye başlar. Tayyip Erdoğan seçimden beklenmedik yükseklikte bir oy oranıyla galip çıkmıştır.

Tüm dünya gibi isminde çift "y" olan Tayyip Erdoğan ve ekibi de şaşkınlık içindedir. İki hikaye arasındaki paralellik de bu noktada bitiyor.

Türkiye’deki bilgisayar sisteminin geliştiricileri Havelsan, Sun Microsystems ve Oracle, kaliteli işleri ve güvenilir çözümleriyle tanınan şirketler. Türkiye’deki sistemde bir hata olma olasılığı yok denecek kadar düşük.

Komplo teorilerine asla yüz vermemişimdir. Hiçbirine inanmam, deli saçması bulurum. İki hikaye arasındaki paralellik, Tarhan Erdem’in tahminleri ile seçim sonuçları arasındaki paralellik kadar şaşırtıcı olduğu için ilginç geldi, paylaşayım dedim. Maruzatım bundan ibarettir.

Güzel ve dahi mecliste

Sabah’ın yalancısıyım; AKP’den milletvekili seçilen Osman Yağmurdereli ilk demecini "magazine çekidüzen vereceğim" diye vermiş.

Aman dikkat Sevgili Yağmurdereli. Sevilen kişiliğiniz ve başarılı sanatçılığınızla mecliste sizi bekleyen çok daha önemli konular var.

Milletvekilliğinizi magazinle uğraşmaya harcarsanız, kendisinin magazinci olmasına bakmadan sürekli magazincileri aşağılayan Okan Bayülgen’e, ciddi yazılar yazmaya soyunup ikide bir magazin yazan Engin Ardıç’a dönersiniz sonra.

"Kimin kiminle flört ettiği kimseyi ilgilendirmiyor" demişsiniz.

Okan Bayülgen de reytingde geçildi diye kıskançlık krizine girmiş ve "Güzel ve Dahi"yi seyredenleri, yani düne kadar memnun olduğu kendi seyircilerini suçlamıştı.

Kimin kimle flört ettiği kimseyi ilgilendirmiyorsa kim seyrediyor bu programları, kim okuyor bu haberleri? Magazinle uğraşmaktansa, insanları kimin kiminle flört ettiğiyle ilgilenmeyecek seviyeye getirecek eğitim politikalarına odaklanın.
X