Gündem Haberleri

    Yıldız Parkı'na modern darbe

    Hürriyet Haber
    03.03.1999 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Büyükşehir Belediyesi'nin Yıldız Parkı'ndaki bakım ve onarım çalışmaları, tarihi ve mimari özellikleri bozduğu gerekçesiyle eleştiriliyor. III Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Müdürlüğü ise, kuruldan izin alınmadan bu tür bir çalışmanın yapılamayacağını açıkladı.

    Uzak va yakın tarihimizde yaygın olarak 'Has Bahçe eğlenceleri' ile bilinen Yıldız Parkı son dönemdeki bakım ve onarım çalışmalarıyla da yeniden gündemde. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin 98'in ikinci yarısında başlattığı ve Kılıçlar İnşaat tarafından yürütülen bu çalışmaların parkın tarihi yapı ve mimarisini bozduğu iddia ediliyor.

    1600'lü yıllardan itibaren Osmanlı tarihinde ilginç dönemlere tanıklık eden Yıldız Parkı'nın özellikle 18. yüzyılın ortalarından itibaren önemini gittikçe arttı. İstanbul Ansiklopedi'nde Yıldız Parkı maddesinde, ‘‘II. Abdülhamid tahta çıktıktan sonra, kendisine iki tahddan indirme olayını hatırlatıp duran Dolmabahçe'den ayrılıp Yıldız Sarayı'na yerleşince, bu çevreyi yeni köşkler ve pavyonlarla genişletirken; deniz kenarındaki yoldan itibaren koruluğu, tepedeki yeni sarayına, Yıldız'a bağlattı. Çevredeki arsaları da katarak ormanı Ortaköy'e doğru genişletip büyüttü ve yabancı kalabalık bir uzman, mimar, bahçıvan kadrosuna büyük paralar harcayarak, 'koruluğun her metrekaresine altın döktü,'’’ deniyor. Şu anda şikayete neden olan bakım onarım çalışmaları da bu dev kadro tarafından yapılan düzenlemeler üzerinde yapılıyor.

    İnsan Yerleşimleri Derneği'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna'ya verdiği dilekçede, ‘‘... Bu mimari çevre düzenlemelerinin temel özelliği mevcut topografyayla bütünleşmek ve doğadaki oluşumlarla ayırdedilemeyen yapay bir çevre yaratmaktır. Bu yüzden örneğin klasik dönem mimarisinde olduğu gibi yüksek havuzlar, parapet duvarları, bordürler yer almaz. Tam tersine su tıpkı doğada olduğu gibi çukurlarda yer alır, göletler su ile dolu olduğundan duvarlar gizlenmiş olur ve toprak ile su duvar ile ayrılmaz. Tıpkı doğada olduğu gibi toprak, dal, yaprak da suyun içine dökülürse dökülür. Bu düzenlemenin -istenen- temel özelliğidir. Şu anda yapılan yükseltme işlemi, su kenarlarında oluşturulmuş olan yapay kayalıkları yok etmekte, su kenarlarında görünen ve son derece kötü işçilikli bir yükselti oluşturmaktadır,’’ deniyor.

    Bir sıra taş yaptık

    Konuyla ilgili olarak görüşünü aldığımız Büyükşehir Belediyesi Yapı İşleri Müdür Yardımcısı Yunus Balta ise eleştirileri şöyle cevaplıyor: ‘‘Derneğin itiraz ettiği bir sıra taş yaptık; amaç, arkasına oluk yapıp eğimli zeminden gelen toprak ve çamurların havuza girmemesini sağlamak. Dernek buna karşı çıkıp, doğal halinde bırakın diyor. Zaten şu andaki hali doğal hali. Ama içi çamur, toprak dolmuştu ve kullanılmıyordu. Biz dolayısıyla kaskatların, fıskıyelerin çalışmasını istedik. Ama bunları yapmazsak, çalışması mümkün olmaz. Arazide 70-80 derece eğim var. Belki de yapıldığında arazinin yapısı bu değildi ve bu eğimle de tüm toprak, çamur havuzun içine doluyordu.’’

    Yunus Balta, art-nouveau mimari karakterli yapay su oyunları düzenlemesi üzerinde yapılan bu çalışmayla ilgili Kültür ve Tabiat varlıklarını Koruma Kurulu'ndan izin alınıp alınmadığı konusundaki sorumuza ise, bu çalışma için izin almadıklarını ancak, parkın yıkılan dış duvarının onarımı sırasında kuruldan izin aldıklarını söylüyor. Balta, ‘‘Orda yeni bir yapılaşma yok. Mesela bordür kırılmış, bunun için kurula gitmemiz gerekir mi bilmiyorum,’’ diyor.

    Ancak İnsan Yerleşimleri Derneği'nin İstanbul III. Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Müdürlüğü'ne inşaatın durdurulması için yaptığı başvurunun cevap metnine, ‘‘Konunun incelenerek kurulda değerlendirilmesi amacıyla gerekli belgeler ile birlikte müdürlüğümüze ivedilikle bilgi verilmesi, kurulumuz izni olmadan parselde hiçbir uygulama yapılamayacağı hususunda bilgilerinizi ve gereğini rica ederim,’’ deniyor. Yani anlaşılan kurulun yapılan bu çalışmadan haberi yok. Cumhuriyet'in ilanından sonra yoğun olarak bakımsızlığa terk edilen, içindeki köşkler 20-30 yıl ara ile çeşitli kamu kurumları arasında el değiştiren, 1979'da Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu tarafından bakım ve düzenlenmesi üstlenilen Yıldız Parkı geçmişiyle karşılaştırıldığında epey bir yol katetmiş görünüyor. Ancak ortada duran bir başka gerçek, Türkiye'nin tarihi eserlerin bakım, onarım ve restorasyonunu uluslararası standartta gerçekleştirememesi.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı