Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Yıkmamız lazım, yıkamıyoruz!

    Hürriyet Haber
    29.07.1999 - 00:00 | Son Güncelleme: 29.07.1999 - 00:01

    Beyoğlu Belediye Başkanı Kadir Topbaş Vakıf arazilerindeki işgallerle başedemediklerini söylüyor

    İstanbul'un pek çok açıdan en hareketli ilçelerinden biri Beyoğlu. Ekonomik, sosyal düzeyi ve etnik yapısı farklı pek çok kesimi bir arada barındıran Beyoğlu'nun sorunları da mahalleden mahalleye değişiyor. Beyoğlu'ndaki bu farklı sesleri bir halk meclisi oluşturarak bir araya getirmeyi planlayan yeni Belediye Başkanı Kadir Topbaş ile Beyoğlu'nun sorunlarını ve halkın taleplerini konuştuk.

    Başkan seçildikten sonra insanlar en fazla hangi taleplerle sizi ziyaret ettiler?

    İstanbul göç almaya ilk Beyoğlu'ndan, Kasımpaşa-Okmeydanı bölgesiyle başladı. Bu göç alan, işgal olan yerler de hazine arazilerinden ziyade vakıf arazileri. Yıkmanız lazım, fakat yıktığınız zaman binlerce insanı ilgilendiriyor, sokakta kalacaklar. Artık önüne geçilmesi mümkün değil, tapu tahsis belgeleri gibi işe yaramayan binlerce umut dağıtıldı ve bugüne kadar geldi. Bu bölgelerde dört kata kadar bir yapılanma olduğunu tespit ettik. Bizden önceki yönetimde de dört kat sınırlaması getirilmiş. Seçim döneminde de ‘‘Dört katın üzerinde gördüğümüz yerlere müdahala edeceğiz, yıkarız’’ dedik. Nitekim 27 tane tespitimiz var. Bunlarla ilgili yasal işlemlere başlandı ve geçen hafta altı tanesini yıktık.

    Bu konuyla ilgili olarak sizinle görüşmeye gelenler oldu mu?

    Kararlılığımızı gören müteahhitler, kalfalar bizimle bu konuyu görüşmek üzere gelmek istediler. İstemedim, ‘‘Hele beni ikna toplantısı ise kabul etmiyorum,’’ dedim. Meclisi, encümeni topladık; kararımızı anlattık, onlar da ‘‘Tamam başkan’’ dedi. Ama randevu vermediğimiz halde geldiler ve mutlaka sizinle görüşeceğiz dediler. Meclis salonuna aldık onları. ‘‘Geçmişten sözlerimiz var. Beşinci katları satıp paralarını aldık. Bu iş artık bizim namusumuz olmuş. Bir beş yıl bekledik, gerekirse bir beş yıl daha bekleriz. Biz bu beşinci katları tekrar yapacağız. Çok ciddi cezalar ödeyelim ama bizi affedin’’ dediler. ‘‘Siz ne istediğinizin farkında mısınız?’’ dedim, ‘‘Okulda derslikler 60-70 kişi ve siz şimdi bu sınıflar 80-90 kişi olsun diyorsunuz. Siz bu talebinizle nüfusun yüzde 15 artmasını istiyorsunuz.’’ Baştan beri en sert davranan bir müteahhit kalkıp, ‘‘Başkan doğru söylüyorsun,’’ dedi. Şu ana kadar gerçekleştirilen altı yıkımdan iki tanesi ekip gitiğinde, ‘Ben kendim yıkarım’’ demiş ve yıkmış. Bir tanesi de, ekipler yıktıktan sonra hemen tekrar toparlamaya çalışmış katı ama ekipler yeniden gidince, ‘‘Tamam anladım, kararlısınız. Ben kendim yıkıyorum ve bir daha yapmayacağım’’ demiş.

    Zengin ilçe değiliz

    Talepler genel olarak hangi başlıklar altında toplanıyor?

    Beyoğlu'nu dışardan algılamak farklı, içinde yaşamak farklı. Zannedildiği gibi çok zengin bir ilçe değil. Birçok farklı kimliği, konsoloslukları, ticari merkezleri barındıran, kültürel merkez olan ama sorunları da olan bir bölge. 250 bin nüfusun büyük bir bölümü, ikinci bölge dediğimiz, Dolapdere, Çağlayan, Hacıhüsrev, Okmeydanı'nda yaşıyor. Her mahallenin de farklı talebi var. Şu dönemde bizi en çok üzen, ekonomik sıkıntı ve yoksulluk seviyesinin had safhaya ulaşması. İşsizlik fazla. Geçenlerde bir bayan geldi, kapı açıktı ve kapıda ağlıyordu, ‘‘Kocama iş istiyorum,’’ dedi. Kocası da çocuğuyla dışarda bekliyor. Memleketine dönmesini, yol parası konusunda yardım edeceğimizi söyledim ama orda da durumlarının kötü olduğunu söyledi. Bizi şu anda en fazla sıkıntıya sokan konu iş talepleri.

    İşsizlik ve kaçak yapılaşmayı hangi sorun izliyor?

    Trafik ve otopark. Bunu mutlaka çözmeliyiz ama nasıl? Taşıt pulu gibi trafik pulunun olması gerekiyor. 3 aylık, ya da bir yıllık bir ücreti olmalı bunun. İlçe belediyeleri belli bir heyetle birlikte otopark için yerleri belirleyelim, o yerlere bu pullu araçlar park etsin, onun dışındakiler hep çekilsin.

    Galata yayaların

    Tarihi merkezlerdeki otoparkların kaldırılması kararı nasıl uygulanacak?

    Tarihi bölgelerin tamamen trafikten arındırılmasından yanayım. En azından Sultanahmet ve Beyoğlu'nda bir bölgenin artık yaya bölgesi olması lazım. Mesela Galata çevresi yayalaştırılmalı. İnsana saygı diyoruz ama adım atacak yer yok.

    Bölgedeki hastanelerin büyüme eğiliminin önüne nasıl geçeceksiniz?

    Başedemiyoruz. Yerel yönetimlerin yetkilerinin artırılmasını istememizin nedenlerinden biri de bu. Bir yerde büyümeler yaptığınızda, bunun altyapısını düşünmediğiniz zaman, o sirkülasyonu oraya nasıl taşıyacaksınız? Sirkülasyon oraya geldiği zaman çevredeki yaşam ne hale gelecek? Bir yerin kendi özel dokusuna müdahale ediyorsunuz, bozuyorsunuz; ama daha önce oranın doğal bir yerleşimi, yaşantısı, insan sayısı, esnafı var. Sorunların çözümü var ve geleceğe bırakmadan mutlaka çözmek lazım. Diyalogdan kaçmıyorum, makul ölçülerde çözüm bulabiliriz.

    450 sahipsiz bina

    DÖRT DÖRTLÜK plan yapmanız mümkün değil. Her plan tartışılır. Size göre çok doğrudur ama bazılarına da göre bu binaların bazılarını korumaya gerek yoktur, ya da sokağın dokusunu hiç bozmayın da diyebilirsiniz. Bunlar hep mantığınızla ilgili. Ama bu konuda arkadaşlara talimat verdim, tescili yapılmamış binaların tesbiti yapılsın diye. Ayrıca daha önce arkadaşlarımızın yaptığı bir çalışma var. 450 kadar maliki belli olmayan sahipsiz bina saptanmış bölgede. Bunları sahipli hale getirmenin bir yolunu arıyoruz. Örneğin bunlardan geçmiş beş yıldaki emlak ve çevre vergisini faiziyle birlikte isteyelim, icra yoluna gidip, satışı isteyelim ki birileri maliklensin.

    Korunan binaya ödül

    BİZİM bölgemizin koruma planları da Büyükşehir'e verilmiş onlar yapıyor. Bunların bize verilmesini talep ediyoruz. Artık kültürel miras dediğimiz binalar hızlı bir biçimde yok olup gidiyor. Maddi arzular ve hırslar insanları bu binaları yıkıp yerine otopark yapmaya ya da yerlerine yeni farklı binalar yaparak rant elde etmeye itiyor. Ama bu yıkımlardan sonra ah vah etmeniz onları geri getirmiyor. Kültür Bakanlığı'ndan destek almamız ve insanları korumaya teşvik etmemiz gerekiyor ama biz bunu yapamıyoruz. Vatandaş da bunları ayakta tutmayı pahalı buluyor, yaşatamıyor. Bir de kurullardan kararlar erken çıkmıyor. Her yıl, restore edilen bir binaya Beyoğlu Sanat Ödülü verelim diye düşünüyoruz. Bu bir teşviktir diye düşünüyoruz.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı