Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yetiş Ayşe

Bir asker yüreği açılımı

Geçen gece  tesadüf eseri bir askerimizle yaklaşık üç dört saat kadar  sohbet ettim. Kendisi aynı zamanda bir gazi. Benimle paylaştıklarının bir kısmını kendisinin de izniyle yayımlamaya karar verdim.
Bana anlattıkları, içinde kopan fırtınalar ve yaşadıkları, benim aldığım notlar elbette bunlarla sınırlı değil. Ama onları yayımlamam da bazı nedenlerden ötürü mümkün değil. Buyurun buradan okuyun.

(Kendisi adını vermemde bir sakınca görmedi ama ben yine de soyadını saklamayı uygun buldum, ne olur ne olmaz diye)
 
Hakan K - İyi geceler

Ayşe Hanım geçen akşam şehit Anası Yüreği Açılımı başlıklı yazınızı gözyaşları içinde okudum.
Bir Güneydoğu gazisiyim. Gazeteciyim, ayrıca serbest çalışıyorum. Bazen düşünüyorum; “Hakan senin gibi kaç kişi VATAN'ın ne demek olduğunu bilir,” diyorum kendi kendime, “ sıcak ekmeğin, çayın, tarhana çorbasının ve hatta bazen de sıcak bir gülümseyişin?” İşte biz bunların farkındayız ya buradakiler farkında mı?

Hala askerlikten kurtulamamış biriyim ben. Bugün tekrar çağırsalar diye düşünüyorum bazen.
Aynı heyecanı yaşıyorum ama nafile, gidenler geri gelmiyor.

Neyse…

Benim çok şükür sağlığım yerinde ama küçük bir yara aldım sol ayak bileğimden. Bir el bombası ile yaralandım. 11 can verdim dağda… Üçü kucağımda şehit düştü arkadaşlarımın. Bugünlerde uyku haram bana. Her gece bir öfkeyle, bir sinirle… İnsanların psikolojisini bozmaya gerek yok. Bizim psikolojimiz zaten bozuk. Nişanlımdan ayrıldım. Askerlikten hala kopamadım.

Savaşmaksa yeniden,  tamam.  Ne yapmam gerekiyorsa yeniden, tamam. Can vermem dahi gerekse hiç, hem de hiç çekinmeden giderim gülümseyerek ölümün üzerine. Ölümün üzerine bu vurdumduymazlık, yaşananlar ağır geliyor. Yiğidi gül ağlatır, gam öldürür derler. Aynen öyle…

- Ben bu açılım meselesine şiddetle karşıyım; Açılımmış. Neye, kime, neden? Çoğumuz maaş bile almıyor bu devletten. Hatta gazilik maaşlarımızı bile Mehmetçik Vakfı'na bağışladık.

- Ben de yazılar yazarım. Fakat bugüne kadar kendi durumumu, psikolojimi hiç yazmadım. Üç gün boyunca yolunu kaybetmiş ve yanında şehit arkadaşı ile dağ başında kalan bir askerin psikolojisi sizce nasıl olur? Bugünkü açılım mevzusuna ne der?  Üstelik, yaklaşık 8-9 saat arkadaşını kurtarabilmek için mücadele etmiş, fakat kurtaramamışsa… Çaresiz kalmış, ölümünü seyretmişse… Ne der bu asker?

-AYŞE: Ben sizin sesiniz olmaya hazırım.

Hakan K- Biz yaptıklarımızı ve başımızdan geçenleri anlatalım diye yaşamadık. Kim günde en az bir kere ağlayarak uyanır? Kim kaç kez rüyalarında çatışmaya girer?  Kaç kez şehit arkadaşları ile beraber olur rüyalarında? Candan öte can olmuşuz biz. Bir sigarayı dört kişi paylaştınız mı hiç? Ya da kim pet şişede demlediğimiz çayın keyfine bizim kadar varabilir? Aslında anlatılacak çok şey var ama masal gibi geliyor İstiklal'de yürürken çevremdekilere…

- Tophaneliyim ben. Cezayir Sokağı’nın hemen altından. Bunları anlatsak ne değişecek ki? İnsanlar umursamaz. Kimse bana, bize acısın istemiyorum ki ben de kendime acımıyorum zaten. Biz öyle gerektiği için oradaydık. Biz o mücadeleyi vermemiz gerektiği için oradaydık. Verdik de zaten… Kaç kez ufak tefek anlatmayı denedim masada otururken, herkes eğlenirken, insanlar eğlenirken olmaz dedim kendi kendime.

Haberleri seyretmiyorum artık.

Ne ilginçtir ki ben bir gazeteciyim.
 
Bizi asıl öldüren ne biliyor musunuz? Kurşun, el bombası, mayın değil…
Siyaset…
Umursamazlık…
Bencillik…
Saygısızlık…

Ben bir mağara adamıymışım. Dağlardan inememişim, öyle diyor nişanlım.
Hakkı var, keşke inmeseymişim. Uzun süredir boşladım her şeyi. Zaten çalışmıyorum da artık. Ufak bir birikimim var. İdare etmeye çalışıyorum kendimce. Neyse daha fazla başınızı ağrıtmak istemiyorum, zaten bir şeyler değişmeyecek bunları konuşunca…

- AYŞE: Hayır bunları paylaşmamız çok önemli. Pazartesi günkü Şehit Anaları yazısından sonra e-postalar kilitlendi. Sen - ben yazmazsak kim yazacak, kim konuşacak bunları?

Hakan K : - Defalarca okudum yazınızı ve çok ağladım. İçim titredi okurken. Ben de size yazmak istedim sonrasında.

- AYŞE: Evet, bana yolladığın yazı o kadar duyguluydu ki, sanki tüm askerler konuşuyor gibiydi.

Hakan K : - Bugünlerde pekiyi değilim. Bir doktor şart oldu ama tekrar hastane hayatı yaşamak istemiyorum. Biliyorum ki ayakta kalmalıyım.

- AYŞE: Kalmalısın ve kalacaksın. Sen bu ülkenin en büyük değerlerindensin. Sen gerçek Atatürk evladısın.

- Hakan K : Ben hiçbir şeyim. Bizde birey önemli değildir. Bu milletin bölünmezliği için savaş verdik, o kadar. Bizi öldüren dağdaki savaş değil, buradaki siyaset! Biz boşuna mı öldük?

Sözün bittiği yer… Yorum sizlerin…

NOT: Allah’tan şehitlerimize rahmet, ailelerine sabır, gazilerimize acil şifa diliyorum.
Terörü de lanetliyorum. Ramazan günü can almak nasıl bir ruh halidir bilemiyorum. Allah’a havale ediyorum hepsini.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI