Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yetiş Ayşe

KIZIM İÇİN, BILDIRCINIM İÇİN

 

Ayşe Abla, sana nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum.

 

Çok ama çok teşekkür ederim. Bizi nasıl mutlu ettiğinizi anlatmaya kelimeler yetmez. Sizden kızım için yardım sever insanlardan kıyafet istemiştim.

Dilek Hanım ve Zuhal Hanım’dan iki paket geldi. Bunları kızıma kış boyunca hiç sıkıntı çekmeden giydirebileceğim.

 

Onlara ve size çok ama çok teşekkür ediyorum. Siz bizim derdimize derman oldunuz,  dilerim siz de hiçbir zaman sıkıntıya düşmeyin. Sevgilerimle

 

CEVAP: Gerçekten bunları duyduğuma çok sevindim. İnşallah kızın ve sana bu kıyafetler uğurlu gelir. İkinizi de sarılarak öpüyorum. Dilek ve Zuhal’e de tekrar teşekkür ediyorum bu güzel paylaşımları için.

 

…………………..

 

NİŞAN KIYAFETİ

 

Ayşe Hanım selamlar,

 

İsmim H., 36 yaşındayım. 10 gün önce nişanlımdan ayrıldım. Nişanda giydiğim elbisemi ihtiyacı olan birine hediye etmek istiyorum.

 

38 beden olan elbise ekli dosyada görebileceğiniz üzerimdeki elbisedir. Bu konuda yardımlarınızı bekliyorum.

 

Günlük yazılarınızı büyük bir keyifle okuyorum. Yazdıklarınızdan, yaşadıklarınızdan, paylaştıklarınızdan ders çıkarmak benim için büyük keyif.

 

Yaşadıklarımızın çevremizdeki insanlara mum ışığı bile olsa yol göstermesi benim için çok önemli. Bu nedenle hepinize sonsuz teşekkürler.  

 

Bahsettiğim konu aklınızın bir ucunda bulunur da ihtiyacı olan kimselere ulaştırmam konusunda destek verirseniz çok ama çok mutlu olurum.

 

Dağınık bir mail oldu kusura bakmayın.  Beynim nasıl karışıksa mailim de öyle oldu.

 

Kendinize çok iyi bakın, Allah'a emanet olun.  

 

Sevgiler.

H.

 

CEVAP: Sevgili H. Öncelikle geçmiş olsun. Nişanlından ayrılmışsın. Ancak her şerde bir hayır vardır. Eminim senin için böylesi çok daha hayırlı olacaktır. Kıyafetin de inşallah yeni sahibesine uğur getirir. Öpüyorum.

…………

 

BURDAYIM, ÇÜNKÜ BEN DE ANNEYİM

 

Sevgili Ayşe Aral,

 

Yazılarınızı düzenli takip eden okurlarınızdan biri de benim hem de severek, zevkle, sizinle gurur duyarak.

 

38 yaşındayım, her gün saat 15.00 -16.00 gibi yazılarınızı okumayı iple çekiyorum, çalışıyorum; özel sektör malum.

 

Binlerce kez yazmayı istedim, beni durduran neydi, neden yazmadım, ürktüm mü, korktum mu bilmiyorum.

 

Ahhhhh Ayşe Aral, yazılacak öyle çok şey var ki, korkuyorum. Ne geçmişe gidip eskiyi hatırlamak ne de vaktinizi almak aslında istediğim ama size muhtacım.

 

Belki de bunca yıl sonra benim ilk psikoluğum olacaksınız ki; hiç gitmedim çok istediğim halde, kendi kendimi iyi etmeyi istedim. Başardım mı?  Bilemem.

“Kızım olmadan asla”  filmini aratmayacak bir hikâyem var aslında. Depremden çıkmış gibiydim ilk geldiğimde Türkiye’ye tarih 04.06.2004.

Bahreyn'de evlendim. Bahreyn'li bir beyle ve hayatım boyunca işlediğim ve işleyeceğim bütün günahların bedelini ödeme vaktiymiş gibi geçti onca senem onunla oralarda.

Cezaydı o adam bana, evet evet cezaydı. Yıllarımı aldı Allah’ım ne yaptım da bu adamla cezalandırıldım sorusuyla boğuşmalarım.

2 çocuk, dünya tatlısı, her şey onlar içindi.

 

Ama baktım ki işkencelerin ardı arkası kesilmiyor, öleyim diye bekleniyor; ben benden gitmeden, çocuklarım benden koparılmadan gelmek en iyisiydi ülkeme. Ama ne gelmek, gelmek istesen de gelemiyorsun.

 

Çocuklarımın pasaportu elimden alınmış, ben eve hapsedilmişim. Allah’ım, hatırlamak bile istemiyorum. Son kez doğrulmuştum o yataktan o sabah en güçlü halimle. Bir çözüm bulmalıydım, kurtulmalıydım ondan ve oradan. Kimse yardım etmedi bana, hep yalnızdım. İnsanların, inşallah, maşallahtan öteye gitmedi yardımları. Cehennemi yaşadım ben. Yine de kimseye kırgın, kızgın değilim.

Çocuklarımı Türk vatandaşlığına geçirip, kendi pasaportuma işletmeyi başarmıştım. İçim buruktu tam da sevinmem gereken yerde.

Kurtuluyordum artık ondan aslında ama evliliğiniz burada gerçekleştiği için, Türkiye’de evlenmediğiniz için çocuklarınız sizin soyadınızı taşıyacak dedi büyükelçiliğim. İtiraz ettim, onların babaları var, siz biliyorsunuz burada evlendiğimizi, doğum belgelerim var.

 

Bu çocuklar piç değil diye itiraz ettim. Ama onların da yapacak bir şeyi yoktu, prosedür böyleydi ve onlar gerekeni yapmak zorundaydı.

 

İçim buruk terk ettim büyük elçiliği ama çocuklarım benim soyadımı taşıyarak da olsa artık Türk vatandaşıydılar ve benim kaçıp kurtulmama az kalmıştı.

 

Planlarımı çok iyi yapmalıydım. Ama şimdi çok iyi anlıyorum aslında daha hayırlıymış onların Türk vatandaşı olarak benim soyadımla Türkiye’ye giriş yapmaları, yoksa çoktan kaybedebilirdim onları eğer Bahreyn pasaportuyla giriş yapsalardı ülkeme; taşına, toprağına kurban olduğum ülkeme.

 

Sevdiğim bir kaç kişinin yardımıyla ben o kâbus dolu ülkeden uyandım, aslında anlatacak neler var neler ama ben değerli vaktinizi almak istemiyorum Ayşe Hanım.

 

Evet, 04.06.2004 ben İstanbul’a uyandım zor bir yolculuktan sonra. Oğlum 5, kızım daha 2 yaşındaydı henüz. Kelle kucakta geldim gibi bir şey oldu bu.

Çocuklarımın perişanlığını, gözlerindeki korkuyu, oğlumun her 5 dakikada bir uyanıp; “Mama ya babam bizi burada yakalarsa?” diye kâbuslarından uyanıp bana sokulduğunu asla unutmayacağım.

 

Her gün binlerce kez şükür ettiğim bir ailem vardı artık yanımda, daha doğrusu ben onların yanındaydım artık. Köyde büyüdük biz, anamın toprak kokusu mis gibi gelir hala bana.

 

Çalışıyorum Ayşe Hanım, E.’liyim, ailem maddi olarak güçlü değildi ama ben güçlü olup çocuklarıma güç vermek zorundaydım. o depremden çıkmış olan ben, derin bir nefes alıp, çocuklarımı da, canım annemi de yanıma alıp İstanbul’a geldim.

 

Çocuklarım büyüyor, ikisi de okula gidiyor mahalle okulunda, ikisiyle de gurur duyuyorum, Allah bana sağlık, uzun ömür verdiği müddetçe onlar için nefes alıp vereceğim.

 

Babaya gelince, bizi aradı mı; evet, tehdit etmek, korkutmak, geri dönmemizi istemek için. Ama asla ve asla çocuklarına yardım etmedi bunca yıl, ne zaman yardım istesem nasıl aldıysan öyle de bak cevabını aldım ve bir daha da asla ne ondan ne de kimseden yardım istemedim.

 

Özel sektörde çalışıyorum, evim kira, İstanbul’a geldiğimiz günden beri de S.’de aynı evde yaşıyoruz. Kimseye muhtaç olmadan yaşıyoruz, tam mı? Elbette değil ama kim tam yaşıyor ki, mutluyuz yine de.

 

Ama çocuklarımın bazı isteklerini karşılayamamak zoruma gidiyor Ayşe Hanım, son 3 yılım her ay çocuklarıma bilgisayar alacağım yalanıyla geçti, aha bu ay, yok olmadı öbür ay inşallah diğer ay.

Devam etti 3 yıl boyunca ve daha bir sürü şey. Hayatın bütün yükü omuzlarımda olunca maalesef bazı şeyleri atlamak zorunda kalıyor insan üzülerek de olsa. Oğlum çok akıllı, zeki. Ben onu dershaneye gönderememekten onu heba etmekten korkuyorum asıl olan, bilgisayar alamamaktan değil.

 

Çok mu uzun oldu?  Vaktinizi aldım değil mi çok özür dileyerek.

İhtiyacı olan ailelerin çocuklarına aylık 400TL ödenmesi ile ilgili bir yazınızı okudum. Devlet çocuklarıma bu yardımı yapar mı bilmem, hani çalışıyorum, sigortam var diye?

Keşke hiç istemek zorunda kalmasaydım da, güzel ülkemde ihtiyacı olan daha nice güzel çocuklara gitse daha yardımın yapılıp, yapılmayacağını bilmediğim bu para.

 

Sizinle konuşacağım çok şey var ama ben eminim fazlasıyla vaktinizi aldım ve sizin yetişeceğiniz daha bir sürü dert ve sorun var.

Her şeye, herkese yetişebilecek güç diliyorum Allah’tan size. Yolunuz açık, başınız dik ve hep mutlu olun Ayşe Hanım yavrunuz ve sevdiklerinizle birlikte.

 

Bana yazacağınız olumlu ya da olumsuz bir kaç satır da olsa cevabınızı dört gözle bekleyeceğim.

Her şey için şimdiden binlerce kez teşekkürler. Yüreğinizden öpüyorum sizi.

Eğer adımı yazmazsanız çok sevinirim Ayşe Hanım.

 

CEVAP: Seni tebrik ediyorum. Gerçekten film gibi olmuş yaşadıkların. Geçen haftaki bilgisayar talebine birkaç kişiden yardım önerisi gelmişti. Onlardan biri oğluna göndermek isterse sana yönlendireceğim. İnşallah güzel günler görürsünüz bundan sonra. Sevgiler.

 

………..

 

GURURLU ÇOÇUĞA BİLGİSAYAR

 

Sevgili Ayşe,

 

Gururlu çocuğumuza verilmek üzere bilgisayarım hazır. Yeter ki bana iletişim bilgilerini ilet. Böylece ben de elimde kalan bilgisayarımı ne yapacağım diye düşünmekten kurtulayım. Eğer İstanbul Anadolu yakasında ikamet ediyorsa ellerimle teslim de edebilirim.

Sevgiyle Kalın

 

Özlem   

 

CEVAP: Sevgili Özlem gururlu çocuğumuza sanıyorum bir şirket destek verecek. Teslimat kesinleşirse tekrar duyuracağım buradan. Ancak madem bilgisayarını bir çocuğumuza verip onu sevindirmek istiyorsun yukarıdaki epostadaki yavrumuza da gönderebilirsin arzu edersen. Bana bilgi verirsen iletişim bilgilerini gönderebilirim. Sevgiler.

 

……..

 

 İHTİYACI OLAN ÇOCUĞA BİLGİSAYAR

 

 

Merhaba Ayşe Hanım,

 

Selin Y. ben.

 Size derdimi açarak derman bulan bir okurunuzum. Annem şu an Almanya’da ve böbrek nakli 2 haftaya kadar yapılıyor, tekrar teşekkür ediyorum.

 

Bilgisayara ihtiyacı olan ufak kardeşime bilgisayarı ben almak isterdim ama maalesef. Eşimin bilgisayarına yeni monitör almıştık, diğer monitör bir kenarda duruyor. Öyle eski veya bozuk değil gayet iyi durumda. Ben en azından monitörü göndermek isterim. Gerisi de gelir inşallah diye umuyorum.

Lütfen cep numaramı ve email adresimi okurunuza iletirseniz monitörü hemen göndereyim.

Sevgiler.  Kendinize çok iyi bakın.  Hoşçakalın

 

Saygılarımla

 

SELİN  

 

CEVAP: Selincim yukarıda da belirttiğim gibi o yavrumuza yepyeni bir bilgisayar gidecek inşallah. Ancak senin ekranına da bir talep olursa iletirim sana. Desteğin için teşekkürler.

 

 

BİLGİSAYAR YARDIMI

 

Ayşe Ablam merhaba,

 

 

Yazını şimdi okudum bir öğrenci için bilgisayar isteyen bayana monitör klavye ve mouse verebilirim. Elimde olsa kasayı da verirdim ama pek sağlıklı değil, biraz eski sorun yaratabilir.

İsterlerse ve İstanbul içindelerse kendim de direk götürebilir elden teslim edebilirim. Telefonumu sana yazıyorum ama bilgilerimin gizli kalmasını istiyorum, seni seviyorum Ayşe Ablam öpüldün kocaman

 

Z.

 

CEVAP: Yukarıda yazdığım cevabı senin için de tekrarlıyorum. Desteğin için teşekkürler. Sayenizde pek çok yavrumuz bilgisayar sahibi olacak inşallah. Sevgiler.

 

………………………

 

 

YETİŞ AYŞE

 

 

Merhaba Ayşe Hanım,

 

Yazılarını zevkle ve ilgiyle okuyorum.

Başarılarınızın devamını dilerim.

 

İhtiyacı olan ailelerin çocuklarına aylık 400TL ödenmesi ile ilgili maili okudum.

 

Gerçekten çok ihtiyacı olan çocuklu aile tanıyorum. Ben elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyorum ama bunu yapması gereken aslında devlet.

 

Nereye kime başvurmak gerekiyor?

Telefonlarını vermem gerekirse; 0 ……….  

 

İsim ve telefon yayınlamazsanız ve kendileriyle görüşürken ismimi vermezseniz memnun olurum.

 

CEVAP: Ailenin numarasını ileteceğim. Onlar mümkünse gerekli işlemleri yapacaklardır.

 

……………

 

İŞ TALEBİ

 

Sayın Ayşe Hanım,

 

Sizin yazılarınızın müptelası olunca, size güvenebileceğime inandım.

Abim iflas edip çok borçlandı, her şeyi satıldı. Köyümüzde bulunan tek geçinebileceği tarım toprağı da icrada satışa çıktı, dolayısıyla köyde de çocuklarının karnını doyurabileceği bir toprağı kalmadı.

 

4 çocuğu var ve hepsi de öğrenci. Abim çok iyi derecede Japonca biliyor, Japoncasıyla çalışabilir umuduyla 53 işyerine mail attım, gazetelere; “Japonca, iş arıyorum” diye ilan verdim ama sonuç alamadım. Ben anlayamıyorum bu memleketin hiç mi dil bilen birine ihtiyacı olmaz? Sizin yazılarınızı da büyük bir keyifle takip ediyorum, artık tek umudum siz kaldınız.

 

Umarım sizden bir sonuç alabilirim. Abim ilkokul mezunu, 42 yaşında, E sınıfı ehliyet sahibi, çok iyi şoför.Türkiye’nin her yerinde çalışabilir. Şimdiden teşekkür ederim.

 

CEVAP: Abin senin gibi bir kardeşi olduğu için bence çok şanslı. İnşallah benim sevgili okur dostlarım onun iyi bir iş bulması konusunda ona destek olurlar.Öpüyorum.

 

 

KANSERSİZ YAŞAM DERNEĞİ

 

Yetiş Ayşe

 

Kansersiz Yaşam Derneği kurucu başkanı ve yönetim kurulu başkanı “<ı>Dida Kaymaz” öncülüğünde 2010 yılında İstanbul’da kurulmuştur. 

Kansersiz Yaşam Derneği, tüzüğünde yer alan maddelerden biri olan “Kanserle yaşam konusunda hastalara moral vermek ve onların yaşam güçlerini kazanmalarında yardımcı olmak” maddesinden yola çıkarak pediatrik onkoloji hastalarının yüzünde bir gülümseme oluşturmak üzere; “KANSERSİZ OYUN GÜNLERİ” adlı projeyi oluşturmuştur.

 

Proje kapsamında dernek; hastanelerin ilgili bölümlerinden izin alınarak, orada bulunan kanser hastası çocuklarımıza ihtiyaçları doğrultusunda oyuncaklar götürerek, profesyonel bir animasyon grubu, pedagog ve konservatuar öğrencileri eşliğinde, bir nebze de olsa çocukların “kanser” düşüncesinden uzaklaşıp, yüzlerinde bir gülümseme ile hayata tutunmalarına yardımcı oluyor.

 

Adana Çukurova Üniversitesi’nde başlayan “Kansersiz Oyun Günleri” nin bundan sonraki durakları Şanlıurfa, İzmir, Gaziantep, Mersin ve Ankara olarak belirlendi.

 

Kansersiz Yaşam Derneği’nin amacı; tüm Türkiye’yi dolaşarak yüzlerde gülümseme yaratmak.

 

Bu projeye siz de destek olmak isterseniz info@kansersizyasamdernegi.org adresine mail atarak, dernek yetkililerine ulaşabilirsiniz.

 

“UNUTMAYALIM, ÇOCUKLAR KANSER İLE YALNIZ SAVAŞAMAZ”       

 

CEVAP: Harikasınız gerçekten. Ben de her zaman elimden gelen desteği vermeye hazırım. Köşem de her zaman sizlere açık. Emeği geçen herkesi ve miniklerimizi öpüyorum sarılarak. Tüm hastalara da acil şifalar diliyorum.

 

 

Yetiş Ayşe

 

 

LÖSEMİ

 

Merhaba ben lösemi hastası bir gencim. Lösemi olduğum için çevremdeki insanların bana bakışı değişti.

 

Bir çoğu yanıma bile yaklaşmak istemiyor. Siz de bilirsiniz ki lösemi bulaşıcı bir hastalık değil, tedavi olunabilir bir hastalıktır. Ama tedavi masrafları çok yüksek ne yazık ki. Tedaviye gücü yetmeyen hastalarımıza yardımcı olan tek kuruluş ise LÖSEV.

 

Bu yüzden halkımızın lösemi hakkında bilinçlenmesi ve LÖSEV’i tanıması için yazı yazarsanız çok memnun olurum.

Cevabınızı bekliyorum.

 

O.

 

CEVAP: Sevgili O. Öncelikle geçmiş olsun. Yazılarımı takip ediyorsanız sürekli olarak Lösev’i desteklediğimi ve kampanya bilgilerini paylaştığımı da görmüşsünüzdür. Lösev’den gönderilecek tüm içeriği de buradan yayınlamaya ve her türlü desteği vermeye hazırım.

 

…………..

 

 

HASRET KALDIM VATANIMA, YURDUMA

 

 

Sevgili Ayşe Aral,

 

Yazılarınızı sürekli takip ediyorum, size her konuda teşekkür ediyorum.

 

Benim de sizden bir ricam olacak,

Bu yazımı köşenizde yayınlarsanız benim gibi Almanya’da yaşayan binlerce insanımızın arzusunu da dile getirmiş olacaksınız.

 

Bundan 50 yıl önce benim gurbetçi vatandaşlarımı (yani birinci nesil) en ağır işlerde çalışmak üzere yurt dışına gönderen hükümetimiz, şimdi de bir zahmet bizim gibi yurduna, sevdiklerine hasret vatandaşlarımıza bir imkân tanısın, geri çağırsınlar.

 

Ben vatanıma hasret yaşamak, çocuklarım da nereden geldiklerini bilmeden yaşasınlar istemiyorum. Şimdiye kadar kendi çabalarımla geri dönmeye çalıştım fakat burada alışkın olduğumuz sosyal imkânlar nedeniyle kendi memleketimize dönmeye cesaret edemiyoruz.

 

Tabi bir de şu yıllardır süren ve asla bitmek bilmeyen TERÖR. Söyler misiniz ben çocuklarıma nasıl bir güvence vereceğim?

Yıllardır memleketimin hasretiyle yaşadım, artik istemiyorum!

 

Ben Almanya’da yabancı, Türkiye’de de Almancı olmak istemiyorum.  

Lütfen bu arzumu bir şekilde duyurursanız bana ve benim gibi yurduna hasret kalan insanlarımıza büyük iyilik yapmış olacaksınız.

Bize bir yol gösterin!

 

Saygılarımla

 

Aysel

 

CEVAP: Gerçekten orada yabancı burada Almancı hissettiğini söyleyen pek çok Türk asıllı insan var yurtdışında yaşayan. Ancak oradaki sosyal şartların burada olmaması ve terör sadece sizin gibi yurt dışında yaşayanların değil hepimizin sorunu. İnşallah tüm bu sorunların çözüldüğü günleri de en yakın zamanda görürüz.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI