Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yetiş Ayşe

İyi ki bu sayfayı açtım; inanılmaz mutluyum. Sanırım sizler de sevdiniz, çünkü gelen postalarınızda bazı sorunlara çare bulamasak da yazmanın bile rahatlattığını söylüyorsunuz. Sizlerle kenetlenmek ve paylaşımlarda bulunmak beni çok mutlu ediyor. Bu haftanın postalarına geçmeden evvel aldığımız birkaç sonuçtan bahsetmek istiyorum; tabi ki isim vermeden…

MOR ELBİSE: Küçük bir kızımıza okuldaki bir tören için bir elbise lazımdı; küçük kızımız mor renk bir elbise istiyordu. Koca yürekli bir annesi var mor elbiseli kızın, yazıştık konuştuk. Ben elbise almak istedim. Ardından sevgili Yonca Tokbaş almak istedi. Ama bize hacet kalmadan bir okurum işe el attı. Ben de iki kadını e-posta yoluyla karşılaştırdım. Sevgili okurum Özge, sağol varol. Küçük bir kız çocuğunu ve bir anneyi gülümsettiğin için...

GRAFİKER OKURUM: Okurumun adını vermiyorum ama durum şu, bana yolladığı CV'sini nazımın geçtiği bir dostuma yolladım ve güzel cevap geldi. Yarın öğle saatlerinde bir görüşmeleri var.

KIZ KARDEŞİM EVLENMEDEN HAMİLE KALDI: Süper bir haber de buradan geldi. Abla kardeşini kanatları altına aldı, ailesini yumuşatabilmek için de girişimlerde bulunuyor şimdilerde...

AMERİKAN KONSOLOSLUĞU'NUN DİKKATİNE! ACİL VE ÇOK ÖNEMLİ!

Ben önce bir anne, sonra anneanneyim. Ailece 2008 senesinin Nisan ayından beri çok büyük bir hukuk savaşı veriyoruz. Maalesef ki aile içinde yaşanan bir dram bu.  2006 senesinde  Amerika'da yaşayan kızım iki çoçuğu ve eşi ile birlikte Türkiye'ye geldi. Eşi işleri nedeniyle Amerika-Türkiye arasında gidip geliyordu. Kızım yolunda gitmeyen evliliklerini bitirmek isteyince olaylar başladı. Amerika'da bulunan eski eş, çoçuklarımı kaçırdı diye FBI'ya şikayet edip  3,5 ve 4,5 yaşlarındaki iki torunumun geçici velayetini alıyor. Çünkü çoçuklar Amerika doğumlu, dolayısıyla USA vatandaşı.  Kendisi de hasbel kader USA vatandaşlığını alıp onbeş seneden beri Amerika'da yaşayan bir Türk. Fakat nasıl olursa kızımı her şeyin düzeliceğine inandırıp kızımı Amerika'ya dönmeye ikna ediyor. Kızımın ve bizim yapılan bu planlardan tabi ki hiç haberimiz olmuyor. O sırada kızımın tek düşüncesi çoçuklarının babasından ayrı olmamaları.

Kızım Amerika'ya iner inmez kabus başlıyor. Hemen kızımın pasaportunu yırtıyor. Elinden her şeyini alıyor. Dayak, tehdit, ne gerekirse onu yapıp zorla kızımı boşayıp velayeti alıyor. Zaten evde en az 30 tane silahı var. Ayrıca da o bu planları yaparken 4,5 yaşındaki torunun ayağını büyüme ekleminden kırıp büyük bir ameliyata giriyor. Siz annenin durumunu düşünün. Her şeyi planladığı gibi yaptıktan sonra Amerika'da ekonomi de bozulunca parasız kalınca, Türkiye'ye dönme kararı alıyor. Çünkü burda bizlerden maddi manevi yardım alacağını biliyor.

Amerika'da yaşananlardan bizim hiç haberimiz olmuyor. 2007 senesinin Ağustos ayında Türkiye'ye geliyorlar. Çoçuklar okullarına başlıyor. Fakat huzursuzluklar bitmiyor. Bir kere kızım çok incinmiş ve yaralanmış orda yaşadıklarından dolayı. 2008 senesi 22 Nisan gecesi o korkunç olay yaşanıyor. Büyük torunum okuldaki 23 Nisan gösterisinden sonra bana gelmek istiyor, onu alıyorum. Küçük de gelmek istiyor ama ikisine bakamam düşüncesi ile onun o masum isteğini geri çeviriyorum. İşte onu son görüşüm o oluyor.

Akşam saat  01.00 gibi kızımın telefonu ile uyanıyoruz. Sadece "Yetişin, beni öldürüyor" diyip telefonu atıyor. Eşim oraya gidene kadar kızımı  öldüresiye dövüyor, hem de 3,5 yaşındaki torunumun gözü önünde. Eşim kapıyı çalıp, "Ne yapıyorsun?" diyince ona da saldırıp darpta bulunuyor. Gelen Jandarmayı "Ben Amerikan vatandaşıyım, bana hiçbir şey yapamazsınız!" diye tehdit ettikden sonra, küçük torunumu alıp Amerika'ya götürüyor. Kızımın ve bizim haberimiz olmuyor. Ve bizi Amerikan Konsolosluğu'na şikayet ediyor; "Çoçuğumu kaçırdılar" diye. Açmış olduğumuz geri velayet davasında 4,5 yaşındaki torunumun pasaportuna mahkeme tarafından tedbir konuyor. Konsolosluk büyük torunumu bizden alınca babanın gelmesi gerekiyor. Amerika'dan gelmesi zaman aldığı için de minik oğlumla annesi Üsküdar Çinili Karakol Çoçuk Şube'de kalmak zorunda kalıyorlar. Baba gelince mahkemeye çıkılıyor. Hakim küçük çocuğun da Türkiye'ye getirilmesine  karar veriyor. Tekrardan bir celse düzenlenip karara varılmasını uygun görüyor.

Bu arada velayet babada olduğu için çocuk babaya teslim ediliyor. Baba çocuğu alır almaz yasal olmayan yollardan  Bodrum - Rodos - Yunanistan -Amerika şeklinde kaçırıyor. Maalesef ki biz kendi ülkemizde kanunlarımız tarafından korunamıyoruz. 2008 senesi Haziran ayında AMERİKAN KONSOLOSLUĞU'NDAN gelen haberle şok oluyoruz. Senelerden beri pasaportumuzda olan vizelerimizin dondurulduğu, bizzat eşimin cep telefonundan aranarak, nerede olduğumuz sorularak iptal ediliyor. Hikaye basit... Bizi şikayet etmiş; "Gelip çoçukları kaçıracaklar, beni öldürecekler" diye. Uzun uğraşlar sonu avukatlar, davalar derken kızım yeniden vizesini alıyor.

Ben konsolosluğa gittiğim zaman, "Bizim için vatandaşımız önemli, sizin hiçbir değeriniz yok!" cevabı aldım. Yani  Amerikan vizem müflis yalancı bir şahıs tarafından iptal ettirilmiş durumda. Amerika'da davalarımız sürüyor. Türkiye'deki geri velayet davamızı Amerikan Mahkemeleri'nin talebi üzerine geri çektik. İki aynı dava, iki ayrı memlekette görülemez tezi talebi ile. Diğer davalar devam etmekte . Yakalama kararı çıktı. Ama ne yazık ki çal, çırp, darp et,  vergi kaçır, vatandaşlıktan çık, sana kimse bir şey yapamasın! Bekliyoruz... Kızım Amerika'ya gidince ancak süpervizor kanalı ile çocukları görebiliyor. Elinden aldığı imzalarla, çoçuklarınla beraber her şeyini aldı. Şimdi Amerika'da da duruşmamız var. Lütfen sesimizi duyurmamıza yardımcı olur musunuz?

CEVAP: Yaklaşık bir haftadır sizinle irtibattayız. Bu yayınladığım yazı, bu durumun çok kısa bir özeti bildiğiniz gibi... Detaylara girmeden, toparlanmış halini yayınlıyorum. Bir anne olarak yaşadıklarınız çok üzücü. Umarım sesimizi buradan yetkililere duyuracağız. O da olmazsa, sizinle konuştuğumuz gibi bir araya gelip olayın daha derinine ineceğiz.
Ayşe

ALVEOLAR MİKROLİTİAZİS

Merhaba Ayşe Hanım,

Size anlatmak istediğim o kadar çok şey var ki; nereden başlayacağımı bilemiyorum. 17 yaşımda ailemin baskısıyla istemediğim bir evlilik yaptım; daha evliliğin, hayatın ne olduğunu anlamadan... Düğün gününü hiç hatırlamıyorum. Yarı baygın gibiydim, hayal meyal hatırlıyorum gelinliğimi. Kabus gibiydi her şey. Düğün bittiği akşam gece yarısına kadar ağladım. Eşim olacak kişinin umrunda bile değildi. O an daha çok anladım ki; çok farklı dünyaların insanıydık. Ona insan bile demek gelmiyor içimden ama maalesef.

İnanın birlikte olmak istediğinde sanki dünya başıma yıkıldı. Düşünün hiç bir paylaşımım olmayan bir adamla aynı yataktayım, eli bile elime değmemiş. Ona karşı sadece nefret hissediyorum. Zorla sahip olmak istedi. Direndim, ağladım. O anki psikolojimi kelimelerle ifade edemem. Bir tokat attığını hatırlıyorum. Keşke hepsi o tokat olsa. Sabah uyandığımda ailesi başımda bekliyordu ve gözümü açar açmaz bana bağırmaya, hakaret etmeye başladılar. Neye uğradığımı anlamadım. Şimdi duyacaklarınıza inanmakta güçlük çekeceksiniz. Bağırmalarının sebebi, ben bakire değilmişim. 17 yaşımdayım, zorla evlendirilmişim, tokat yiyerek birlikte olmaya zorlanmışım, daha da ağırı bakire olmamakla suçlanıyorum. "Kalk ailene götüreceğiz!" diye bağırıyorlar. Hakaretler havada uçuşuyor. Tek tek dizlerine kapanıp yalvarıyorum; "N'olur hastaneye gidelim, ailemin yanına bu şekilde gidemem. Beni hastaneye götürün, kendimden eminim" diye yalvarıyorum ama nafile... Getirdiler ailemi hastaneye gittik, raporu aldık.

Sonrasında dava açtı ailem. Mahkemede hakime verdikleri cevap kanama az olmuş, bu yüzden bakire olmadığımı düşünmüşler. Bu zihniyette bir insandan kurtulduğuma ne kadar şükretsem az. Çok canım yandı. Çok zor günler geçirdim. Aylarca insanların yüzünü görmek istemedim. Sonra Kahramanmaraş merkeze geldim dayımların yanına. Biz küçük bir kasabada ikamet ediyorduk. Dayımların desteğiyle ayakta kalmaya çalıştım. İş buldum, kendimi oyalamak için işe başladım. Biz 7 kardeşiz ve en büyük benim. Bir gün oturup düşündüm. Benim için her şey bitmişti. Yaşadığım olay hem o günümü, hem de geleceğimi bitirmişti. İnancım sayesinde çok şükür intihara da teşebbüs etmedim. Kadere inanıyorum, alın yazısına da... Kardeşlerim için devam etmeye karar verdim.

Babam sorumsuz, bencil, cahil bir adam oldu hep. Hiçbir zaman onunla sorunlarımızı paylaşamadık. Ailemi merkeze getirdim çok zor şartlarda. Hepsi karşı çıktı, kasabaya dönmem için zorladılar beni ama direttim kardeşlerim için, onların eğitimi için... Çok zor oldu tabi ama başardım. Şimdi 2 kız kardeşim de evli ve mutlu. 2 kız kardeşim de üniversitede okuyor. Çok şükür onlar benim yaşadığım cehaleti yaşamadı. Yaşatmalarına izin vermedim. Hep mücadele ettim, çalıştım. Şimdi iyi bir işim var. İlk okul mezunuyum. Özel bi firmanın yönetimini ve muhasebe işlerini yürütüyorum.

Size yazmamın en büyük sebebi, benim bir hastalığım var. Tanısı ALVEOLAR MİKROLİTİAZİS. Dünyada çok nadir rastlanan, nedeni henüz belli olmayan ve bu nedenle de tedavisi olmayan bir vaka olduğunu söyledi doktorlar. Aşırı öksürük ve nefes darlığı şikayetim. Ben yaşamak istiyorum, mutlu olmak istiyorum. Lütfen bana yardımcı olun. Önereceğiniz bir hekim olabilir belki. Lütfen bana cevap yazın Ayşe Hanım. İnanın çok bunaldım, yoruldum. Paylaşabileceğim hiç kimse yok. Sizi çok seviyorum, yazılarınızı heyecanla takip ediyorum. İyi ki bu köşeye yer verdiniz sayfanızda. Rabbim her şeyi gönlünüzce versin inşallah. Şimdiden teşekkür ediyorum. Cevabınızı bekleyeceğim.
T.A.

CEVAP: Selam canım... Yaşadıkların inanılmaz şeyler. Ama ne mutlu ki kendini kurtarmışsın. Kendine inanıp yola devam etmişsin, ayaklarının üzerinde durmayı becermişsin. Bu durum inşallah seninle aynı dertten muzdarip olanlara örnek teşkil eder. Hastalığına gelince, öncelikle yeneceğine inan ve çok iste. Boşa söylemiyorum, inan. Sana bu konuda uzman bir hocanın tüm telefonlarını ve mail adreslerini veriyorum. Hemen bağlantıya geç. İstanbul'a gelemezsen bile seni oradaki doğru doktora yönlendireceklerdir. Acil şifalar diliyorum. İnan iyileşeceksin...
Ayşe

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Rasim Küçükusta

Muayenehane Adresi: Millet Caddesi No: 26 Küçüksaray Apartmanı  Haseki / İstanbul

Telefon; 0212 631 99 19 - 0212 631 94 72     

Sekreter teli.0537 717 70 70

Mail adresi; ahmetrasimk@hotmail.com ve ahmetrasimkucukusta@gmail.com

BEN ALEVİYİM SEVGİLİM SÜNNİ…

Merhaba Ayşe abla,

Yazılarını ilk günden beri takip ediyorum. Bazen senle kahkaha atıp bazen boğazıma düğümlenen o yumru ile yazının sonunu getiremeden bilgisayarın başından kalkıyorum. Çünkü dayanamıyorum, insanın içi acıyor dayanamıyor yazının sonunu getirmeye. Ama en çok hüzünlü günlerimde beni güldürmeni seviyorum. Sanki o gün sadece bana yazmışsın gibi geliyor. Bazen insanlar tanımadıkları birini  bile aileden biri gibi görür ya, sen de öylesin benim için. İmkan olsa anlatsam sana içimi sıkan, beni boğan her şeyi L Saatlerce seninle konuşabilirim. Çünkü bana o rahatlığı verebiliyorsun. Neyse çenem düştü gene abla. Şimdi geleyim sıkıntılarımı yanyana olmasa da bilgisayardan paylaşmaya...

Ben 24 yaşında bir genç kızım. Ailemle, çevremle aram çok iyidir. Ben 7 yıldır biriyle beraberim ama ailem onunla beraber olmamı istemiyor. Neden mi? Nedeni bence çok komik, mezhep ayrılığı... Ben Alevi'yim, o Sünni. İleride beni çok ezerlermiş. Bu yüzden de ilişkimize karşılar. Ben doğduğumdan beri İzmir'deyim ve çevremde, okuduğum okullarda hiç böyle bir ayrımla karşılaşmadım. Sadece büyükler bu tarz ayrımlar yapıyorlar. Bana bu durum çok saçma geliyor. Arkadaşken ayrım yok, evlilik işin içine girince ayrım başlıyor. Bunca insan bu yüzden ayrılmak zorunda kalıyor. Bu cehalet mi Ayşe abla? Ne olur söyle... Bence geri kalmışlıktan başka bir şey değil... Sadece sorunum bu olsa gene iyi L

Ben bir şirkette yaklaşık 2 yıldır ön muhasebeci olarak çalışıyorum ama inanır mısın, maaşımı 1 ay vaktinde alamadım. Hala alamıyorum ve içeride alamadığım maaşlar hala duruyor. Bir taraftan evlenmek istiyorum, bir taraftan düzgün bir işim yok. Erkek arkadaşımın aldığı maaş belli, 700 TL. Bu maaşla nasıl evleneceğiz, nasıl kira vereceğiz hala aklım almıyor benim. Senden ricam, ne olur bana akıl ver. Ailemi nasıl ikna edebilirim ve eğer çok şey istiyor olmayacaksam CV'mi İzmir'deki yakınlarına iletirsen çok memnun olacağım. Ayşe abla inanır mısın, bir çok yere iş başvurusu yaptım; fakat ya çağrılmıyorum ya da istedikleri bende olmuyor nedense. Vallahi hayattan bıktım. Kendime zarar verecek bir insan asla olmadım ama düşünmekten bir gün kesin kafayı yiyeceğim. Bir işim bile düzgün gitmiyor. Ne olur yardımını benden esirgeme. İnan sana çok minnettar olurum. Seni çok öpüyorum.
Nazlı B.

CEVAP: Nazlıcım, ilk önce iş durumunla ilgili yorum yapmak istiyorum. Ülkenin durumu malum... Maalesef halkımız çok zor günler geçiriyor, biliyorsun. Sen de haklı olarak çalışıp paranı kazanmak istiyorsun. Bu da olmayınca mutsuz oluyorsun. Ama aslında şunu biliyor musun? Sen bu ülkede işsiz kalan ya da maaşını alamayanların içinde belki de en şanslılarındansın. Başını sokabileceğin bir baba evin var, bakmakla yükümlü olduğun çocukların yok. Ne işsiz insanlar var; ev kiralarını ödeyemiyorlar, çocuklarını okutamıyorlar, onların yaşadığı buhranı bir düşünsene... Gençsin, dayanacaksın! Elbet bir gün iş hayatın yola girecektir. Sen bana CV'ni yine de yolla. Gelelim diğer konuya... İnsanların birbirlerini dinlerine, mezheplerine göre ayırması, yargılaması, tanımlaması beni sinir ediyor, sinir… Hepimizin inandığı Tanrı aynı olduğuna göre, bu ayrım niye? Bence kimseyi dinlemeyin, yolunuza bakın. Gelişmeleri yaz bana, olmadı ailenle ben de konuşurum. Öperim…
Ayşe

İŞ VE DİŞ

Sevgili Ayşe,

Aslında içimden geçen resmiyeti bırakıp samimi bir dilde size yazmak. Ama karakterim icabı bunu hemen yapamıyorum, saygısızlıkmış gibi geliyor. Hürriyet Gazetesi'nde yazmaya başladığınız günden itibaren yazılarınızı hiç kaçırmadan takip ediyorum. "Yetiş Ayşe" köşene ihtiyaç duyuluyordu ve bu bize çok iyi geldi, emin olun :) Beyninize sağlık. Lafı fazla uzatmadan gelelim benim dertlerime... Ben üniversite mezunu çalışan bir bayanım, tek başıma bir çocuk büyütüyorum. Çocuğum gibi ben de babasız büyüdüm ve şu anda 28 yaşında olan kız kardeşime de ben bakıyorum. Kendisi Kız Meslek Lisesi mezunu, üniversiteyi kazanmış ama o dönem maddi imkansızlıklarımız nedeniyle annem üniversiteye gönderememişti. Gideceği üniversitenin kampüsü şehir dışındaydı ve tek konaklama imkanı ev tutmaktı ve bir ev kirasını daha üstlenecek durumda değildi annem.
 
Kardeşim çeşitli okullarda anasınıfı öğretmenliği yaptı ama artık resmi okullarda lise mezunlarına sınıf verilmiyor; anasınıfı öğretmeni olarak almıyorlar. Özel okullarda ya da kreş, anaokulu gibi birimlerde ise çalışabiliyorlar. Sizden ricam CV'sini gönderdiğim kardeşimin özel bir okul veya kurumda yardımcı öğretmen veya öğretmen pozisyonunda bir işe başlamasına yardımcı olmanız. İnanın o kadar makbule geçecek ki bu durum. Etiler, Ulus, Beşiktaş, Mecidiyeköy, Emirgan, Yeniköy, Bebek, vs. civarlarında bildiğiniz, sözünüzün ve nazınızın geçeceği kurumlar varsa, bu ricamı çok görmezseniz size minnettar kalacağız.
 
İkinci ricam ise bir diş hekimi sorunu. Acilen çok başarılı, referansları çok iyi bir diş hekimi adı ve adresine ihtiyacım var. Dolgu, kaplama, vs. konularında.
 
Şimdiden binlerce teşekkür ediyorum ilginiz için.

Umarım yaptığınız bu iyilikler size fazlasıyla döner ve mutluluğu fazlasıyla bulursunuz.

E.Ç.

CEVAP: Merhaba, tabi ki CV'yi yollayın. Başlarını yiyebileceğim iki anaokulu sahibi arkadaşım var, şansımı deneyeceğim. Söz veremem ama onun için ne olur hemen heveslenmeyin. Diş doktoruna gelince, harika bir doktor tanıyorum. Soyadı seni yanıltmasın, eli çok hafiftir. Kendisi çok sevecendir, hatta taksitle bile dişini yapar. Paragöz de değildir. Diş Hekimi Erdil Köksöken,  numarası da 0212 240 62 44
Ayşe

ŞİMDİ DE BEN AŞIĞIM

Sayın Aral merhabalar,

Ben bir bayanım, gizli olabilmek adına bu mail adresini kullandım. Mail adresimi yayınlamazsanız sevinirim. 18 yıllık evliyim ve 2 çocuğum var. Yıllarca eşim beni aldattı, biliyordum ve katlandım. Şu anda başkasına aşığım. Benim gibi olan hikayeleri okumayı çok isterim. Ortaya çıkarabilirseniz çok sevinirim. Başarılarınızın devamını dilerim.
A. A.

CEVAP: Selamlar, enteresan bir istek. Ne yapsam falan demiyorsunuz, kendinizle aynı durumda olan insanların hikayelerini okumak istiyorsunuz. Niye diye sormayacağım, niyesi çok belli… Hissettiğiniz suçluluk duygunuzu hafifletmek için... Bak benim durumumda ne çok insan var deyip, geceleri rahat uyumanız için… Yardım isteseydiniz size derdim ki; hata yapıyorsunuz. Kocam beni defalarca aldattı, benim de onu aldatmaya hakkım var diye düşünmeyin. Çünkü bence yok. Madem senelerdir aldatılıyordunuz, alıp başınızı gitseydiniz daha şerefli bir hareket olurdu bence. Madem aşıksınız, evliliğinizde de mutsuzsunuz; konuşun kocanızla boşanın. Sonra aşkın peşine düşün. Oldu mu?
Ayşe

PANİK ATAK

Ayşe Hanım merhaba,
 
Geçen bir programda yıllarca panik atak rahatsızlığı sıkıntısını çektiğinizi, bir sürü psikolojik destek alıp gene de sonuç vermediğini ve bu durumu kendi kendinize aştığınızı, etrafınızda bu rahatsızlıktan muzdarip olan kişilere de aynı yolu gösterdiğinizi söylediniz. Ben de bu durumu 2 yıldan biraz fazladır zamandır yaşıyorum. Şuan gene büyük sıkıntılarım başladı. Doktora gidip tekrar ilaç tedavisine girmek istemiyorum. Ben zaten bir seneden fazla antidepresan kullandım ama net bir sonuç alamadım. Bana da yardımcı olur musunuz? Olamazsanız da anlarım, yoğun bir iş hayatınız var.

Şimdiden çalışmalarınızda başarılar diliyorum. Allah yolunuzu açık etsin. Sağlığınız daim olsun inşallah.

Sevgiler, saygılar...
A. N.

CEVAP: Selam... Seni o kadar iyi anlıyorum ki... Yeryüzünün en bela hastalıklarından biridir bu panik atak. Hayatının kalitesini sıfıra indirir, çevrendekileri bezdirir. Her atakta ölür ölür dirilirsin. Ben senelerce çektim, senin de dediğin gibi… Evet kendim yendim; bir gün aldığım tüm ilaçları elimle ittim, kendim yeneceğim dedim. Tabi buradan şunu da belirteyim; eğer aranızda hala ilaç kullanan varsa, bir anda bırakmasınlar ilaçları. Dozunu azaltarak doktor nezaretinde yapmak çok önemli. Ben nasıl mı yendim? Kendi kendime terapiler yaptım. Atak gelirken derin nefesler alıp, onun beni değil benim onu yeneceğimi bağıra bağıra söyledim. O sırada ne yapıyorsam hemen bir başka işe yöneldim ve bu konuda bir çok kitap okudum. O kadar çok kitap var ki bu konuda, tek tek isim yazamıyorum. Ama kesinlikle Aykut Oğut'un ve R. Şanal'ın kitaplarını acil al ve oku derim. Kendi kendine biz söz ver, bunun altından kendim kalkacağım diye. Bana her zaman yazabilirsin, öperim…
Ayşe

GENÇLERDEN DESTEK ÇAĞRISI

http://www.bloggrup.com/bizim-gozumuz-ile-ayse-aral/

Bloggrup.com blogcu tayfası olarak, blog medyasının özgün içerikleriyle süslemeye çalışan ve bunu hedef edinmiş, olgu ve değerlere saygı duyan bir blogcu sitesidir. Esra Erol ve Okan Bayülgen'in sunduğu programlarda kendini tanıtma imkanı bulmuş, önemli medya sitelerinde yer almış, sevilen ve takip sayısı oldukça güzel olan bir sitedir. 13 kişilik yazar kitlesiyle okuyucularına, okurken mükemmel duygular yaşatan blogda Emir Kuzu, İsmail Balaban, Duygu Drk, Oğuz Uslu, Murat Acar, Atakan Uslu, Sefa Sivdi, Batuhan Perker, Can Yüce, Burkay Gökçe, Berke Kaçmaz, Mehtap Çakmak, Ömer Dalman, Deniz Özdemir gibi farklı bilgi ve bilgi donanımlarına sahip kişiler tarafından doldurulmaktadır.

CEVAP: Gençlere destek olmak çok önemli. Benden rica etmişler, ben de sizlerden bu blogu okumanızı ve destek vermenizi rica ediyorum. Bir yazılarında beni de yazmışlar sağolsunlar.

http://www.bloggrup.com/bizim-gozumuz-ile-ayse-aral/
 
Ayşe

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI