"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Yeter! Söz milletin

Yalçın BAYER

Nataşa ticareti, hayali ihracata yaradı...

‘‘Gaziantep'ten çikolata ve şeker gibi ihracat yoluyla yapılan KDV vurgunu çekirdek sayılır. Siz asıl İstanbul'a bakın'' diyor, bir ihracat uzmanı... Bu yöntemin yıllardır tekstilde, özellikle Laleli piyasasında yürütüldüğünü söylüyor. Uygulamanın 'bavulcu, toplayıcı ve ihracatçı' üçgeninde nasıl yapıldığını anlatıyor:

- Rusya ve Balkan ülkelerinde bavul ticareti yapanların aldıkları tekstil ve deri ürünleri, Laleli'de belli kişiler tarafından toplanıyor. Bu mal toplayıcılar, otelcilerle birlikte çalışıyorlar. Sonra bunlar, 'ihracatçı' diye bilinen firmalara ton başına satılıyor. Deri ve tişörte göre, bu komisyonun fiyatı değişebilir.

- 'İhracatçı' ne yapıyor bunları?

- Bir kere bavulcu turist, malını taşımaktan, yol parası vermekten kurtuluyor. 'İhracatçı' da bunları, tek adrese ihracat yapmış gibi gösteriyor. Belki beyanında faturası sağlamdır, ama altındakinde muhakkak bir naylonu vardır. Ardından devlete gidip rahatça 'KDV'mi verin' diyebilir. Tabii Yeşilköy, Kapıkule ve Dereköy gümrüklerinin iyi bağlanması lazım. Yükleme yaptığı kamyona 100 tişört koyup, faturada 1000 tane göstermiş olabilir. Kayıtlı-kayıtsız Laleli ihracatının özü budur.

- Aracılar vurgun yapıyor o zaman!...

- Sadece onlar değil... Siz ihracat yapacağım diye tekstil teşviki almışsınız. Ancak tesisinizi üretime geçirmemiş olabilirsiniz. Bu durumda ihraçat garantisini yerine getirememiş oluyorsunuz. O zaman bu tür mal toplayıcılara gidiyorsunuz. 'Teşviğimi kapatmak zorundayım, mal istiyorum' diyorsunuz. O size, 'KDV'yi ben alırım, artı %5 puan da prim isterim' diyor. Örneğin, Nataşaların aldıkları lüks mallarda KDV %23, tekstilde de %15 civarındadır. Ne para döndüğünü düşünün.

- Bu kayıt dışı işlem neden oluyor?

- Türkiye tekstilde çok zorlanmaya başladı. Özellikle bizim deri mamüllerimiz pahalı kaldığından, Avrupa piyasası kapanmış gibi. İtalyanlar'ın eline geçti. Bizim bir tek piyasamız kaldı; o da Rus piyasası. Bu kadar taahhüdü ve teşviği de kapatabilecek durumda değil. Hayali KDV sistemi, bu hatta işliyor. Her gün 100'e yakın kamyonla, Karaköy'den 5 gemi kalkıyor.

Eski bir bürokrat, ‘‘Bunlar düzenin, çarpıklıkları...'' diyor. ‘‘İyi çalışmayan bir ihracat düzenimiz var. Bu tür işlemler yaratıcılık değil, bitirim tiplerin yaptığı bir vurgundur. Bunlar bir, iki, üç derken olağan kural olmaya başlıyor. Ekonominin yapısını değiştirip, düzensizlik doğuruyor. Duyarsız kalınmamalı, bunları engelleyecek düzeni getirmek lazım. Çözüm, gereken vergi reformunu yapıp, adaletsizlikleri ortadan kaldırmaktır.''

KDV vurgununa İstanbul Defterdarlığı acilen elkoymalıdır.

Çözüm, vergi reformu olmalı

Düzenli çalışmayan bir teşvik sistemimiz var. Maliye'mizin hantal sistemi, bu sahtekârlıklara hakim olamıyor. Devlet bürokrasisinde uzun yıllar çalışmış bir uzman, bu olayı değerlendiriyor:

‘‘Bunlar kötü düzenin, çarpıklıkları... İyi çalışmayan bir ihraçat düzenimiz var. Bu yaratıcılık değil, bitirim tiplerin yaptığı vurgun... Bunlar bir, iki, üç derken olağan kural olmaya başlıyor, ekonominin yapısı değişip, düzensizlik doğuruyor. Duyarsız kalınmamalı, bunlarla uğraşacak düzeni getirmek lazım. Çözüm, gereken vergi reformunu yapıp, adaletsizlikleri ortadan kaldırmaktır.''

Şişli'ye yazık!

Şişli Belediye Başkanı Gülay Atığ, sonunda üstadımız Hakkı Devrim'i çileden çıkarmış. Cumartesi günü 'Radikal'deki köşesinde şöyle diyordu:

‘‘Şişli Belediyesi'nin başındaki pazarlamacı tavırlı başkandan, Çatalca'dan beri günahım kadar hazzetmem. Onu arasam, sonradan kendimi ayıplayacağım şeyler söylemekten korkarım. Yapmaktan çok yapar görünmeyi meslek edinmiş, fazla geliştiği zaman başımıza bela olan yeniyetme kadın yöneticilerin tipik örneklerinden biriyle oturup da hukuk ve insana saygı kavramlarını tartışacak değilim ya! Canı cehenneme!''

Biliniz ki, Gülay Atığ ne bu eleştirilere, ne de 'Küçük Tansu' yakıştırmasına aldırış eder. Dün bize aktarılan iddiaları yine yanıtlayamayacağı gibi...

- Üç yıldır belediyeye yemek veren Özen yemek fabrikasının sahibi Recep Bey, 14 milyar alacağından geride kalan 3 milyarını alabilmek için hangi meclis üyesinin arabasını ve hangi memurlara iki cep telefonu almak zorunda kaldı? Son 2 milyarı almak için cuma günü belediyeye gittiğinde ‘Yetti artık, beni sömürdünüz' diyerek niye isyan etti? Çekini ve parasını almadan belediyeyi neden terk ettiğini öğrendiniz mi?

- Özen'in işi bırakmasından sonra yemek ihalesini almada Özçelebi firmasına, İstanbul'un hangi yüksek bürokrat aracı oldu?

- Gelirler Genel Müdürü Nimet Bulut, Giderler Müdür Muavini Hicran Güven ve ANAP'lı Başkan Yardımcısı Altan Demirel dün görevlerine hasta olduklarından mı gelemediler?

- Okmeydanı'ndaki Mahmut Şevket Paşa Parkı'nı -F.Girik Parkı- niye imara açtınız? Kimlere, neyin karşılığı yer verdiniz?

- Karagözyan Vakfı'nın 11.200 m2'lik arazisinden 6.440 m2 bölümünü kamulaştırmak niyetinizin asıl amacı, ilerde tarihi vakıf binasına elkoymak olabilir mi? Rant yaratacak araziye yargıyla elkoymak istediğinize göre, Şişli'de 'doğal afet' ya da 'savaş' hali mi var? Bu durumda ikiliğe düşen Ermeni Cemaati'ni barıştırmayı düşünüyor musunuz?

ANAP İstanbul örgütü artık 'Şişli Dosyası'nı açmalıdır. Çünkü, Şişli'ye yazık oluyor.

ÇINARCIK, para hırsı bürünmüş müteahhitler yüzünden yaşanmaz oldu. Trafik İstanbul'dan beter. Emniyet güçleri yetersiz. Hiçbir şeyin önlemi yok. ‘Çınarcık'a Dikkat' kampanyasını başlatalım.

Sevgi USER-İSTANBUL

GÜNÜN SÖZÜ

‘‘Türkiye'de gelir dağılımı öyle bozuk bir hale gelmiştir ki, bu ortamın önemli toplumsal patlamalara ve sorunlara yol açması kaçınılmaz görünmektedir.''

(Ankara Ticaret Borsası'nın, Ekonomik Değerlendirme Raporu'ndan)

X