"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Yeter söz milletin

Yalçın BAYER

Radyasyonun sorumluları

Radrasyon Onkolojisi Uzmanı Dr. Ali Rıza Üçer, köşemize gönderdiği yazıda, 'Nükleer Dehşet' ile ilgili haberleri hayret ve üzüntü ile izlediğini anlatıyor. Dr. Üçer, ‘‘İkitelli'deki kazanın olduğu bölgenin çevresinde radyasyondan etkilenen kişilerin maruz kalacakları radyasyonla ilişkili akut olmayan hastalıkların ortaya çıkması uzun yıllar alacak olan bir süreç.. İkitelli'deki bu deponun çevresindeki işyerleri veya konutlarda yaşayan insanlarımızın oldukça yakın bir takibe alınması gerekmektedir’’ diyor. Yazı şöyle devam ediyor:

‘‘Yaşamı tehdit eden radyasyon maruziyetlerine genellikle nükleer reaktörlerdeki kazalar veya nükleer silahların kullanılması sonucunda karşılaşılmaktadır. Ancak İkitelli'de örneğine az rastlanır biçimde tüyler ürpertici bir sorumsuzluk sonucunda kurşun 'konteyner' içinde boş bir alana bırakılan radyoaktif kaynağın hurdacılar tarafından grayder kepçeleri ile kırılarak ortaya çıkartılması ile literatüre geçecek olan bir 'radyasyon kazası' örneği yaşamış olduk.’’

Dr. Üçer, radyasyona bağlı kemik iliği ölümleri ile buna bağlı kanser risklerini anlatırken, bu vahim kazanın neden ve sonuçlarının ayrıntılı olarak değerlendirilmesi gerektiğini bildiriyor.

PERVASIZLIK

Yazı daha sonra şöyle devam ediyor:

‘‘Tedavi amacıyla kullanıldığı anlaşılan kobalt kaynağı nasıl olup da gözden ırak boş bir alana atılabilmektedir? Yarılanma ömrünü tamamlayan, tıbbi veya sanayi alanda kullanılan radyoaktif atıkların imhasına ilişkin uluslararası kurallar nasıl olup da pervasızca görmezden gelinmektedir? Başta Türkiye Atom Enerji Kurumu (TAEK) olmak üzere yetkili kurumlar, resmi ya da özel tedavi merkezi nasıl olup da bu sorumsuzluğu denetleyememektedir. Nasıl olup da bu radyoaktif kaynak değişimini üstlenen yüklenici firma, ilkel kár güdüleriyle birçok insanın yaşamını risk altına sokabilmeyi göze almaktadır?’’

Ankara Tabip Odası 1994-98 dönemi Sağlık Hizmetlerinin Denetimi Komisyonu Başkanlığı'nda bulunan Dr. Ali Rıza Üçer, Türkiye'de üniversite, SSK ve Sağlık Bakanlığı'na bağlı hastanelerde 50 adet Kabolt-60 ünitesinin bulunduğunu bildiriyor. Bu cihazlardan 18'i İstanbul'da (11'i kamu hastanelerinde, 7'si de 7 özel tedavi merkezinde.), 13'ü Ankara'da, 6'sı İzmir'de, diğerleri de Adana, Samsun, Trabzon, Bursa, Kayseri, Antalya, Diyarbakır ve Erzurum'da bulunuyor. Üçer, ‘‘İkitelli'deki radrasyon kazasında Picker marka bir aygıtın kurşun koruyucu içerisindeki kaynağı açığa çıkmıştır. Ülkemizde bu markaya sahip cihazlar yaklaşık 15 adettir ve bunun 6'sı İstanbul'daki merkezlerdedir. Hálá kaynağın hangi merkezden çıktığının anlaşılmaması düşündürücüdür’’ diyor.

Dr. Üçer, bu cihazları kullanmakta olan merkezlerin bir denetim ve standardizasyonun sağlanmasını, başta TAEK ve Sağlık Bakanlığı olmak üzere TTB, Radyoloji ve Radyasyon Onkolojisi Uzmanlık Dernekleri, Medikal Fizik Uzmanlık Derneği, Fizik Mühendisleri Odası gibi sivil örgütlerin dayanışma içinde olduğu bir koordinasyon sağlanmasını öneriyor.

SORU

‘‘ANAP Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı Derviş Duva!... Aklın neredeydi? Ali Talip Özdemir hakkında Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunmak aday tespiti arifesinde mi aklınıza geldi? Özdemir'in, yargı kararlarına uymayarak, Belediye'yi 20 milyon dolar zarara uğrattığını ileri sürdüğünüze göre, beş yıldan beri suç duyurusunda bulunmamakla suça ortak olduğunuzun farkında değil misiniz? Yoksa, görev ihmali ve suiistimal olayını yeni mi öğrendiniz?’’

Sezgin'den 'çıt' çıktı

Başbakan Yardımcısı ve Milli Savunma Bakanı İsmet Sezgin, Ülker'le ilgili yazılarımızı yanıtlıyor:

‘‘Laiklik satışa mı çıkarıldı’’ (5.12,1998) başlığı ile yer alan yazınız ve Ülker'in açıklamasını verirken kullandığınız ‘‘Sezgin'den çıt yok, Ülker yazıyor’’ (7.1.1999) başlığı üzüntü ile karşılanmıştır.

Bütün siyasal ve devlet yaşamımda tekzip müessesesine hiç müracaat etmedim, yararına da inanmam. Bu ilkemi ilk defa bozuyorum; istediğiniz 'çıt' çıksın diye...

Bilindiği gibi, 22.12.1998 günü Milli Savunma Bakanlığı'nda düzenlenen bir törenle Ülker Gıda Sanayii ve Ticaret AŞ. tarafından bazı Türk Silahlı Kuvvetler vakıflarına maddi yardımda bulunulmuştur. Bu bağışla laikliğin satışa mı çıkarıldığı sorusunu nasıl bağdaştırabildiniz, bunu anlamak mümkün değil. Yoksa benim laik düşünceden ödün verebileceğimi mi zannettiniz?

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin irticai faaliyetler karşısında bilinen tutum ve davranışı ile yapılan bu tür yardımların, birbirinden tamamen farklı konular olduğu hususundaki düşüncelerimin tarafınızdan da paylaşıldığını umuyorum.

Atatürk ilkeleri ve bu kapsamda laik düşünce tarzına içten bağlı Milli Savunma Bakanlığı'nda yapılan söz konusu tören de, yukarıdaki düşüncenin dışında herhangi bir amaç taşımamaktadır. Bu vesile ile Ülker Gıda Sanayii ve Ticaret AŞ'ye aracılığınızla tekrar teşekkür etmek isterim.

<ı>(Sezgin'in açıklaması dün 12.51'de fakstan düştü. Kendisine teşekkür ederken, aklamıza 'dernek ve vakıflara yapılan yardımların bir süzgeçten geçmesi gerekmiyor mu?' diye bir soru da geliyor.)



X