"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Yeter! Söz milletin

Yalçın BAYER

Çok muhterem Cumhurbaşkanım

Bendeniz Birecik Barajı'nın yapılmakta olduğu Birecik'in karşı sahilindeki, Nizip'e bağlı Saray köyündenim. Halen, 25 yılı aşkın bir süredir kurmuş olduğum ve altyapı müteahhitlik hizmetleri veren ‘Saray İnşaat’ Şirketler Grubu'nun Yönetim Kurulu'nun başkanıyım.

Büyük dedem -babamın dedesi- Müslim Nacar, Osmanlı zamanında, şimdiki Suriye hudutları içinde kalan Halep ve Fırat üzerinde Deyrizor ile Rakka vilayetlerinin Posta hizmetleri imtiyazını alan bir Alman şirketine karşı taşeronluk hizmetlerini üstlenmiştir.

Ancak, tarihleri boyunca mazlum milletleri müstemleke olarak yönetmeye alışmış ve onları sömürmüş olan bu Batılı ülkeler, Osmanlı'nın zayıf zamanında bu alışkanlıklarını Osmanlı'dan da esirgememişlerdir.

İşte bu politikadan Alman müteahhidin taşeronu Osmanlı vatandaşı Müslim Nacar da nasibini almıştır. Tüm mal varlığını hizmete tahsis eden Müslim Nacar, iki sene sonunda her şeyini Alman müteahhide kaptırdığını görünce, telgrafın başına geçerek Osmanlı Sultanı'na aşağıdaki feryadını aktarmış:

El aman, el aman/Malımı yedi Alaman/Ya derdime derman/Ya katlime ferman Sultanım.

Büyükdedem Muhsin Nacar böyle demiş ve Sultan'ın fermanı imdadına yetişmiş. ‘‘Alaman'ın’’ haksız iktisapları Müslim Nacar'a geri verilmiş.

Aradan 100 küsür yıl geçmiş. TC Cumhuriyeti, ‘‘Fırat'ın kolyelerinden’’ Birecik Barajı'nı, bir Alman şirketinin liderliğinde, ‘‘Alman-Türk-Avusturya’’ firmalar ortaklığına yap-işlet-devret modeli ile ihale etmiş.

Müslim Nacar'ın üçüncü kuşaktan torunu Birecik'li Veysi Akan, köyünde kasabasında yapılan bu büyük cumhuriyet eserine hizmet verebilmek arzusu ile yeni ‘Alman’a taşeron olmuş. Ve işte burada tekerrür etmiş:

Veysi Akan büyükdedesinin akibetine ve Almanlar'ın hışmına uğramış. Alman müteahhit, Saray İnşaat'ı milyonlarca marklık zarara sokarak Fırat'a gömmüş.

Şimdi, saygıdeğer Cumhurbaşkanım, olayın ayrıntıları ile çok kıymetli zamanınızı almaya hakkım olmadığını biliyorum. Maruz kaldığım haksızlığı yüce yargıya götüreceğim kuşkusuzdur. Ancak bu haksızlığı, değerli Cumhurbaşkanıma, tıpkı Müslim Nacar gibi aktarmayı da tarihi bir görev saydım:

El aman, el aman /Beni Fırat'ta boğdu Alaman/ Ya derdime derman /Ya katlime ferman Sayın Cumhurbaşkanım.

Veysi AKAN-ANKARA

Özlem kızımız

ve diğerleri...

TARİH; 23.3.1998, yer; Trabzon Havaalanı yolcu salonu... Görevli, 35-40 yaşlarında görmez bir yolcuyu salondaki sandalyeye oturttu. Kapı açılıp giriş başlayınca görmez yolcuyu uçağa bindirecek kimse olmayınca (!) üniversiteli olduğunu sonradan öğrendiğim kızımız hiç tanımadığı görmez vatandaşımızın koluna girdi ve uçağa bindirdi. Esenboğa'ya indiğimizde de otobüse kadar refakat etti.

Bu satırların yazarının hastası olduğu için görmez vatandaşımızla direkt ilgilenemedi. Zaten kızımız hiç duraksamadan işi üstlenmişti.

Denecektir ki, çok doğal ve herkesin yapması gereken bir insanlık görevini kızımız -Özlem, Ayşe, Filiz...- yerine getirmiş. Bunu yazıya dökmenin ne gereği var?

Gereği şu; ikiyüzlü oy avcıları yüzünden bugün amcasının, dayısının elini sıkmayı dinen uygun görmeyen kızlarımıza, kadınlarımıza, kadın eli sıkmayan vali ve kaymakamlara bu davranışlarının çağımızda yerinin olmadığını, olması gerekmediğini göstermektedir. Ticaninin 'el zinası', 'göz zinası' diye yutturmaya çalıştığı sadece onlara has çirkin bir düşünce olduğunu hatırlatmaktır. Vicdanınız pis ise, kara ise çelik kafese girseniz ne yazar... Ama kabahatli olan siz türbanlılar, kamu görevlileri değilsiniz. Kabahat, sizin böyle düşünmenizi isteyen örümcek kafalı, oy peşinde koşan, Cumhuriyet'i ve Atatürk'ü özümseyememiş büyüklerde... Mustafa AKSOY-BOLU

BÜYÜKÇEKMECE'de subay ve astsubayların müşterek kamplarının yerine bir orduevi yapılmıştır. Bu orduevi subay ve emeklilerine tahsis edilmiştir. Astsubaylara da aynı yerde bir orduevi yapılıncaya kadar astsubay ve emeklileri de bu orduevinden yararlanmaktaydı. Bu orduevinin deniz kenarında olması ve havuzunun da bulunması, cumartesi ve pazar günleri dinlenmeye çok uygundur. Her nedense, orduevi müdürünün keyfi uygulaması ile astsubay ve emeklilerinin cumartesi ve pazar günleri girmesi yasaklanmıştır. İlgililerin dikkatine sunuyorum.

Durak SOYSAL-Em. Astsubay-KADIKÖY

GÜNÜN SÖZÜ

‘‘Görkemli anıtmezar yaptırılması bizim ananelerimizde yok.’’

(Demokrat Parti Genel Başkanı Korkut Özal)













X