Gündem Haberleri

    Yetenekli Bayan Bulut

    Ebru Çapa
    08.09.2013 - 01:05 | Son Güncelleme:

    İyi tarafından bakalım: Uydurma cümlelerle röportajı yayımlanan Burcu Bulut sayesinde, medya analizleriyle ünlü dilbilimci Chomsky’ye bulunmaz malzeme çıktı. Oturur afiyetle okuruz artık!

    Burcu Bulut’un telefon hattının diğer ucundan gelen sesi had safhada gergin; şahsım üzerinden ‘bir kısım medya’ya sitemlerini sunuyor…
    Birkaç gündür, birlikte çalışmış olduğu 10’u aşkın sayıda basın ve medya mensubuyla konuşmuşum. Aralarında aynı bölümde görev yaptığı mesai arkadaşları, sektörden tanışları, farklı basın ve medya organlarından amirleri var. Bulut’a dair anlattıkları anekdotlar birbirinden farklı olmakla birlikte, çizilen profil aşağı yukarı aynı: Yüksek mevkide birileri aracılığıyla karşılarında buldukları, çalıştıkları müddetçe minimum irtibat halinde oldukları, pek kimseyle ilişki kurmayan, içine kapalı, işlerini genellikle ‘yukarıdan’ halleden ve akıl izanı aşan kontaktları bulunan biri…
    Röportaj yapmak için bezdirici ısrarlarda bulunduğu isimlere durumdan bihaber kişileri referans göstermesi; birlikte çalıştığı insanları, ‘kendisini çekemedikleri için önünü tıkadıkları’ yönünde iddialar içeren e-mail’lerle olur olmaz kişilere şikâyet etmesi benzeri garabet hikayeleri
    havada uçuşuyor.
    İstisnasız herkes; meslek hayatları boyunca karşılaştıkları en hırslı insan olduğu konusunda hemfikir. Birçoğu itinayla uzak durmayı tercih ettikleri Bulut’un ‘kerametini anlayamamaktan’ dertli; biraz da ürkmüş... Şöyle söyleyeyim; meslek hayatları boyunca hiç böyle bir ‘model’le tanışmadığını söyleyenler arasında, onu teşbihte hata olmaz deyip ‘dişi Tuncay Güney’ olarak tanımlayan bile oldu. Ve konuşan insanların bir ortak noktası daha bulunuyor ki: Çoğu kimse, isminin yayımlanmasını istemiyor;
    kim ne anlatıyorsa, ekseri off the record anlatıyor.

    TEK KAYNAK KENDİSİ

    Nihayet, Bulut’la görüştüğümüzde; “Bakın bir haftadır, sizin dışınızda da sayısız insan aradı ama ben artık bu konu kapansın istiyorum” diyor; “Yine söyleyeyim: Olan biten tamamen benim kabahatimdir. Suç benim, hata benim. Yine de hâlâ benim üzerimden Yeni Şafak’a yükleniliyor. Onların editoryal bir müdahalesi söz konusu bile değil. Milletin sanki kendileri sütten çıkmış ak kaşıkmış gibi benim ve gazetenin üzerine çullanması kabul edilemez. Herkes oturup, şimdiye kadar ortaya çıkmış ve henüz çıkmamış hatalarını düşünsün, ona göre davransın. Yeter artık! Sırf gazete töhmet altında diye, bir kez daha ve son kez size cevap vereceğim; sonra bu konu burada kapansın artık; tamam mı?”
    Kapanmasını istediği konu malum: Bulut, Noam Chomsky gibi dünya çapında bir düşünür ve dilbilimcinin ağzından kurulmuş, çarpıtılmış, abesle iştigal cümlelerle dolu bir söyleşiyle, basın tarihimizin absürd skandallarından birine imza attı… Hani pek de sistem adamı sayılmayacak Chomsky’ye Hükümet Sözcüsü tadında cümleler kurdurmayı başardı. Chomsky, durumu fark edip de itirazını dile getirince; Bulut, marifetini; “Söyleşi yapanlar çok iyi bilirler ki İngilizce söyleşiler anlama bağlı kalınarak genişletilebilir. Yani simultane tercüme havasında yazılmaz. Zaten öyle yazılsa, o zaman simultane tercüme yapan herkesin söyleşi yapıyor olması gerekirdi” gibi, iletişim fakültesinin birinci sınıf öğrencilerine bile; “Daha neler!” dedirtecek geniş bir tavırla savundu… Yetmedi, Chomsky’nin ‘unuttuğu’ ek sorular yollamış olduğuna dair; dünya çapında bir dehaya bunak muamelesi de çeken bir iddiayla ortaya çıkmakla kalmayıp; röportajın orijinali olduğunu iddia ettiği, tuhaf ötesi bir İngilizce metni öne sürdü… Chomsky’nin ağzından çıkmışçasına kâleme aldığı Türkçe cümleleri, Google’ın çeviri motoru marifetiyle İngilizce’ye devşirdi; Chomsky’ye ‘sütliman’ dedirteceğim diye ‘chicken translation’ (Kakofonik tercümeler için kullanılan bu ecnebi tabiri biz de kendilerinin yaptığı gibi Türkçeleştirmeye kalksaydık; belki ‘piliç çevirme’ diyebilirdik) şaheseri bir tabir olan ‘Milk Port’ tamlamasını geyik âlemine hediye etti.
    Bulut’a; ‘Söyleyin de konu artık kapansın’ yaklaşımı karşısında ne diyeceğimi pek bilemediğimi söylüyorum: Neticede arkadaşlarla toplaşmış da telefon şakası yapan afacan eğlencesinde değiliz. Ona da söz hakkı verme derdinde olduğumu anlatmaya çalışıyorum. Bir de şu var tabii: Burcu Bulut’un kim olduğuna dair, teknik açıdan bazı bilgilere ulaşmak da gerekiyor ve bu konuda yegâne kaynak Burcu Bulut’muş gibi görünüyor.

    BASİRETİ BAĞLANMIŞ

    Zira Bulut’un 10 yıla yakın bir meslek geçmişi var; gelin görün ki çevresi tarafından bilinirliği bir tuhaf: Ne hikmetse herkes onu tanıyor ama esasında kimse onu tanımıyor.
    Misal, İstanbul Üniversitesi İktisat Bölümü’nden mezun olduğunu, ardından İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde İşletme yüksek lisansı yaptığını ya da ne bileyim; Yiğit Bulut’la herhangi bir akrabalığı bulunmadığını, sadece birlikte çalışmış olduklarını, nihayet ve ancak kendi ağzından öğrenebiliyorum; çünkü başka kimselerin en ufak bir fikri yok.
    Bulut, Milliyet’in eklerinde kısa bir süre staj yaptıktan sonra CNN Türk’te Yiğit Bulut’un asistanı olarak ilk kez kadroya geçmiş. Oradayken muhabirlikten editörlüğe pek çok iş yaptığını, ‘mutfağı’ öğrendiğini söylüyor. Televizyonda ilerlemeyi niçin düşünmediğini soruyorum; gönlü hep yazılı basından yanaymış. İletişim kabiliyeti yüksekmiş; yazı dili de çok iyiymiş. Gelin görün ki konuştuğum 10 küsur kişi arasında ona bu kabiliyetleri atfeden yegâne kişi kendisi.
    CNN Türk’ün ardından geçtiği Akşam’da; benim diyen tecrübeli gazetecinin ulaşmakta zorlandığı isimlerle söyleşiler yaptı. Bunlar arasında, Kürt hareketinin ileri gelenlerinden cemaatin mühim şahsiyetlerine, ünlü gazetecilerden yüksek kalibreli siyasetçilere, kolay ulaşılamayan isimler vardı. Fakat sonunda röportaj yaptığı kişilerden gelen şikâyetlerden kaynaklanan problemlerden dolayı, oradan da gönderildi. Chomsky vakası patlayana kadar son durağı Yeni Şafak gazetesiydi ki, orada çalıştığı süreçte, bu yılın Şubat ayında, Derin Tarih dergisine yaptığı bir işte de benzer, sıkıntılı bir durum yaşanmıştı: ‘Damat Ferid’in torunu konuştu’ anonsuyla verilen bir röportaj gerçekleştirmişti Bulut, fakat bu arada küçük bir teferruat atlanmıştı: Damat Ferid’in çocuğu yoktu! Derginin Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Armağan, derginin editosunda bu ‘maddi’ hatadan dolayı özür dilemek durumunda kaldı.
    Aklından ne geçirmiş olabilir? İnsan nasıl bir insiyakla böyle bir cürette bulunabilir? “Düşünmedim, basiretim bağlandı” diyor; “Oldu bir kere, çok fazla ayrıntıya girmek istemiyorum.”
    Peki bundan sonra ne yapmayı düşünüyor? “Hiçbir şey düşünmüyorum” diyor öfkeli bir tonda: “Medyadan mümkün olduğunca uzak durmak istiyorum uzun bir müddet.”
    Öfkesini haklı bulur bir tavrı var. Hakkı yenmiş de küsmüşçesine konuşuyor. Kim bilir; belki de bir yandan haklıdır. Sistem bu sistemken; bir Burcu Bulut mu battı; di mi ama?

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı