"Melis Alphan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melis Alphan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melis Alphan

Yeşili sonradan bile görmeyenler

HAFIZAMI geri sardığımda...

En eski hatıralarımdan biri ağaçlar.
Limon bahçelerinde oynadığımı...
Dev çam ağaçlarından düşen kozalaklardan fıstıkları ayıkladığımı hatırlıyorum.
Avcumda biriktirip tek seferde ağzıma atardım.
Hâlâ yapıyorum. Ama kozalaktan çıkanı değil, marketten aldığım paketlenmiş dolmalık fıstıkları.
Asla aynı tadı vermiyor.

*

Çocuktuk, saklambaç oynardık.
Ebe olan dirseklerini bir ağaç gövdesine yapıştırıp gözlerini yumar...
Saklananları yine bir ağaç gövdesinin ya da çalılığın ardında sobelerdi.

*

Her yıl ne kadar boy attığımızı, kollarımıza bakıp ölçerdik.
Bunu da, ağaçların gövdesine sarılarak yapardık.
Bazen de hiç nedensiz sarılırdık ağaçlara.

*

Ben ağaçlara tırmanmazdım.
Düşüp bir yerimi inciteceğimden değil...
Dalını kırarım, canını yakarım korkusuyla.
Çocuk aklı işte.

*

Yeni bir eve taşınınca önce bahçesine özenilirdi.
Duvar boyunca fidanlar dikilir, her geçen yıl nasıl serpildikleri izlenirdi.
Çimler ezilmesin diye, aralarına taşlar döşenir, onlar üzerinden yürünürdü.

*

Kışları apartman dairelerine kapanınca, saksı çiçeği trafiği durmazdı.
Çocuklara ne kadar ihtimam gösteriliyorsa, o çiçeklere de aynısı gösterilirdi.
Suyu ne az ne fazla, tam kıvamında verilirdi...
İlacı eksik tutulmaz...
Yaprakları özenle yıkanırdı.

*

O vakitler böyle otoban fazlası yoktu.
Ağaçlarla çevrili kıvrımlı yollardan ilerleyerek papatya tarlalarına gidilirdi.
Orada fotoğraflar çekilirdi.
Bazen de durak ayçiçeği tarlası olurdu.
Dikenleriyle “dokunma” mesajı veren güllere yaklaşmazdık bile; uzaktan izlerdik.

*

Bize doğa sevgisini okulda öğretmediler.
Biz doğayı kendiliğimizden sevdik.
Büyüklerimizden öyle gördük.
Sonradan, şehirler metropole döndüğünde...
Ya da kendimizi bir metropolde bulduğumuzda...
Otoban kenarlarındaki ufacık yeşilliklere çömelmiş insanları görüp hep “Köyünü özlüyor” diye düşündük.
Onlar da bizim gibiydi.

*

AVM sevdalıları...
Parklara, ormanlara dozerlerle girenler...
Belli ki görmemişler.
Doğayı görmemişler...
Sevmemişler.
Ağacı, çiçeği, böceği “can”dan saymamışlar.
Mutlaka bir yerlerde yeşile bakmışlar...
Lakin, bakmak ve görmek farklı şeyler.
Yazık ki onlar bakmakla yetinmişler...
Sonradan bile...
Görmemişler.

X