Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Yeşil bir gelecek bizi bekliyor

    Barış AKPOLAT
    15.10.2011 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Yeşil İş Konferansı, 6-7 Ekim’de İstanbul’da gerçekleşti. Gelişen ekonomilerde sürdürülebilir enerjinin yeri, tüketicinin çevre dostu ürünlere bakışı, çevre dostu turizm ve tasarım, teknoloji ve çevre gibi konular ele alındı. Konferansa ABD’den katılan yeşil tasarımcı Marc Alt, Sürdürülebilirlik Akademisi Kurucusu Semra Sevinç, Çevre ve Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Hakan Gürdal’la konuştuk.

    HAKAN GÜRDAL (Çevre ve Sürdürülebilirlik Kom. Bşk., Akçansa Çimento Gen. Md.)

    Atıkları geri kazanabilirsek ülkenin cari açığı küçülür

    Avrupa ülkeleri ve Japonya gibi tüm gelişmiş ekonomiler, ikincil yakıt diye tabir edilen endüstrinin ve evsel atığın birleştirilmiş halinden enerji yaratıyor. Bizse kalorifik değeri olan atıkları değerlendiremediğimiz gibi ayrıştırmadan toprağa gömüyoruz. Değerli atıkların gömülmesi zaten büyük bir enerjiden bizi mahrum bırakıyor, bir de çevre felaketi yaratıyor. Yeni atık teknikleri geliştirilebilir fakat öncelikle mevcudu iyileştirmek ve tam performans kullanabilmek önemli. İhtiyacımız olan enerjiyi ithal edeceğimize, atıkları yüzde yüze yakın bir seviyede geri kazanabilirsek cari açık bile küçülür. Biz Akçansa Çimento olarak atık yönetiminde Türkiye sektör lideriyiz fakat buna rağmen ancak yüzde 20’lik bir enerji geri dönüşümümüz var. Türkiye’de yılda üretilen klinker (çimento üretimi sırasında ortaya çıkan iri taneli kalker ve kil karışımı madde) 65 milyon ton. Bunun tamamen geri kazanabilirsek, yurtdışından dokuz milyon ton kömür ithal etmek zorunda kalmayız. Yüzde elli oranında bir enerji geri dönüşümü sağlansa, 675 milyon dolar kar edilebilir. Fakat en önce halk, mahalli konferanslarla bilinçlendirilmeli, her evde en az dört farklı çöp kutusu olmalı. Sanayi bilinçlendirilip, atıkları reçeteli enerji kaynaklarına dönüştürülebilmeli.

    MARC ALT (Open Source Cities projesi Bşk.)

    New York ve İstanbul birbirinden çok şey öğrenebilir

    Hayatı, çevreyi güzelleştirmenin ve şehrin enerjisini iyi yönde kullanmanın resmi ve gayri resmi olmak üzere iki yöntemi var. Ben gayri resmi yöntemlerle ilgileniyorum ki, bunlar da vatandaşın görevlerinden oluşuyor. Vatandaşın şehri (Citizen-Urbanism) olarak tabir ettiğim işleyişte, halk şehrinin nasıl daha iyi olabileceğini anlatabilir. Başkanı olduğum Open Source Cities, bir internet sitesi. ABD’nin farklı şehirlerinde yaşayan sıradan insanların, yaşadıkları yeri güzelleştirmek için yaptıkları küçük şeyleri, fikirleri bu sitede paylaşıyoruz.
    Eğer insanı teknolojik teorilerinizin temeline oturtmazsanız, kağıt üzerinde mantıklı fakat gündelik hayatta işe yaramayacak fikirler yaratırsınız. Her zaman büyük teknolojik çözümler düşünülür fakat genellikle halkın ihtiyacı küçük şeylerle karşılanabilir.
    Yapılan araştırmalara göre dünya nüfusunun yüzde 50’si 2050’de gecekondularda yaşayacak. Ama gecekonduları da aşağılamamak gerek çünkü orada çok ciddi bir ekonomi dönüyor. Yaşamlarını beğenmiyor olabiliriz ama varoşlar pek çok insanın o şehre girişini sağlıyor.
    İstanbul’da havaalanından otelime gelmem iki saat sürdü. New York veya İstanbul gibi şehirlerde sınır nasıl çiziliyor? Hükümetler ekonominin büyüklüğünü gösterebilmek için rakamlara ihtiyaç duysa da şehirleri bölmek daha verimli olabilir. Ama bu fikre yanaşmazlar çünkü böylece ‘Mega-Şehir’likleri kalmaz, hava atamazlar.
    New York ve İstanbul, açık şehir kodlarını (Open Source City) kullanarak birbirinden çok şey öğrenebilir. İstanbul New York’dan şehir çiftçiliğini, şehir içinde teraslarda yerel yiyecek üretimini ve toplu taşımayı öğrenebilir. Fakat bence New York’un İstanbul’dan öğreneceği çok şey var. Mesela New York’ta her şey süpermarketlere taşınıyor fakat İstanbul’da seyyarlar, küçük dükkanlar, kültür ve bireysellik var.

    SEMRA SEVİNÇ (Sürdürülebilirlik Akademisi Başkanı)

    Çevre dostu ürünün fiyatı düşmeli

    Yeşil İş Konferansı, sürdürülebilir yaşam için tüm tarafları bir araya getiriyor. Bu yıl ilki gerçekleşti fakat geçen iki yılda Yeşil Tesisler olarak yapılmıştı. Artık her boyutuyla yeşil gelecekten bahsediyoruz. Bir kurumun değer zincirindeki çevre, toplum, tedarikçi ve ortakları kapsayan tüm paydaşlarının yaşam kalitesini yükseltmeye yönelik çalışmaların tamamına artık yeşil iş deniyor. 2050’de 6.3 trilyon dolara ulaşması bekleniyor bu pazarın. Konferansta hem çevre genişliyor hem de devletin uygulamalarında kurumların haberi oluyor. Yaptığınız işlerde sadece para kazanmak için yapıyor imajı çizerseniz marka değeriniz yükselmediği gibi samimiyetasiz de görünürsünüz. Tüketicinin beklentisini verebiliyor olmanız gerek. Bunun için Sürdürülebilirlik Akademisi’nde bir ayda 16 ilde üçbin kişi üzerinde bir araştırma yaptırdık. Araştırma sonucunda gördük ki tüketici durumun bilincinde, farkındalığı var fakat üreticiye karşı inancı yok. En büyük problemse yeşil ürünün fiyat yüksekliği. Fakat yakın gelecekte fiyatı düşürmek ve inandırıcılığı arttırmak için rekabet oluşacak. Eskiden tüketici marka isterdi artık çevre dostu ürün isteyecek. Araştırmaya katılanların yüzde 49’u fiyatı yüksek buluyor. “Etikette yazdığı gibi tasarruf edemedim” deyip güven sarsılanların oranı da çok yüksek. Ve aynı zamanda yanlış bilgilenme yüzünden yüzde yirmi seviyesinde tüketici de aldatıldığını hissediyor.

    ÇEVRE BÜLTEN

    Karbon ayak izinizi hesapladınız mı

    Filli Boya Yalıtım Grubu, ısı yalıtımının önemine dikkat çekmek için yeni bir proje başlattı. Adı, Yarına Borcumuz Var. 11 Ekim’de sosyal paylaşım ağı Facebook’ta başladı, 4 Kasım’a kadar sürecek. Facebook sayfasına girenler, dünyada bıraktıkları karbon ayak izini hesaplayabilecekler. İlk 3 bin kişi adına da Çanakkale Gelibolu ile İzmir Çeşme rüzgar enerji santrallerine bağış yapılacak. Karbon ayak izi, ulaşım, ısınma, enerji tüketimi ya da kullanılan ürünlerle atmosfere yayılan karbondioksit miktarını ifade ediyor. 2009’da yayınlanan Türkiye Emisyon Envanter raporuna göre, ülkemizde bir kişinin karbon ayak izi yılda ortalama 5.1 ton. Projenin amacı bu biktarı mümkün olabildiğince düşürmek. Katılanlara e-posta yoluyla birer Karbon Denkleştirme Sertifikası da gönderilecek. www.facebook.com/filliboya

    Elektrik tasarrufu yüzde 60’a kadar çıkıyor

    Arçelik’in A+ sınıfındaki buzdolapları, elektrik tüketiminde yaklaşık yüzde 20’lik tasarruf sağlıyor. A++ sınıfında bu miktar yüzde 40, A+++ sınıfında ise yüzde 60’a çıkıyor. Tasarruf oranı çamaşır ve bulaşık makinelerinde daha da yukarılara çıkabiliyor. Ayrıca, A enerji seviyesinden yüzde 50 daha az enerji tüketimine sahip 8124 HST çamaşır makinesinde, geri kazanımla elde edilmiş malzeme kullanımı arttırıldı. Bu makine, 2010’da düzenlenen AB Çevre Ödülleri’nde En Çevreci Ürün ödülünü kazandı. Geri dönüşüm oranı yüzde 99.7.

    Güneş ışığıyla çalışan ampul

    Güneşten elektrik elde ederek yüksek verimli binalar yapan Form Şirketler Grubu, güneş ışığından doğal aydınlatma ve enerji tasarrufu sağlayan Sunvia adında bir ampul geliştirdi. Doğa dostu ürünün, güneş kaynaklı olması sebebiyle öğrenme performansını, iş verimliliğini ve motivasyonu artırdığı iddia ediliyor. Sıfır enerjiyle çalışan Sunvia, güneşli havalarda 400 W gücündeki floresan ampulün aydınlatma gücüne sahip. Detaylı bilgi için www.formgroup.com

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı