Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yes, be annem!

<B>İTİRAF </B>edeyim ki, yukarıdaki şiarı ilk duyduğumda bayağı bayağı garipsedim.

Garipsedim, çünkü barış, özgürlük ve refah yandaşı Kıbrıs Türkleri’nin çözüme destek kampanyası sırasında hem İngilizce bir ‘yes’ kullanması; hem de ‘annem’ kelimesine atıfta bulunması, benim günlük dil alışkanlıklarım arasında yer almıyordu.

Bana kalsaydı, zahir ‘evet, be canım’ türünden bir slogan formüle ederdim.

Aman iyi ki kalmamış, yoksa aslında bir çuval inciri de berbat ederdim.

* * *

ÖYLE, zira bir müddet sonra kaz kafama dank etti ki, şiar aslında hem müthiş bir evrensellik, hem de dehşet sevecen bir yerellik yansıtıyor.

Mucidi olan şahıs aklıyla bin yaşasın! Alnından öperim.

Çünkü bir; İngilizce’yi kim takar, ‘yes’teki olumlama artık Joyce lisanının çok ötesinde, küresel moderniteye ve gençlik dinamiğine tercüman oluyor.

Diyelim ki, burada biraz, her sekans görüntüsü, her saniye başı değişen video - kliplerin o dayanılmaz cazibesindeki tempo ve ritim var.

Sallan ve davran, ‘barışa, özgürlüğe, refaha Y-E-S, evrensellik gençliği’!

* * *

SONRA çünkü iki; gerek Kıbrıs kültürünün Büyük Britanya geleneğinden etkilenmiş olması; gerek aynı kelimenin Rum ahaliye de yine aynı mesajı iletmesi; ve gerekse, ada halklarını kıta insanlarından farklı kılan ‘ensüler ruhiyat’ın orada da mevcudiyet taşıması, Türkiye’de yadırganacak bir ‘yes’i burada olağan kılıyor.

Ve nihayet üç; ‘mirim’den ‘can-ı cananım’a bilumum ukalalık deyimlerinde üstüne olmayan biz İstanbullular için biraz ‘taşralılık’, biraz ‘kasabalılık’, biraz ‘mahallecilik’ koksa da, aslında buradaki ‘annem’ sözcüğü tam cukka oturuyor.

Bir yakınlığın, bir samimiyetin, bir hısımlığın projektörüyle aydınlatıyor.

Buna, argotiklik değil dürüstlük ifade eden ‘be’ ünlemi de eklendiğinde ise çözüm, barış, özgürlük ve refah yandaşı Kıbrıs Türklerinin ‘yes, be annem’ şiarı reklamcıların örnek alması gereken bir ‘nabız tutmak’ şahaseri olarak şekilleniyor.

* * *

EVET evet, en önce o çözüm, o barış ve o özgürlük için ‘yes, be annem’!

Düşmanlıkları bitsin ve de duvarlar yıkılsın diye ‘yes, be annem’!

Sonra, refah için ‘yes, be annem’!

Yani havaalanının pistine yedi düvelin uçağı insin; yani limanın dokuna yetmiş yedi vapurun bandırası çekilsin; yani otelin lobisine Patagonya’nın turisti girsin; yani lokantanın masasına Maçin’in seyyahı otursun; yani portakalın sandığına ve mandalinanın küfesine Londra’nın hali talip olsun diye ‘yes, be annem’!

Üstelik, senin refahın için refah ülkeleri kesenin ağzını diye ‘yes, be annem’!

Tecrit zinciri ve ambargo prangası kırılsın diye ‘yes, be annem’!

* * *

DAHA sonra, senin ‘yes’ demeni önlemek için dağdan inip bağdakini döven zorbaları yarım ağızla hoşgördüğü yetmezmiş gibi, hezeyan derecesini artık, BM’deki vetosunu tüm milletler camiasının kınadığı bir Rusya’ya bile ‘Allah razı olsun’ diye şükretmeye vardıran Denktaş’ın ‘statüko zaptiyeliği’ bitsin diye ‘yes, be annem’

Seni rant oligarşisine mahkum eden düzen sona ersin diye ‘yes, be annem’!

Ey Kıbrıslı soydaşım; ey ninem, dedem, babam, kızım, oğlum; bugün sandık başına gittiğinde, senin insanca, senin özgürce ve senin uygarca yaşaman için tabii ki‘Y-E-S, B-E A-N-N-E-M’ !
X