Kütahyalı ressam Ahmet Yakupoğlu

Bu hafta size Türk resim ve heykel sanatında iki önemli isimle ilgili eserleri tanıtacağım.

Haberin Devamı

Plastik sanatlara ilgili duyanların, eğitim görenlerin muhakkak bir şekilde edinip okuması, kütüphanelerinde bulunması gereken kitaplar bunlar.
İlki, merhum Ahmet Yakupoğlu hakkında. Yakupoğlu, sadece ressam değil aynı zamanda neyzen, minyatürist ve müzehhiptir. 1945’te İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’ni bitirdikten sonra memleketi Kütayha’ya dönmüştür. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ), Yakupoğlu’nun hayatı ve eserlerini her biri 510 sayfadan oluşan iki ayrı cilt halinde toplamış. Ciltlerden biri Yakupoğlu’nun Anadolu, diğeri ise İstanbul konulu eserlerine ayrılmış. Her iki ciltte Yakupoğlu’nun hayatında iz bırakan insanları, gelişmeleri ve hakkında çıkan yazıları görebiliyorsunuz. İki ayrı cilt halinde böylesine önemli eserin hazırlanmasına sağladıkları katkı nedeniyle TOKİ’yi kutlamak gerekir. Umarım TOKİ’nin hazırladığı bu eser özellikle Güzel Sanatlar Fakültelerinin kütüphanelerinde hak ettiği yeri bulmuştur. TOKİ Başkanı M.Ergün Turan’ın, sunuş yazısında belirttiği gibi Yakupoğlu, kendisi hakkında hazırlanan bu kapsamlı çalışmayı ne yazık ki, göremeden 2 Ekim 2016’da aramızdan ayrıldı.

Haberin Devamı

Kütahyalı ressam Ahmet Yakupoğlu

Turan’ın sanatçımızla ilgili hazırlanmış iki ayrı cilt için kaleme aldığı sunuş yazısını özetleyerek, Yakupoğlu hakkındaki bölümü bitiriyorum: “Yakupoğlu, Cumhuriyet dönemi sanat ortamının en üretken ve sıradışı karakterlerinden biridir. Kendine has bir dünya kuran ve uzun yıllar resimlerine imza atmaktan bile çekinen Yakupoğlu, geleneklerine bağlı, çalışkan, titiz, samimi, mütevazı, memleket sevdalısı, şöhretten kaçınan, derviş-meşrep bir ressam ve gönül ehli bir musikişinastır. Hoca Ali Rıza ekolünün çağımızdaki temsilcisi olarak kabul görmüş olan Yakupoğlu’nun Kütahya’da başlayan sanat serüveni, İstanbul ve İskenderun’a, Ankara’dan İzmir’e kadar uzanır. Muhtelif vesilelerle gördüğü Bursa, Konya ve Amasya gibi birçok şehirden görüntüleri kayda geçiren Yakupoğlu’nun resimlerinin her biri, sanat değerlerinin yanı sıra birer belgedir. Büyük kısmı bizzat kendisi tarafından korunan ve geçtiğimiz yıllarda Kütahya Dumlupınar Üniversitesi’ne bağışladığı özel koleksiyonu başta olmak üzere, önemli koleksiyonlara girmiş 2000’i aşkın eseri arasından seçilerek oluşturulan bu kitapta, Yakupoğlu’nun İstanbul’a dair 400’e yakın eserine yer verilerek, önemli bir sanatsal birikim ve hafızayı görünür hale getirdiğimiz için mutluyum.”

Haberin Devamı

HEYKELTIRAŞ BURHAN ALKAR

Kütahyalı ressam Ahmet Yakupoğlu

Yine cilt halindeki ikinci kitabımız Türkiye’nin dünyaca ünlü heykeltıraşı Burhan Alkar’la ilgili. Türkiye ve dünyanın birçok ülkesinde eserleri bulunan Alkar’ın bizzat hazırladığı kitabı, adıma imzalayarak takdim etmesinden çok büyük mutluluk duydum. Alkar’la anne tarafından hemşehri olmamız, mutluluğumu daha da artırdı. Rahmetli annem Bulgaristan’ın Veliko Tırnova kentinde doğup büyümüştü. Alkar da, Bulgaristan’ın Filibe kentinde hayata gözlerini açmış. Alkar’ın yaşamını okuduğumda, annemin anlattıklarıyla birçok benzerliklere rastladım. Her şeyden önce Balkan havasını solumuş bu insanların, doğup büyüdükleri yerleri unutamamaları, zorla göçün insanlık için nasıl bir dram olduğunu ortaya koyuyor. Burhan Alkar’ın babası Mehmet Bey de, Bulgaristan’dan gelip yerleştikleri Turgutlu’ya alışamamış. Annem de, hayatı boyunca Veliko Tırnova’nın güzellikleri bıkıp usanmadan anlatır, gençliğinde yaşadıklarına çok büyük özlem duyardı. Alkar’ın hayatını ve eserlerini tanıtan bu kitabı kitapçılarda bulmak mümkün değil. Arzu edenlerin, “burhanalkar@mynet.com” internet adresine başvuru yapmaları gerekiyor. Sözü fazla uzatmadan, Alkar’ın bu kitabı neden yayınladığına dair bizzat kendisinin kaleme aldığı önsöz yazısını özetlemekte fayda var sanırım:
“Heykel bulunan meydanlar, kentlerin daima en renkli, anlamlı ve ilginç alanlarıdır. Heykelsiz kentler ruhsuzdur. Toplumun ilgi, beğeni ve sempatisinin kazanarak kentle bütünleşmiş anıtlar, üstün birer sanat olayıdır. Hiçbir sanat dalı, topluma bu kadar açık, yakın ve cömert değildir. Gelişmiş ülkelerin kentleri, yeşil alanlarla donatılmış meydanları, binen açık hava müzesi gibidir.65 yıldır heykel üreten bir sanatçı olarak bugün itibari ile üzülerek belirledim ki, Türkiye’nin çeşitli kentlerinde bulunan başyapıt niteliğindeki 30 anıtımın 13’ü yok olmuş, saldırıya uğramış ya da harap bir durumda kaderlerine terk edilmiştir. Bu kitabı biraz da bu yüzden, yani ‘yapıtlarımı yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak’ adına yapmak istedim. Meyve veren ağaçların taşlandığı bir ülkede, ‘kıskançlık, hainlik, çekememezlik’ gibi duygulardan uzak kalınmasını, insanı insan yapan erdemleri yaşatabilmeyi dilerim. Heykelde en güzeli ve başarılı olanı kucaklamak benim en büyük ödülümdür. Yapıtlarımla var olmak isterim.”

Haberin Devamı

DYO SERGİSİ

Bu hafta önemli bir serginin duyurusunu yapmak istiyorum. DYO’nun 1967’den beri düzenlediği resim yarışmasının 37’ncisine katılıp, ödül alan veya eserleri sergilenmeye değer görülen sanatçılar geçen yıl belli olmuştu. Bu eserler önce Eskişehir, sonra İzmir’de sergilendi. Şimdi sıra Ankara’da. Cer Modern’de 30 Nisan’a kadar açık kalacak olan bu sergiyi görmenizi tavsiye ederim.

Yazarın Tüm Yazıları