Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Cumhur İttifakı'na herhangi bir leke gelsin asla istemeyiz (Geniş haber) 

Güncelleme Tarihi:

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Cumhur İttifakına herhangi bir leke gelsin asla istemeyiz (Geniş haber)
Oluşturulma Tarihi: Ekim 23, 2018 14:23

Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Cumhur İttifakı'na herhangi bir leke gelsin asla istemeyiz (Geniş haber) 

Haberin Devamı

Hakime TORUN- Nursima ÖZONUR /ANKARA (DHA) - CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısının ardından yaptığı açıklamada, "MHP yerel seçimlerde kendi adaylarıyla devam edecek. Biz de kendi adaylarımızla yerel seçimlerde meydanlarda olacağız. Cumhur İttifakı'nın devamından yanayız. Cumhur İttifakı'na herhangi bir leke gelsin asla istemeyiz. Çünkü cumhurun ittifakı demek, milletimizin aynı değerlere inanan ittifakı demek" dedi. 

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu. Suudi Gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesine ilişkin Erdoğan şöyle konuştu: "Suudi Arabistan'ın Başkonsolosluğu'nda öldürüldüğü kesinleşen Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili kapsamlı bir değerlendirme yapmak istiyorum.  Cemal Kaşıkçı ilk olarak 28 Eylül Cuma günü saat: 11.50'de evlilik işlemleri için konsolosluğa gidiyor. Bu ziyaretin cinayeti planlayan ekibe haber verildiği anlaşılıyor. Bir planlama ve yol haritası burada çalışmaya başlıyor. Konsolosluk görevlilerinden bazılarının acele ile ülkelerine gitmeleri hazırlık çalışmalarının orada yapıldığına işaret ediyor. 1 Ekim'de 16.30'da 3 kişilik bir ekip İstanbul'a geliyor. Başkonsolosluktan başka bir ekip de Belgrad Ormanı ve Yalova'da keşif çalışması yapıyor. Üçüncü ekip de İstanbul'a tarifeli ekip geliyor. Aralarında generallerin olduğu diğer ekip özel uçakla İstanbul'a geliyor. Toplam 15 kişilik ekip Başkonsoloslukta buluşuyor. Önce konsolosluk kamera sistemindeki harddisk sökülüyor. Bu arada Cemal Kaşıkçı 11.50'de telefonla aranıp o günkü randevusu teyit ediliyor. Kaşıkçı, konsolosluğa girdikten sonra bir daha kendisinden haber alınamıyor. Nişanlısı akşam yetkili makamlarımıza başvuru yapıyor. Emniyet müdürlüğü tahkikat başlatıyor. Bölgenin kameralarının incelenmesi sonucunda Kaşıkçı'nın konsolosluktan çıkmadığı kesinlik kazanıyor. Diplomatik dokunulmazlığı olduğu için ilk etapta fiili bir işlem yapılamıyor. Bu tartışma konusu oldu artık.  Artık Viyana Sözleşmesi de büyük ihtimalle masaya yatırılacak. Emniyet ve istihbarat inceleme yaparken İstanbul Başsavcılığı da soruşturma açıyor. İlginç bilgilere ulaşılıyor. Cinayetin arifesinden başlayarak 15 Suudi istihbarat, güvenlik ve adli tıpçının ülkemize geldiği görülüyor. Kıyafeti gözlüğü sakalıyla Cemal Kaşıkçı'ya benzetilmeye çalışan kişinin de akşam Riyad'a hareket ettiği görülüyor. 

SORUMLULUK MAKAMINDAYIZ. BUNU SORGULAMAK HAKKIMIZDIR
Suudi Arabistan Kaşıkçı'nın öldürüldüğü iddialarını önce reddediyor. Başkonsolos 6 Ekim'de Reuters muhabirini içeriyle davet ederek dolapları açarak lakayt bir havada kendini savunmaya çalışıyor. Suudi Arabistan'dan ülkemize 11 Ekim'de gelen heyet çeşitli temaslar gerçekleştirdi. Suudi yetkililer olay gündemde tutulunca binanın aranmasına izin vereceklerini açıkladılar. Bu olay İstanbul'da cereyan ediyor, biz sorumluluk makamındayız. Bunu sorgulamak hakkımızdır. Sis, bulutu yavaş yavaş ortadan kalkmaya başladıkça diğer ülkeler de harekete geçtiler. Biz de sessiz kalmayacağımızı ifade ettik. 

SUUDİ ARABİSTAN KRALI İLE YAPTIĞIMIZ İLK GÖRÜŞMEDE MESELEYİ ANLATTIM
Suudi Arabistan Kralı ile yaptığımız ilk görüşmede meseleyi anlattım. Bu görüşmede olayı araştırmak üzere kendisinin daha önce gönderdiği heyetle yaptığım görüşmeyi ve ortak çalışma grubu oluşturma konusundaki kararımızı ifade ettik ve mutabık kaldık. Kralın talimatı üzerine binaya giren ekipler incelemeler yaptı. Başkonsolos böyle bir şeye müsaade etmediği gibi gelen heyete ben bu başkonsolosun yetersizliği ile alakalı şeyler söyledim. Bunun neticesinde konuşmamızdan bir gün sonra görevinden alındı, ülkesine döndü. 18 Ekim'de bir kez daha başkonsolosluk binasında inceleme yapıldı. Yani 17 gün sonra Suudi Arabistan yönetimi Kaşıkçı'nın binada öldürüldüğünü kabul etti. Kaşıkçı'nın arbede sırasında öldüğü söylendi. Aynı gün Kral ile bir görüşme daha gerçekleştirdik. Olaya karıştığı belirtilen 18 kişinin tutuklandığını ifade etti. Ülkemize verilen listedeki isimlerin, olaya karıştığı belirlenen (15 kişi) isimlerle aynı oldukları tespit edildi. Artı 3 kişi. Bu gelişmeler cinayetin kabul edilmesi bakımından önemlidir. 

TRUMP İLE  OLAYIN AYDINLATILMASI KONUSUNDA MUTABIK KALDIK
Trump ile kapsamlı bir telefon görüşmesi gerçekleştirerek olayın aydınlatılması konusunda mutabık kaldık. Türkiye olarak tüm süreci devlet ciddiyetine uygun olarak yönettik. Buna rağmen ülkemizi karalamak için çeşitli medya mecralarında kampanya yürütüldü. Kimler tarafından ne için yapıldığını iyi biliyoruz. Bu suikast girişimleri bizi gerçekleri arama çabamızdan alıkoyamadı, koyamaz. 

DELİLLER KAŞIKÇI'NIN VAHŞİ BİR CİNAYETE KURBAN GİTTİĞİNİ GÖSTERİYOR
Bu cinayet Suudi Arabistan toprağı sayılan konsolosluk binasında işlenmiş olabilir ama burası Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisindedir. Viyana Sözleşmesi böyle bir cinayetin diplomatik dokunulmazlık zırhıyla korunmasına izin vermez. Gereğini yerine getireceğiz. Şu ana kadar ortaya çıkan deliller Kaşıkçı'nın vahşi bir cinayete kurban gittiğini gösteriyor. Vahşetin gizli kalması insalık vicdanını yaralayacaktır. Suudi Arabistan yönetimi cinayeti kabul ederek önemli bir adım atmıştır. Bundan sonra tüm sorumluların ortaya çıkarılmasını, hukuk önünde gerekli cezaya çaptırmalarını kendilerinden bekliyoruz. Cinayetin anlık değil planlı yapıldığına dair elimizde güçlü emareler bulunuyor. 

BU YERLİ İŞBİRLİKÇİ KİMDİR? İŞBİRLİKÇİYİ AÇIKLAMAYA MECBURSUN
Bu 15 kişi cinayet günü neden İstanbul'da toplanmıştır? Bu kişiler kimden emir alarak oraya gelmiştir, başkonsolosluk binası neden hemen değil de neden günler sonra incelemeye açılmıştır, cinayet ortadayken onca tutarsız açıklama neden yapılmıştır, ceset neden hala ortada yok, cesedin yerli işbirlikçiye verildiği ifadesi doğruysa bu yerli işbirlikçi kimdir? Sıradan bir kişi bahsetmiyor bundan. Bu yerli işbirlikçiyi açıklamaya mecbursun.

YARGILAMA İSTANBUL'DA YAPILSIN
Kimse sorular cevaplanmadan meselenin kapatılacağını aklından geçirmesin. Güvenlik birimlerinin elindeki bilgiler hadisenin planlı olduğuna işaret ediyor. Böyle bir meseleyi, birkaç güvenlik ve istihbarat elemanının üzerine yıkmak kamuoyunu tatmin etmez. 

KRAL VE ÜST YÖNETİME 18 TUTUKLUNUN YARGILANMASININ İSTANBUL'DA YAPILMASINI TEKLİF EDİYORUM
Kral Selman'ın samimiyetinden şüphe duymuyorum. Türkiye olarak meselenin sonuna kadar takipçisi olacağız. Bugün buradan bir çağrı yapıyorum; çağrım Kral ve üst yönetime: Olayın cereyan ettiği yer İstanbul'dur. 18 tutuklunun yargılanmasının İstanbul'da yapılmasını teklif ediyorum." 

"MHP İLE AF, ANT, ERKEN EMEKLİLİK KONUSUNDA FARKLI DÜŞÜNDÜĞÜMÜZ GÖRÜLÜYOR"
Af tartışmalarına ilişkin Erdoğan şu ifadeleri kullandı: "Türkiye 15 Temmuz ile birlikte pek çok konuda olduğu gibi siyasi işbirliklerine girildi. Bu işbirliğinin çok katkısı olmuştur. MHP ile çok verimli bir ittifak örneği sergiledik. Parti yönetimleri olarak milletimizin sesine kulak verdik. Yeni yönetim sisteminin inşası gibi temel konularda ittifak içinde olmak her konuda aynı çizgiyi takip etmesini gerektirmiyor. AK Parti ve MHP ayrı partilerdir. Farklı düşündüğümüz konularda herbirimiz kendi yolumuzu takip ederiz. MHP ile af, ant, erken emeklilik konusunda farklı düşündüğümüz görülüyor. Biz cumhur ittifakına verdiğimiz önem sebebiyle bu farklıkları yapıcı bir dille ifade etmeye çalıştık. 

POLİTİKALARIMIZI SONUNA KADAR SAVUNURUZ AMA KİMSEYE SAYGISIZLIK ETMEYİ AKLIMIZDAN GEÇİRMEYİZ
Politikalarımızı sonuna kadar savunuruz ama kimseye saygısızlık etmeyi aklımızdan geçirmeyiz. Bizim siyaset tarzımızda da böyle bir üslup yoktur. Af meselesi gündeme geldiğinde arkadaşlarıma talimat verdim. Böyle bir düzenlemenin milletin vicdanını rahatsız edeceğini gösterdi. Teklife sıcak bakmadığımızı anlatmaya çalıştık. Temel ilke devlet kendisine karşı işlenen suçları af yetkisine sahip olabilir ama kişiye karşı işlenen suçları devlet, af yetkisine sahip değildir.

NE İSİM NE DE KURUM OLARAK KİMSEYİ HEDEF ALMADIK
Bir defa şunu çok iyi anlamamız gerekiyor. Eğer adalet mülkün esasıysa o zaman biz bu mülkü ayakta tutmak için adil davranmaya mecburuz. Kalkıp da uyuşturucu baronlarıyla torbacılık yapanları bir araya getirmek ayrı ayrı değerlendirmek bunu anlamak mümkün değil. Biz baronlarla da torbacılarla da içenlerle de mücadele ettik ediyoruz. Hiçbir dönemde  uyuşturucuyla mücadelede bizim iktidarımız döneminde olduğu kadar yoğun bir mücadele verilmemiştir. 

ALLAH AŞKINA BUNLARA KADER MAHKUMU DİYEBİLİR MİYİZ? 
Şu anda 50 binin üzerinde cezaevlerinde uyuşturucu mahkumu var. Allah aşkına bunlara kader mahkumu diyebilir miyiz? Efendim neymiş aldatılmış. Ne demek aldatılmış. Bu çocuk mu? Bunlara mı kader mahkumu diyeceğiz. Katillere mi kader mahkumu diyeceğiz. Hırsızlık, bunları yapanlara mı diyeceğiz. Cezaevinden çıkarıyorsunuz daha fazla hırsızlık yapmaya devam ediyor. Biz  devlete karşı işlenmiş suçlarda ne yapılması gerekiyorsa yaparız. Biz devlet olarak bir katili affettiğimiz zaman maktulün ailesine bunu nasıl anlatacağız? Aynı şekilde emeklilikte yaşa takılanlar diye ifade edilen meselede ülkemizin kaldıramayacağı bir yükün fotoğrafı çıktı. Bunun kararını Meclis verecektir. Bizim kimseyi ne kurum ne de isim olarak hedef almamız söz konusu değildir. Sosyal medyadaki açıklamaların yanlış anlamadan kaynaklandığını düşünüyor ve üzülüyorum." 

"İSTİKLAL MARŞIMIZ DIŞINDA BİR ANT TANIMIYORUZ, TANIMAYACAĞIZ" 
Andımız ile ilgili Danıştay tarafından alınan karara değinen Erdoğan, "Andımız konusunda Türkiye'yi haketmediği bir tartışmaya sürükleyen bu karar bazı hastalıkların hala yaşadığını gösteriyor. Andın ilk halini, Türk Ocaklarını kapatmasıyla, üniversiteleri perişan etmesiyle bilinen tıp doktoru Reşit Galip yazmıştır. İnsanları kafataslarına göre sınıflandıran çalışmaları destekleyen bu kişi aynı zamanda Türkçe ezan zulmünün de mimarıdır. Bize göre milletimizin en büyük ve en etkili andı İstiklal Marşımızdır. İstiklal Marşımız dışında bir ant tanımıyoruz, tanımayacağız. Türküm ben. Ama şunu söyleyeyim ben Türkçü değilim. O başka bir şey bu başka bir şey. Irkçılık bizim dinimizde yasaklanmıştır, yok. Her etnik unsur, kendi etnik unsuruyla iftihar edebilir. Ama cılık cılık etmez, mesele bu. Sizin Türkçülük yapma hakkınız var o zaman benim Kürt vatandaşımızın Kürtçülük yapma hakkı doğar. Türkiye Cumhuriyeti devleti 81 milyonun devleti olduğunu göre sembolik unsurlarımızın hepimizi kucaklaması gerekir. Bizim ortaya koyduğumuz fotoğrafta tek tipçi bir rejim özentisinin çocuklarımıza her sabah okutulmasında fayda var mıdır?" diye konuştu. 

"BAKANIMIN DA ARKASINDA BİZLER VARIZ. YOL ARKADAŞIMI FEDA EDEMEM" 
Erdoğan, "Ben ayrımcı değilim diyeceksin, yıllarca bakanlık yapmış arkadaşımıza bir taraftan hakaret bir taraftan tehdit savuracaksın. Benim bakanımın da arkasında bizler varız. Doğrusu bakanımıza yönelik bu tehdidi ve hakareti gerçekten bir genel başkana yakıştıramadım. Bu çok üzücüydü. Buna yol arkadaşımı feda edemem. Benim arkadaşımın yakından uzaktan ırkçılıkla alakası yok. Kökeni Kürt olabilir, bu millete hizmet etme aşkını yaşamış bir yol arkadaşımızdır. Neden hedef saptırıyorsunuz? Bu bakanımızın şehrine ve ülkesine büyük hizmetler yaptığına şahidiz. Hiçbir arkadaşımızın tehdit edilmesine göz yumamayız. Bizim Türklükle bir sıkıntımız yok. Söz konusu metinde de bir sıkıntımız yok" dedi.  

"YEREL SEÇİMLERDE MADEM BİZ YOLUMUZA DİYORLAR BİZ DE HERKES KENDİ YOLUNA DERİZ" 
Erdoğan, "Siyasi görüşlere elbette saygı duyarız. Görüş farklılıklarımızın cumhur ittifakına gölge düşürmesine izin vermemeliyiz. Biz cumhur ittifakını ülkemizin son yıllardaki en ömnemli kazanımlarından biri olarak görüyor ve gelceğe taşımak istiyoruz. Bu ittifaka zarar verecek hiçbir işin içerisinde olmadık, olmayız. Milletimizin emaneti olan Cumhur İttifakı'nı günlük siyasi tartışmaların üzerinde tutmak istedik. Gördük ki MHP kendisi için çok farklı bir tercih yaptı, saygı duyarız. Söyleyeceğimiz tek şey; yerel seçimlerde madem 'biz yolumuza diyorlar' biz de herkes kendi yoluna deriz. Önümüzde ülkemiz ve partimiz için hayati öneme sahip bir süreç var" diye konuştu. 

CUMHUR İTTİFAKI'NA BİR LEKE GELSİN ASLA İSTEMEYİZ
Erdoğan partisinin grup toplantısı çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtladı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, yerel seçimle ilgili "Parti olarak herhangi bir ittifak beklentimiz, ittifak arayışımız, ittifak niyetimiz geldiğimiz bu aşamada artık kalmamıştır" açıklamasının ardından Cumhur İttifakı'nın geleceğine ilişkin soruya yanıtlayan Erdoğan, şunları kaydetti: "MHP yerel seçimlerde kendi adaylarıyla devam edecek. Biz de kendi adaylarımızla yerel seçimlerde meydanlarda olacağız. Cumhur İttifakı'nın devamından yanayız. Cumhur İttifakı'na herhangi bir leke gelsin asla istemeyiz. Çünkü cumhurun ittifakı demek, milletimizin aynı değerlere inanan ittifakı demek." 

"BAHÇELİ İLE GÖRÜŞME ŞU ANDA GÜNDEMDE YOK AMA OLMAMASI İÇİN DE BİR SEBEP YOK" 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bahçeli ile görüşecek misiniz?" sorusuna ise "Şu anda gündemde yok ama olmaması için de bir sebep yok" karşılığını verdi.

(FOTOĞRAF) 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!