Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

YERALTINDAKİ SANAT!

Durup bir düşünecek olursanız… Bir resme ya da bir sanat eserine baktığınızda sizi ilk etkileyen nedir? Karenin bütünü mü, içindeki ufacık detay mı? O eseri kimin yaptığı mı, fiyatı mı, insanlığı, sanatı nasıl ve hangi dille anlattığı mı?

Farklı disiplinlerdeki sanatçıların ünlü veya ünsüz, satılabilir veya satılamaz olup olmadıklarıyla ilgilenmeden, sanat dünyasında ‘Yeraltı’ diyebileceğimiz bir noktada varlıklarını deniz dibinde belirsiz canlılar gibi yaşayan en az tanınmış sanatçıları, hatta Paris’te çektiği videoda zoraki sanat partneri haline getirdiği Giusseppe Belvedere gibi sanat dışı sokak dünyasından insanları bile sanatın dilini ve insanlık tarihinin temel mekanizmalarını ortaya koyma girişimiyle bir araya getiren bir sanat adamı ‘Uluslararası Yeraltı’ sergisiyle sanatseverleri buluşturan./images/100/0x0/55eb686cf018fbb8f8bf268d

Kim?

Bedri Baykam.

Baykam, küratörlüğünü yaptığı sergide, oluşturmayı sevdiği zoraki ortak paydalara ve siparişlere fazla prim vermeden birçoğu birbiriyle diyaloga geçen ve daha önce var olan işleri seçmeyi tercih etmiş.

26 Kasım 2012’ye kadar görebileceğiniz, ‘Uluslararası Yeraltı’ sergisi’nde, hem farklı bakış açıları hem de sanat tarihine zekice atıflarda bulunan, direkt veya dolaylı olarak başyapıtlarla bağlantı kuran eserler ve sanatçılarla karşılaşacaksınız.
Eva Beierheimer ve Miriam Laussegger “Art Word” isimli yerleştirmelerinde Baykam’ın 1992’de sunumunu yaptığı “Post Duchamp Krizi” konferansında gündeme getirdiği, Çağdaş Sanat’ın metine bağımlılığı konusunu en çarpıcı şekilde gerçekleştiriyor.
Denemek çok kolay! Çağdaş Sanat jargonuna giren dört kelime seçip bunlarla inşa edilmiş bir metin siparişi verebiliyorsunuz.

David Middlebrook’un ‘Breath of Fresh Air’ yapıtı ise belki Duchamp’ın ‘Pisuar’ına yapılan göndermelerin en ilginci, yer çekimine meydan okuyan en şamatalısı…

Third Belgrade sanatçı kolektifinin Edouard Manet’nin ‘Kır Üzerinde Öğle Yemeği’ ne gönderme yapan zaman aşırı, monoton olduğu kadar çekici, hatta şaşırtıcı derecede ‘Hipnotik’ özelliklere sahip videosunun saçtığı huzur, yakın coğrafyadan, Bosna-Hersek’ten gelen Radenko Milak’ın savaş desenleriyle tam bir çelişkiye giriyor.

Huzur ve savaş çelişkisini yaşadığımız hayatımızda bir parça soluklanmak, görmek, hissetmek, kendimii keşfetmek için ‘Yeraltı'na inmeye değer!

26 Kasım’a kadar Piramid Sanat’ta görebileceğiniz ‘International Underground’ başlıklı sergiye, değişik ülkelerden 8 sanatçı ve 3 sanatçı kolektifi katılıyor.

Aimée Zito Lema (Amsterdam),

David Middlebrook (California),

Genco Gülan (İstanbul),

Giusseppe Belvedere-Bedri Baykam (Paris-İstanbul),

Eva Beierheimer ve Miriam Laussegger (Viyana),

Núria Güell (İspanya), Peter Polach (Slovakya),

Radenko Milak (Bosna Hersek),

Ray Harris (Avustralya),

Third Belgrade Grubu (Belgrad)

Veljko Zejak (Sırbistan)

YERALTINDAKİ SANAT
 
BEDRİ BAYKAM:

KENDİ GÖRDÜKLERİME VE BİLDİKLERİME GÜVENİRİM!

Piramid Sanat Galerisi olarak ev sahipliğini ve küratörlüğünü yaptığınız sergi, daha adıyla bile dikkatleri çekiyor. Neden ‘Uluslararası Yeraltı’? Ve uluslar arası bir sergide yer almak için hangi şartların aşılması gerek?

‘Uluslararası Yeraltı’ tamlaması küratörlüğünü yaptığım sergi için bir başlık aramaya karar verdiğim an birden aklıma geliverdi.  Aslında anlamı tam da okunduğu gibi. Uluslararası bir sergide yer alabilmek için ‘İn’ ya da ünlü olma zorunluluğu olmayan ya da illa birikmiş sanatsal kredileri bulunması gerekmeyen sanatçıları bir araya getiriyorum. Ayrıca müzayede fiyatlarını veya eğer varsa, kataloglarındaki yazarlarının adını da bilmeme gerek yok. Herhangi bir sanatsal karar verirken sadece kendi gördüklerime ve bildiklerime güvenirim.

‘Uluslararası Yeraltı’ sergisinde sanat tarihine zekice atıflarda bulunan, direkt veya dolaylı olarak başyapıtlarla bağlantı kuran eserler ve sanatçılarla karşılaşıyoruz. Bu da sergiyi farklı kılan ilk özelliklerden biri.

Aynen öyle. Sanat ile metin ve eleştirmen ile sanatçı arasındaki ilişkiler de ayrıca işlenen konular arasında yer alıyor. Multimedya tabii ki doğal olarak oyunun adı olsa da, ezelden beri sanatın yüzeyi olan dikdörtgenin de dışlanması mevzu bahis değil. Ancak bu sergide kullanılmış yağlı ya da akrilik boya olmadığını, yalnız asım işlemlerini bitirdikten sonra fark ettim. Yalnız bu bilgiyi abartısız değerlendirin. Bu sadece bir tesadüften ibaret!

SANAT PARILTILI TİCARİ DÜNYADA DEĞİL!

Görmek, keşfetmek, hissetmek, kendimizi bulmak… Bir sergiyi ve de eseri değerli kılan ve gerçek sanatı görmemizi ve anlamamızı sağlayan unsurlar bunlar. Peki gerçek sanatın görülmesini, anlaşılmasını engelleyenler neler?

Kendinizi keşfedilmeye, hissedilmeye, çözülmeye açın. Gerçek sanat burada yatıyor; genellikle pek keşfedilmeye değer bir şey taşımayan sanat dünyasının tekrara dayalı, parıltılı ticari dünyasında değil!

X