Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yenilik düşkünlüğü

NİHAYET aradığım makaleyi buldum. Adı "Yenilikçi mi, yenilik düşkünü mü?" Yazarı, Yankı Yazgan. Yankı Yazgan’la karşılaşsanız ve size, "Ben, bir pop müzik orkestrasında basgitar çalıyorum" dese, zaten görünüşünüzden tahmin etmiştim diyebilirsiniz.

En azından benim önyargılarıma göre, ben öyle söyleyebilirdim. Halbuki kendisi, genç yaşta psikiyatri profesörlüğüne yükselmiş bir hekim. "Kalp Çarpar, Beyin Böler" adlı kitabında bir hekim gözünden dünyaya bakıyor; ama ne bakıyor! Ama rahmetli annemin dediği gibi "iğnenin deliğinden Hindistan’ı seyrediyor".

Kitaptaki bölümlerden biri "Yenilikçi mi, yenilik düşkünü mü?" başlığını taşıyor. Dr. Yazgan, bu bölümü Acar ve Zuhal Batlaş hocaların yayınladığı "Kaynak" adlı dergide genişleterek makale haline getirmiş. Daha da güzel olmuş. Kaynak dergisinde bir diğer yazar Hulusi Derici, "Yenilikçi mi, Yenilik Düşkünü mü?" konusuna, başka bir üslup içinde, ama aynı açıdan yaklaşmış. Hulusi Derici, son on beş yılda moda olan ve şimdilerde kitaplıkların üst raflarında tozlanan yönetim tekniklerinin veya kavramların bazılarını bir çırpıda sıralayıvermiş. Benchmarking, Müşteri Odaklı Pazarlama, Data Base Yönetimi, CRM, Toplam Kalite, Değişim Mühendisliği, Yalın Üretim, 5. Disiplin, Kaizen Yönetimi, Altı Sigma ve benzerleri. Bütün bu kavramları tükettik, şimdi moda "inovasyon" (yenilikçilik) diyor. Böyle modanın peşine takılıp, kitaplara, konferanslarına para yatırmak insanları mutlu ediyor. Aynen eve idman bisikleti almanın veya zayıflama kitabına sahip olmanın mutlu ettiği gibi. Bunları yapınca, zayıflamıyor veya yenilikçi olmuyoruz; ama kendimizi iyi hissediyoruz.

* * *

Dr. Yazgan, "yenilik düşkünü" ile "yenilikçi" arasında ayrım yapmanın zor olduğundan bahsediyor. Ama makalesinin sonunda bu ayrımın nasıl yapılacağını çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Yazgan’a göre, yenilik düşkünü, çabuk sıkılan ve nerede yeni bir şey varsa oraya sürüklenen bir kişi. O bir "hedefe" değil, "yeniliğe" gitmektedir. Yenilik düşkünlüğü, fikir değiştirmekten ziyade, fikirlerin uçuşması denilebilecek bir ruh hali içinde olmaktır. Bir kitabı, bir fikri, bir konuyu "in" yapanlar da "out" yapanlar da yenilik düşkünleridir. Yenilikçi ise "hedefine" giderken, bildik yol ve yöntemlerin dışına çıkabilen kişidir. Yazgan, yenilikçilerin sonunun, yenilik düşkünlerinden daha iyi olacağını garanti etmiyor. Hedefe giderken yaşadıklarımızın da bir değeri olduğuna inanıyorsak, zaten "sonuç" gibi bir kavram bizi fazlaca ilgilendirmeyecektir; yine de sonuç odaklı olmak gerekiyorsa, sonucun tanımı bir kez daha yapılmalıdır diyor. Dr. Yazgan, "Ben, acaba yenilikçi miyim, yoksa yenilik düşkünü müyüm?" diye kendisini sorgulamak cesareti olanlara bir kıstas veriyor. Burasını dikkatle okuyun ve hemen itiraz etmeyin. "Yenilikçiler, kuralları anlama ve kuralları uygulama alışkanlıklarını çocukluklarında geliştirmiş olanlar, yenilik düşkünleri bu alışkanlıkları olmayanlar arasından çıkıyormuş."

Son Söz: Gelişme, yenilik düşkünlerinin değil; yenilikçilerin eseridir.
X