"Gila Benmayor" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Gila Benmayor" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Gila Benmayor

Yenilenebilir enerjiye hayat öpücüğü

GÖZÜNÜZE çarpmıştır mutlaka.

Günlerdir bizim gazetede “yine, yeni, yeniden Yeşil Enerji”diye başlayan bir ilan var.


Fransız kimyager Lavoisier’in 1774 yılında imal etmiş olduğu “güneş ocağına” da yer veren ilanın sahibi Hannover-Messe Sodeks Fuarcılık.


Türkiye’nin ilk “Yenilenebilir Enerji Fuarı”nı düzenliyor.


Dün başlayan ve pazar gününe kadar devam edecek olan fuar başlamadan önce Hannover -Messe Sodeks ’in Başkanı Murat Demirtaş ile bir araya geldik.
Merak ettim.


Nicedir beklenen “yenilenebilir enerji yasası”henüz ortada yokken böyle bir fuar kararını nasıl almış Demirtaş?


“Dünyada hızla yenilenebilir enerjiye doğru bir gidiş var. Bu sektörün üç, beş yıl sonra müthiş para kazandıracağına inanıyorum. Biz fuar kararını bir buçuk yıl önce aldık. Yasanın çıkacağına kesin gözüyle bakıyorduk”
diyor.


“Yenilenebilir Enerji”
yasası geçtiğimiz haziran ayında meclisin gündeminde iken aniden geri çekilmişti.


Güneş ve rüzgâr enerjisiyle ilgili şirketlerin dört gözle bekledikleri yasanın gündem dışı kalmasının ardında Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın olduğu söylenmişti.

YASA ÇIKMIŞ OLSAYDI


Her neyse, Yenilenebilir Enerji Fuarı Renex’e 40 tanesi yurtdışından olmak üzere 300’e yakın şirket katılıyor.

Murat Demirtaş bugün yasa çıkmış olsaydı bu sayının iki katı olacağını söylüyor.

Yenilenebilir Enerji Fuarı’nın 20 ila 25 bin kişi tarafından ziyaret edilmesini beklediğini de sözlerine ekliyor.


Etkinlikle ilgili olarak açılan internet sitesi www.renex-expo.com ilk gün iki binin üzerinde kişi tarafından ziyaret edilmiş. Demirtaş’ın verdiği bu bilgiler

Türkiye’de “Yenilenebilir Enerji”ye yani güneş, rüzgar, jeotermal gibi enerji kaynaklarına ilginin giderek çoğaldığını gösteriyor.


Bu ilgi şundan önemli:


Bir taraftan yenilenebilir enerji yasanın yukarıda değindiğim gibi halen sürüncemede.


Diğer yandan küresel ekonomik kriz nedeniyle yenilenebilir enerji yatırımlarının yüzde 38 oranında (Uluslararası Enerji Ajansı’nın verisi) düşmüş. Bu yüzden İstanbul’daki fuar uluslararası “yenilenebilir enerji” sektörüne de bir hayat öpücüğü anlamında.

Bu arada unutmadan ilave edeyim.


Rüzgar enerjisi alanında yıllık 1.1 milyar Euro’luk cirosuyla dünyanın önde gelen şirketlerinden Danimarkalı Vestas da İstanbul’da.

 

Yine, yeniden Cinsiyet Uçurumu Raporu

 

TAHMİN ettiğim gibi Dünya Ekonomik Forumu’nun “Cinsiyet Uçurumu” Raporu’na medyadan itiraz sesleri yükseldi.


Oysa itirazların medyadan değil Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü ya da Kadından sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf’tan gelmesi gerekirdi.


Diyeceğim şu:


Kadın-erkek eşitsizliğinde Türkiye’nin 134 ülke arasında 129. sırada olması konusunda öyle lafı cumhuriyetçi, laik kesimlere getirerek derin analizlere girmeye gerek yok.


Dünya Ekonomik Forumu’
nun sıralamasında yıllardır Türkiye en alt sıralarda.

Bizden geri gördüğümüz bir sürü ülkenin de gerisinde.


DEF’
in dayandığı veriler hatalı, yaptığı hesaplamalar yanlış olabilir.


Türkiye’nin yeni ne bileyim 129. sırada olmaz da 70. sırada çıkar.


Yanlış bir sonraki raporda düzeltilebilir.


O halde neden resmi çevrelerden bir ses yok?

Kadın örgütleri nerede?


Benim raporun ilk yayınlandığı 2005 (2006 değil) yılından beri dikkat çekmek istediğim nokta bu.


Kadının Statüsü Genel
Müdürlüğünün, kadındansorumlu bakanın bu konuda bizleri aydınlatmaları gerekir.

ÇOCUKLARI GDO’DAN KİM KORUYACAK?


2005
yılında rapor ilk yayınlandığında bazı erkek meslektaşlardan da itiraz gelmişti.


O yıl Amman’daki Dünya Ekonomik Forumu’nda 2005 raporunu hazırlayan forumun baş ekonomisti Antonio Lopez-Claros ile konuşmuştum.


Hangi kriterleri temel aldıklarını ayrıntılı bir şekilde anlatmıştı.


Amman
’daki aynı toplantıda İspanyol El-Pais Gazetesi’nden bir meslektaşla da aynı konuda sohbet fırsatı olmuştu.


58 ülkenin mercek altına alındığı raporda İspanya 27. sırada olduğu için ülkede kıyamet koptuğunu anlatmıştı.


El-Pais
raporu birinci sayfasına taşımış ve tartışmalar günlerce sürmüştü İspanyol meslektaşımın söylediğine göre.


Eğer yanılmıyorsam İspanya’da kadınlarla ilgili bazı yasaların değişmesi de bu rapordan sonra oldu.


Beğenin, beğenmeyin Dünya Ekonomik Forumu’nun raporu referans olarak alınıyor, kaynak gösteriliyor.


AB değerleri diyorsak İspanya gibi “Cinsiyet Uçurumu” Raporu’nu gündemimize taşımamız gerekmez mi?


Bu ülkede “kadının durumu”, günlerden beri bir toz duman arasında, yalan yanlış tartışılan GDOyönetmeliği kadar önemli değil mi?


Sonuçta çocukları GDO’lu ürünlerden kim koruyacak?

X