Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yeniden ‘teknokratlar hükümeti’ üzerine

<B>BUGÜN </B>uluslararası saygınlığı olan bağımsız bir yabancı araştırma kurumunu Türkiye'ye çağırsak.

Ve onları sadece tek bir soru üzerinde araştırma yapmakla görevlendirsek. İnsanların hangi partiye gerçekten güvendiklerini, hangi partinin Türkiye'nin problemlerine gerçek çözüm üreteceğine inandıklarını bilimsel anlamda araştırsak.

Ben eminim ki, oy verme yaşında olan nüfusun yüzde 80'inin bu soruya cevabı ‘‘hiçbirisine’’ olacaktır. Bu yüzde 80 tahmini ise ‘‘iyimser’’ bir tahmindir, ben oranın bunun üstünde çıkacağını da düşünmekteyim aslına bakarsanız.

* * *

Peki eğer durum benim iddia ettiğim gibiyse o zaman neden çeşitli partilere oylar atılıyor diye sorarsanız onun cevabını da oyların yıllar içindeki dağılımına bakarak cevaplandırabilirim.

Gelinen noktada Türk seçmeni partilerinden öylesine soğumuş, onlarla arasındaki hissi bağlantıyı öylesine kesmiştir ki her seçimde farklı bir partiyi denemekte sakınca görmemektedir.

Rakamlara bakın bunu göreceksiniz.

Her yeni seçimde seçmen ‘‘Acaba bu defa bu umut olur mu ki’’ diye başka bir partiye yönelmekte, her defasında umutlar yeniden kırılmakta, umutların her kırılışında ise aslında ülke darbe yemekte, siyasi sitemin meşruiyeti sıfır noktasına doğru gitmektedir. 3 Kasım Türkiye'de umutların en son kırılacağı seçim olacaktır çünkü göreceksiniz bakın kim iktidara gelirse gelsin Türkiye'nin gerçek sorunlarına çözüm bulma yerine var olan sorunların üzerine yeni sorunlar eklemek için çalışmaya başlayacaktır. Ellerinde değil böyle davranmamak, böyle görmüşler, böyle oynamışlar bugüne kadar bu oyunu, bunu doğru olarak biliyorlar ve sonunda yine duvara toslayacaklar. Olan yine bizlere olacak.

Yeni seçimin tek olumlu yanı eski düzenin en sivrilmiş unsurlarını bünyeden atmaya yaraması olacaktır, ancak sistem öylesine kilitlenmiştir ki o hafif, kısmi temizliğin fazla bir işe yaraması mümkün değildir. Korkarım ki insanımız bu seçimden bir yıl sonra umudunu tamamen yitirmiş olarak ortada kalacak ve Türkiye yeniden büyük bir zaman kaybetmiş olacaktır.

* * *

Şimdi söyleyeceklerimde tek bir destekçim bile kalmamış olabilir, hele bu ortamda herkes demokratçılık oynarken bunların söylenmesi abes bile görünebilir, ama olsun en azından kayda geçsin belki bir gün birileri geri döner de okur diye ben bunları söylemek zorundayım. Türkiye'de şu anda çok partili yaşama dayalı demokratik sistem tamamen tıkanmış ve iflas etmiş durumdadır. Demokratçılığın gerekleri ile devam edildiği takdirde, o şartlara uyum sağlamak için yeni dönemde kurulacak koalisyonlar, ayak oyunları ve sertleşmeler Türkiye için tarihinin bu döneminde kaldıramayacağı kadar büyük bir yük oluşturacaktır.

Bu dönemde ülkemizin sağlam kararları hızla alabilecek, sistemle sorunu olmayacak ama düzeni de aksayan yönlerinden radikal anlamda değiştirebilecek, Türkiye'yi iflas korkusu altında olmaktan korkan bir ülke olmaktan kurtaracak bir radikal ekonomi programını özel çıkarların hiçbirine taviz vermeden kararlılıkla uygulayacak bir bilgili insanlar yönetimine ihtiyaç vardır.

Türkiye'nin seçim yaparak kendisinin de ‘‘demokrasiye’’ sahip olduğunu dünyaya ispat etmesine gerek yoktur, çünkü bu zamana kadarki ispatlarımız bizi adam başına milli geliri iki bin dolara yaklaşan, yurtiçinde hırsızların, soyguncuların güce kavuştuğu bir Üçüncü Dünya ülkesi haline düşmekten alıkoyamamıştır.

Sistemimizin kokuşmuş yanlarından, içimizdeki pisliklerin güç oyunlarından, dış güç çevrelerinin tek yanlı dikte ettiği direktiflere uygun davranmaktan kurtulabilmesinin tek yolu çok partili yaşamı bir süre askıya almak ve hızla uygulayıcı bir akil insanlar yönetimine Türkiye'yi teslim etmektir.

* * *

Bu nasıl olur bilmem, gayet tabii ki var olan yasalarda böyle bir şeyin nasıl yapılacağı yazmıyor. Ancak istesek de istemesek de, bugün olmasa da yarın böyle bir kaçınılmazlık kapımıza dayanacaktır. Sorun bakalım insanlara, dürüstlüğü toplumda genel kabul görmüş insanlardan oluşan siyaset dışı bir yönetime Türkiye'nin idaresinin bırakılmasını kabul edecekler mi?

Ben yine iddia ediyorum böyle bir formüle olağanüstü toplumsal destek gelecektir ama bu soru gayet tabii ki sorulmayacak, sorulamayacak çünkü cevaptan herkes korkuyor, herkes titriyor korkudan. Türkiye kişisel çıkarlar için uzun zamandır harcandı. Ama tabii ki Türkiye'yi tüketemediler, bunca yediği darbeye rağmen, son zamanlarda zar zor da olsa yine de başı dik ülkenin.

Dik ama hálá daha aynı oyunu oynamaya çalışanlar var. Yine kayda geçeyim de ilerde belki hatırlanır diye şunu da söyleyerek bitireyim yazımı. Bu Cumhuriyet'i kuran devrimci ruh, bir miras olarak bu ülkenin bazı insanlarında mutlaka hálá kalmıştır. Ülkemiz dünyada layık olmadığı bir konumda, kendi içimizde de insanımız layık olmadığı bir yaşama mahkûm edilmiş durumda.

Seçim oyunuyla demokratçılıkla kaybedilecek zaman yok çünkü karşı karşıya kaldığımız tehlikeler gün geçtikçe de artıyor. Ben doğru bildiğimi söyleyerek gönlümü rahat tutayım dedim de...
X