Yeni yıla girerken dünya ekonomisi (3)

DÜNYA ekonomileri dendiğinde son yıllarda akla gelen iki grup var: bir tarafta Amerikan ekonomisi, diğer tarafta Çin başta olmak üzere gelişmekte olan diğer ülkeler. Amerikan ekonomisi tüketiyor, Çin ve diğer gelişmekte olan ülkeler üretiyorlar.

Petrol ve diğer hammadde fiyatlarının artmasının da katkısıyla gelişmekte olan ülkelerin çoğu dış ticaret ve cari işlemler fazlası veriyorlar. Çoğunlukla, Avrupa’daki gelişmekte olan ülkeler cari işlemler açığı veriyorlar. Bunlardan biri de Türkiye.

AMERİKA-ASYA

2005 yılı gelişmekte olan ülkeler açısından en parlak yıllardan biri oldu
. Yüksek düzeyde cari işlemler fazlası vermelerine ek olarak bu ülkelere akan yabancı sermaye 350 milyar doları geçerek tüm zamanların rekorunu kırdı. Tüm gelişmekte olan ekonomilerde döviz rezervleri arttı. Küçümsenmeyecek düzeyde büyüdüler.

Asya bölgesindeki gelişmekte olan ülkelerde büyüme geçen yıl yüzde 7 idi. Bu yılki büyümelerinin de yaklaşık aynı düzeyde olacağı tahmin ediliyor. Daha doğru bir ifadeyle, Asya üretiyor, Amerika tüketiyor.

Avrupa’daki gelişmekte olan ülkelerde büyüme yavaşladı. Geçen yıl yüzde 6.8 büyürken, bu yılki büyümelerinin yüzde 5’in altında kalacağı tahmin ediliyor. Latin Amerika’da da Avrupa’dakine benzer bir eğilim söz konusu. Latin Amerika’nın büyümesinin yüzde 6 civarından yüzde 4.3’e gerilemesi söz konusu.

Toplam gelişmekte olan ülkelerin 2004 yılındaki büyümesi yüzde 6.7 idi. Bu yılki büyümenin yüzde 5.9 olacağı, gelecek yıl da yüzde 5.5’e gerileyeceği tahminleri yapılıyor.

Uluslararası likidite bolluğu ve birçok gelişmekte olan ülkelerin dış borçlanma ihtiyacının azalmış olması bu ülkelerin borçlanma maliyetini düşürdü. 2001 ve 2002 yıllarında gelişmekte olan ülkeler ABD 10-yıl vadeli tahvil faizlerinin üzerine yüzde 10 kadar prim (spread) ödeyerek borçlanırken, ödedikleri primler 2005 yılında yüzde 2’nin biraz üzerinde kaldı. ABD faizleri arttığı halde, gelişmekte olan ülkelerin borçlanma maliyeti düştü. İhtiyaçları olmasa da, dış finansman kolaylaştı.

Gelişmekte olan ülkelere giden yabancı sermayenin tümü gittikleri ülkelerin döviz rezervlerini artırıyor. Örneğin, Çin’in döviz rezervleri geçen yıl sonu 615 milyar dolarken, bu yılın eylül ayı itibariyle 773 milyar dolar oldu. Aynı şekilde, Rusya’nın döviz rezervleri 120 milyar dolardan bu yılın ekim ayı itibariyle 161 milyar dolar oldu.

RİSK ASGARİDE

İki yıldır gelişmekte olan ülkelere giden yabancı sermaye hacminde bir daralma beklendiği halde, beklenti gerçekleşmedi. Aksine, hacim her yıl arttı. Gelişmiş ülkelerdeki faiz artırımları sonucunda, gelecek yıl da yabancı sermaye hacminde az da olsa bir daralma bekleniyor
. Beklenti gerçekleşse dahi, gelişmekte olan piyasaların ekonomik performanslarında 2006 yılında radikal bir değişimin yaşanması olasılığı yok denecek kadar azdır.

Amerika büyüdüğü sürece, Çin, Hindistan, diğer uzak doğu Asya ekonomileriyle Latin Amerika ülkelerinde çok büyük sorunların çıkması beklenmemelidir.

Gelişmekte olan ekonomilerin performansının iyi olmaysa devam etmesi Türkiye açısından da olumludur. Bizim açımızdan, büyüyen Amerika ile beraber gelişmekte olan ülkelerin iyi performans göstermesi dışsal şokların yaşanması olasılığını asgariye indirmektedir.
Yazarın Tüm Yazıları