Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yeni yıl, yeni midir?

BU gece saat 12.00’de yeni bir yıl başlayacak. Kimimiz bir yıldan diğerine geçişi kutlayacak, kimimiz ise oralı olmayacağız. Hatta kimimiz de kutlayanlara kızacağız.

Ama hepimiz ertesi gün uyandığımızda takvimin 1 Ocak 2010’u gösterdiğine dair en ufak bir şüphe taşımayacağız. Çoğumuz da 31 Aralık gecesi saat 12.00’de kaderimizi “re-set” ettirmek için dua edeceğiz.

* * *


İyi de “yeni yıl” ne? Daha doğrusu “yıl” ne?


Dünya kendi etrafında bir kere dönünce buna “gün”, güneş etrafında bir kere dönünce buna da “yıl” diyoruz.


Günü ve yılı göz ucuyla saptamak yerine insanlığın beşeri zaafı “zaman” denen kavramla algılamaya çalışınca dünyanın hiçbir yerinde var olmayan, ne elle tutulan, ne de gözle görülen, sadece ve sadece zihnimizde olan “matematik” kavramı giriyor işin içine.


Zira her şeyi ve her şeyi “ölçerek” ona anlam veriyor, onu algılıyor, onu değiştirme olasılığı yakalıyoruz. Ancak “matematik” insan dehasının yarattığı bir yeknesaklık. Her şeyi zihnimizde “anlaşılır” kılan bir düzmece. Ama, harika bir düzmece!


Şimdi her şeye tersten bakalım. “Matematiksel mantığı” insanoğlu kurgula(ya)masaydı, tabii ki ölçme işlemi olmayacak, dolayısıyla zaman hiç olmayacak, hali ile gün ve yıl da olmayacaktı.


Matematik
sadece zihnimizde olduğuna göre zaman da, gün de, yıl da sadece zihnimizde var. Zaman öyle “elektrik” gibi bir kavram da değil. Elektrik de gözle görülmüyor ama somut varlığını dünyada her daim hissettiriyor. Zaman ise varlığını sadece zihnimizde hissettiren bir kavram.


Yeni yıla sadece zihnimizde giriyoruz
. Esasında her şey kendisini tekrar ediyor. Biz insanlar etrafımızı değiştirme yetisine sahip olduğumuz için bir çizgi üzerinde (zaman içinde) “değişim” var zannediyoruz. Halbuki, “değişim” “zaman”ın içinde değil!


Özetle, 31 Aralık akşamları olmayan bir “şey”i kutluyoruz!


Salise, saniye, saat insan uydurması olduğu için bir gün 24 saat, bir yıl 365 gün!


İstesek günü de, yılı da farklı ölçebilirdik! Nasıl ki uzunluk ölçüsü olarak kimimiz “metre”, kimimiz “foot” kavramlarını kullanıyoruz, istesek “zaman” için de farklı ama zihinlerimizde her biri iç tutarlılığa sahip bir sürü“zaman kavramı” yaratabiliriz.


Siz bir nesnenin uzunluğuna “1 metre” dediğinizde Amerikalı onu tamı tamına “3.280 839 895 feet” olarak kavrıyor. Amerikalı “1 feet” dediğinde biz de o uzunluğu “30.48 cm.” olarak kavramak zorundayız. Her türlü ölçüm en basit sayı olan “bir” ile başlar. Amerikalı “1 foot” kavramı, biz de “1 metre” ölçümünü hazmederek başlarız nesnelerin uzunluğunu kavramaya! Temel uzunluk ölçüsü “metre” olanlara “30.48 cm”, temel uzunluk ölçüsü “foot” olanlara “3.280 839 895 feet” kendi ölçüm birimleri ile ifade edildiği halde doğru dürüst bir fikir vermez.

* * *

Sadece ve sadece zamanı “60 saniye=1 dakika”, yerine “30 saniye=1 dakika” olarak kabul etsek ve başka hiçbir zaman ölçümünü değiştirmesek, yeni yıla yine bu gece saat 12.00’de girerdik ama yeni yıl “2010” değil, takriben “1005” olurdu.


Çevrenizde her şey aynı olabilir ama yaşınız yarı yarıya olurdu!


Örneğin ben 29’undan 30’una basmakta olan bir orta yaşlı olurdum!

* * *


Zaman olmasaydı ne “geçmiş”, ne de “gelecek” olurdu! Sadece “an” yaşanırdı. Tıpkı hayvanların yaptığı gibi! Bunlar olmayınca insanoğlunu kavuran “geçmişe hayıflanma” veya “gelecekten endişe duyma” da olmazdı. Her “an” yılbaşı kıvamında geçerdi.


Yeni yılda hiçbir şey değişmeyecek. Bari bu gece “zaman”dan kopun!

X