Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yeni yıl, yeni ev

Hadi ULUENGİN

Etrafı umutsuzca kolaçan ettim, hain bilgisayara göz attım ve pazar yazılarının teslimatını bir gün önceden yapmak zorundayım, 1 Ocak 1999 Cuma sabahı, daha dün taşındığım evde ilk iş olarak bu makaleye oturdum. Piyangoda büyük ikramiyenin hangi numaraya çıktığına bakmadım.

Çingene çalar Kürt oynar hesabı, ortalık ana baba gününü andırıyor. Ekmek parasını kazanmak mecburiyeti, yalnız bilgisayarı ve zavazingosunu kurdum.

Onların dışındaki herşey inanılmaz bir düzensizlikle etrafımı çevreliyor.

Rafları çıkartılmış boş kütüphanelerin; salonun ortasında tavana kadar yığılmış kitap kutularının; duvara yan yaslanmış durumda bakan ve birinci karımdan fırça emeği hediye hiper - realist tablonun veya mutfak eşyalarıyla banyo edevatının karıştığı diğer kutuların arasında deli olmak işten değil.

Üstelik, günlerdir zaten neye uğradığını şaşırmış olan kedicik mekan değiştirmeyi atmışsekizli bir isyankarlıkla protesto etti ve yeni dairemde bu sabah ilk kez uyandım ki o ne, hayvan, gece yer yatağının ucuna bıraktığım robdöşambrımın üzerine işemekle kalmamış, bir de lök gibi kakasını bırakmış.

Başka bir kadının Londra hediyesi olan benim halis kaşmir robdöşambr acilen çöp torbasını boyladı. Kedi de sunturlu kalay yedi.

Kahve içeceğim ama mutfaktaki hengamenin arasında cezve bulmak ne mümkün !

Kafein dozumu almak için çaresiz meşrubat kutusuna davrandım. Buzdolabının daha prizi bile yok, Abdi Bey'in abdest suyu sıvıdan midem bulandı.

Telefon bağlanmadığından cep aparatının esiriyim, nefret makina çaldı.

Kerimemiz Hanımefendi yeni yılımı kutluyorlar ve nezaketen yarım ağızla, ‘Baba, taşınma nasıl geçti’ diye sormaya tenezzül buyuruyorlar.

Elinin körü geçti ! Yeni yıl meni yıl diye orada burada sürteceğine Pederine bir nebze yardım edeydin ya a benim havailer havaisi Kızcağızım.

O bitti, yine alet zırladı. Büyük Oğlum da aynı şey için arıyormuş. Bu çok hoşuma gitti. Hatta, içim cızladı. Annesinden nasıl izin kopartabilmiş de kayak tatiline uçtuğu o uzak dağ mıntıkasından Babasını arayabilmiş ?

Etrafı umutsuzca kolaçan ettim, hain bilgisayara göz attım ve pazar yazılarının teslimatını bir gün önceden yapmak zorundayım, 1 Ocak 1999 Cuma sabahı, daha dün taşındığım evde ilk iş olarak bu makaleye oturdum.

Piyangoda büyük ikramiyenin hangi numaraya çıktığına bakmadım.

* * *

ACABA bana çıkmış mıdır dersiniz ? Dile kolay, altı yüz milyar lira !

Dolara da vursan, sterline de vursan, hatta dün tedavüle giren ‘avro’ya da vursan, harca Allah harca ömrümün sonuna kadar bitmez..

Üstelik, şu sırada gerçekten de ne kadar çok ihtiyacım var...

Ön pencereyi eski dairenin o lime perdeleriyle kapatacağım diye uğraşmam. Çağırırım bir dekoratör, ister atlas kumaştan, ister ipek nakıştan ısmarlarım.

Sonra, dördüncü kütüphanenin ilk üç rafıyla, yedinci kütüphanenin hemen bütün rafları üzerlerindeki ağırlıktan bel veriyor. Onları da değiştiririm.

Yok, yok, deli misin be adam aklını başına topla artık altı yüz milyarın sahibisin ve her halde yeni salonunda konrtplaktan kitaplıklara talim edecek değilsin. Paşa gönlüne göre akajusundan, gürgeninden veya meşesinden, duvarın tam ölçüsüne göre ve en usta marangoz testeresiyle kesilmişini yaptırtırsın.

Banyoyu da olduğu gibi tadil ettirtirsin. O ne öyle çingene pembesi fayansları kapatacağım diye elinde fırça sıvayı harıl harıl bordoya boyamak.

Her tarafı halis mermer kaplatırsın ve hani dekorasyon mecmuasında gördüğünde için gitmişti ya, küvetini süper jakuzili cinsiyle donatırsın.

* * *

BUNLARI da bırak, bunları da bırak ! Böyle sefil tasaları unut yahu!

Sen piyango ikramiyesinin rakkamını galiba hakkıyla tasavvur edemiyorsun.

Artık hiç yüz metre karelik küçük burjuva daireye tenezzül buyurur musun ?

Maçka'da ferah feza apartman, New York'ta leb-i Hudson River garsonyer, Paris'te Seine'ye nazır piyedater az gelir de, üstüne üstlük Bodrum'de eski Rum evi döşetirsin. Kapıya sekiz silindir ‘Jaguar’ının ve tenteli ‘Alfa Romeo’ nun anahtarını asar, rıhtıma ise ahşap guletinin palamarını bağlarsın.

‘Döşetirsin’ derken sanma ki laf olsun diye konuşuyorum. Öyle şimdiki gibi yok hangi ucuz lambayı alırsam daha sıcak ışık verir, yok kaç taksitli müzik setini edinirsem daha berrak ses çıkartır diye düşünmek ne kelime, altı yüz milyarlık çekin hamili sıfatıyla yeni evlerinden birisinin eşiğine ilk adımı attığında sana sadece lamba butonunu çevirmek ve set düğmesine basmak kalır.

Etraf yumuşak ışıkla, hacim dingin müzikle dolar ve ekran önüne oturduğunda, müthiş taşınma hengamesinin içinde ‘Hürriyet’e makale yetiştirmek telaşında değil yıllardır satın alamadığın zamanı nihayet elde edebilmiş olmanın lüksüyle, artık kendin için yazabilmek mutluluğunun huzurunda olursun.

Eski umut, yeni yıla yeni evde böyle girersin.

* * *

ŞİMDİ baktım, kör talih büyük ikramiye yine bana çıkmamış.

Evet, nerede kalmıştık ?

Yazıyı diskete kaydedeyim de, mendebur hat hala bağlanmadı, şunu küçük diz bilgisayarını kullanarak köşedeki bakkalın telefonundan gazeteye göndereyim.

Ondan sonra da mutfak edevatı kutularını açıp kahve cezvesini bulayım.

Ardından her halde banyo duvarının yarım kalan badanasını bitiririm.

X