Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yeni yastık altı

<b>EH</B>, komşuda pişer bize de düşer, en azından, <B>‘yastık altında’</B> ne varmış ne yokmuş, ondan haberdar olacağız.

Evet evet, ‘euro’ sayesinde, küpe gizlediğimiz, astara diktiğimiz, keseye gizlediğimiz, kasaya sotaladığımız Alaman markının miktarını öğreneceğiz.

Çünkü malum, Wilhelm bıyık Enver'den kalma İttihatçı bir miras mı, yoksa hısım akraba ‘gurbetçi’lerden yerleşme bir adet mi orasını bilemeyeceğim, milletimiz esas olarak Frankfurt darphanesinden çıkan çil banknota güvenir.

Enflasyona karşı ‘itimat mangırı’nı DM cinsinden istifler.

Ve, benim değil bizzat Sultanhamam alimlerine göre de, kara gün akçesi diye saklanan nakit mark yaklaşık 25 (y-i-r-m-i b-e-ş) milyara ulaşmaktadır!

* * *

AZ buz şey mi ? Kabul, kazaen Arjantinlilerin cebine girse, onlar anında deve yapıverirlerdi... Ama biz Latinlere kıyasla daha kanaatkar insanlarız.

Hatta belki daha ‘kirli çıkı’ bir ulusuz ki, ben Max Weber'in toplumsal kapitalistleşme teorisini benimsediğimden, bunu zaaf değil erdem addediyorum.

Her neyse... İşte Avrupa artık ‘euro’ya geçtiğinden, bizim zuladaki DM'ler tilkinin dönüp dolaşıp varacağı yer kürkçü dükkanı misali, şimdi son demlerini yaşayan Alman Merkez Bankası'na gidecek ve imha fırınında cayır cayır yanacak.

Bu arada, ister Kayman Adası katakullisiyle ‘aracılı’ (!) olarak; isterse de dobra dobra İstanbul'dan Frankfurt'a kargo uçağıyla selametlensin, ciddi hesap kitap tutulursa, Türklerin kesesinde kaç mark olduğu netlik kazanacak.

Çünkü, eh DM'ler yanacak ama her halde paracıklar başka dövize çevrilecek.

Zaten, ‘peki neye çevrilecek’ sorusu ikinci temel noktayı oluşturuyor.

* * *

SULTANHAMAM, Kapalıçarşı, İstiklal Caddesi, Tophane rıhtımı falan, öyle anlaşılıyor ki şu an hüküm süren trend dolara doğrudur. ‘Yeşil’ prim yapıyor.

Amerikan doları, ‘itimat mangırı’nda Alaman markının yerini almaktadır.

Henüz ne tanınan, ne de güvenilen ‘euro’ya rağbet ise pek azdır.

‘Yastık altları’dan çıkan paralar üzerinde on iki yıldız bulunan yeni banknotla değil, Abraham Lincoln portreli bildik papelle değiştirilmektedir.

Yazık !..

* * *

YAZIK, fakat anlıyorum. Anlıyorum, zira dünya ticaretide yüzde doksan referans birim addedilen ve sırf bizde değil tüm yerkürede ‘itimat mangırı’ sayılan doların ‘euro’ya tercih edilmesi, insani bir refleks oluşturuyor.

Üstelik, işte dün bir, bugün iki, Avrupa parasının daha çiçeği burnunda...

Ancak, anlamak onaylamak anlamına gelmez ve gelmiyor !

Çünkü biz, rotamızı zaten aidiyetini taşıdığımız Eski Kıta'ya dönmüş ve onun iskeletini şekillendiren AB'yle bütünleşmeyi hedef bellemiş bir ülkeyiz.

Dolayısıyla, mali açıdan da daha şimdiden ‘Avrupai’ davranmassak, beşeri, siyasi ve iktisadi ‘Avrupailiğimiz’ kıymet-i harbiye ifade etmez. Edemez...

Hem ‘tam üyelik, tam üyelik’ diye sabah akşam Ortak Pazar'ın başında boza pişireceksin; hem de iş ‘yastık altı’ istifine gelince, onun ortak parasına burun çevirip, Atlantik'in öte yakasındaki Sam Amca dolarını isteyeceksin.

Ütopyamızın ve hedefimizin dürüstlüğünde ne kadar inandırıcı olabiliriz?

Ve, ‘ültra liberal’ değil kısmen Keynes'çi bir ‘sosyal liberal’ olan ben diyorum ki, işte devlet tam burada devreye girmelidir ! Girmelidir ve para ve döviz bab'ında ‘euro’yu kitleselleştirici politikalar uygulamalıdır.

Kur, prim, faiz, tahvil her neyse, Avrupa parasına cesaret verdirmelidir.

Hey ‘Devlet Baba’ hadi şimdi davran ve ‘yastık altı’na dolar istiflemenin toplumsal ütopyamızın ‘hasır altı’ olması rizikosu getirebileceğini milletine anlatarak, onu bundan böyle ‘euro’ cinsinden tasarruf yapmaya ikna et !
X