Taha AKYOL

Yeni paket

25 Temmuz 2013

Henüz kesinleşmiş değil ama en önemli konulardan birinin seçim sistemi olacağı kesin.
Şunu da belirteyim, paket çalışmalarına katılanlarla dün konuştum; pakette Sabiha Gökçen Havaalanı” adının değiştirilmesi şeklinde bir öneri yok. Bundan sonraki çalışmalarda da olmamalı.
Sayın Bülent Arınç’ın ıstıraplı ve isabetli deyimiyle “tef gibi gerilmiş toplum”da rahatlama ve barışıklık yaratmak gerekirken, yeni kavgaları tetiklemekten sakınmak lazım.
Sabiha Gökçen adına bu sebeple dokunulmamalı.

SEÇİM SİSTEMİ

Paket çalışmalarında seçim sistemi konuşuluyor fakat henüz ‘taslak’ haline getirilmiş değil. İki eğilim var:
-Seçim barajını aşağı çekip daraltılmış bölge usulüne geçmek... Sayın Hüseyin Çelik partisinde bu yönde düşünceler olduğunu açıkladı. Bu eğilim tercih edilecekse seçim barajının en fazla yüzde 5 olması gerekir. Yüzde 10 barajının yüksek bulunduğu bir toplumda bunun yüzde 7’ye çekilmesi ‘reform’ sayılmaz, umulan rahatlamayı sağlamaz.
-Diğer eğilim, Sayın Bülent Arınç’ın söylediği gibi, yüzde 10 barajını korumak ama temsilde adaleti sağlayacak başka düzenlemeler yapmak... Ne olabilir bu? Belli sayıda milletvekillerinin hiçbir baraj uygulanmadan seçilmesi olabilir.
Türkiye milletvekilliği” adıyla mesela 100 milletvekilinin böyle seçilmesine karar verilirse, bütün Türkiye’de yüzde 1 oy alan küçük bir parti Meclis’e bir vekil gönderir; en yüksek oyu aldığı il hangisiyse, oradan.
Anayasa Mahkemesi, bu şekilde çıkarılmış bir kanunda “Türkiye milletvekilliği” diye ayrı bir kategori ihdas edilmesini Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmişti. Çünkü Milli hâkimiyet” teorisinde parlamenterler “temsilci” değildir, milletvekilidirler, illeriyle birlikte bütün Türkiye’yi temsil ederler.
“Türkiye milletvekilliği” yerine başka bir adla böyle bir sistem getirilebilir.
Herhalde artık mevcut sistemle yürümek zordur.

İKİ TEMEL İLKE

İstikrarlı demokrasilerde seçim sistemleri de istikrarlıdır, oturmuştur. Amerikan, İngiliz, Fransız, Alman seçim sistemlerinden bahsedilmesi bundandır. Bizim 1946’dan bu yana belki yüz defa değiştirdiğimiz, her defasında bir uçtan öbürüne savrulduğumuz seçim sistemlerimizden hangisineTürk seçim sistemi” diyeceğiz?! Maalesef demokrasimizi “olgunluk” düzeyine ulaştıramadığımız gibi seçim sistemimizi de oturtamadık.
Seçim sistemlerinde iki felsefi ilke önemlidir: Yönetimde istikrar ve temsilde adalet.
Demokrasinin “yöneten demokrasi” olabilmesi için “yönetimde istikrar” sağlamaya yardımcı olacak seçim sistemleri gerekir. Bunda şüphe yok. Fakat bu amaçla aşırı yüksek barajlar konulduğunda da siyasi temsil sorunları çıkabiliyor. 2002 seçimlerinde oyların yüzde 40’ı parlamento dışında kalmıştı! Çünkü yüzde 5’le yüzde 9 arasında oy alan beş parti baraja takılmıştı.
Şimdi “temsilde adalet” uğruna öbür uca savrulup “yönetimde istikrar”ı tehlikeye atmak yanlış olur. Mevcut durumu sürdürmek de gerilimi sürdürmekten başka anlam taşımaz.
Konu çok karmaşıktır. Bu defa aceleye getirilmeden,Ben yaptım oldu” demeden, iyi tartışarak ve olgunlaştırarak bir düzenleme yapılmalı.

Yazarlar Ana Sayfa
HaberlerFenerbahçeburçniobeABDkavgatürkiyebursa