Eğitim Haberleri

Yeni Ortaöğretime Geçiş Sistemi

Prof. Dr. Servet ÖZDEMİR - Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi
09.09.2013 - 09:15 | Son Güncelleme:

Türk Eğitim Sisteminin en temel sorunlarının başında “biz ne yapmak istiyoruz sorusunu?” sormadan, gelen her siyasi iktidarın kadro, örgüt yapısı ve bina problemlerine odaklanarak gerçek sorunlardan ve temel felsefeden uzaklaşmaları gelmektedir.

Eğitim sisteminin bir sistem bütünlüğü içerisinde ve bir vizyona dayalı olarak ele alınamamasının/alınmamasının sonuçlarını her gün biraz daha şiddetle hissediyoruz. 1939’da 1. Maarif Şurasını açış konuşmasında devrin Bakanı Hasan Ali Yücel şöyle der “Ortaokullar ilkokullardan, liseler ortaokullardan, üniversiteler liselerden, hayat da bunların hepsinden şikâyet etmektedir” . Bu tespit geçerliliğini hala korumaktadır. Eğitim kademeleri, kademeler arası geçiş, öğretmen ve yönetici yetiştirme, merkezi-yerinden yönetim dengesi, müfredat gibi temel konular tek tek ele alındığı için problemler artarak devam etmektedir. Bunun son örneği ise ortaöğretim kurumlarına geçişin yeniden düzenlenmesidir.
Ortaöğretime geçiş sorunu eskiden beri devam eden önemli bir problem olarak devam etmektedir. Okullar arası kalite farkları ve temelde öğretmen sınavlarına olan güvensizlik eğitim sistemimizi test odaklı ve merkezi sınavlara mahkûm etmektedir. Bu durum, sistemin yegâne gayesinin sınavlara öğrenci hazırlamak olarak ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Sınavda rakiplerinin önünde olmak esas olduğundan dershane ve özel ders uygulamaları fırsat ve imkân eşitliğini bozan, kaynakların boşa harcanmasına ve okulun ve öğrencinin gerçek amaçlarından uzaklaşmasına neden olmaktadır.

Yeni Ortaöğretime Geçiş Sistemi Ne Getiriyor?

Yeni sistemin akademik arka planından kamuoyu habersiz görünüyor. Bu konu ile ilgili yapılmış araştırmaların olup olmadığı pek bilinmiyor. Hiçbir kapsamlı çalışma yapmadan eğitim sisteminde yapılan bu değişiklik yeni değişikleri tetikleyecektir. Üniversitelerin, araştırma kuruluşlarının, tüm paydaşların görüşlerini almadan uygulamaya konulması sonucunun beklenileni vermeyeceğine işaret etmektedir.
Yönetimde çok basit bir soru vardır. Bunu neden yapıyoruz, amacımız ne? Buradan başlayacak olursak bu düzenlemenin amacı ne? Daha nitelikli eğitim hizmeti sunmak desek böyle bir vizyon gözükmüyor, artan sınav ve tatiller bu savımızı ortadan kaldırıyor. Sorunun bir diğer yanı da sınavı olan dersler ile olmayan derslerin önemi konusunda ortaya çıkıyor. Sınavı olmayan dersleri kim nasıl anlatacak, öğrenciyi nasıl motive edecek? Psiko-motor becerilere yönelmek isteyenleri nasıl yönlendireceğiz? Güzel sanatlar ve spor eğitimi ne olacak?
Milli Eğitimin genel amaçları dikkatlice incelendiğinde bireyin beden, zihin, ruh, duygu ve ahlak bakımından dengeli yetişmesinin önemli bir öncelik olduğu görülebilir. Tüm eğitimciler bu amacın ne kadar önemli olduğunu bilir. Böyle bir sistem öğrencileri zihinsel ve bilişsel düzeyde geliştirir mi bilmem, ancak diğer boyutlarda eksik bırakmaya devam edecektir.
Sorunun bir diğer yanı öğretmenler tarafından yapılacak sınavların %30 etkisi. Bu durum öğretmenler üzerindeki baskıyı artıracak, veli-öğretmen ve okul müdürü ilişkisini olumsuz yönde etkileyecektir. Ayrıca, öğrenci kayırmasının yolunu da açacaktır. Zaten nepotizmin yani basit tanımıyla akraba kayırmacılığının yoğun yaşandığı bir kültürde böyle bir anlayışla objektif bir değerlendirmenin nasıl yapılacağı da kuşkuludur.
Sınavın uygulanması, güvenliği ve işin ekonomik yanı da sorunun bir diğer boyutu olarak karşımıza çıkıyor. Bu kadar yaygın bir sınavın maliyeti hesaplanmış mıdır? Daha önemlisi soru güvenliği nasıl sağlanacak? Bölgede tek okulun olduğu yerlerde öğrenciler sınava nerede girecek, bu yükü kim karşılayacak?
Bu sisteme yeni demek için bir neden bulamıyorum. Olsa olsa bir değişiklik daha denebilir.

Sınav sistemindeki değişiklik ile ilgili olarak özetle şunlar söylenebilir:

1. Öğretmene ve okula güven azalır.
2. Üzerinde fazla çalışılmamış, araştırma desteğinden yoksun.
3. Paydaş görüşleri alınmamış.
4. Denemesi ya da pilot çalışması yapılmamış.
5. Problemi çözmek yerine daha da derinleştirir.
6. Dershaneye olan talebi artırır, bunun yanında özel ders patlaması olur.
7. Okul huzurunu daha da bozar.
8. Öğretmenleri ve velileri çatıştırır.
9. Sınav maliyetini (gün ve ekonomik) çok yükseltir.
10. Sınav güvenliği sorunu ve şaibe artar.
11. Sınavı olmayan dersler iyice önemini yitirir.
12. Seçmeli olması gerektiği tartışılan derslerin sınavı toplumsal huzuru daha da bozar.

Sorun aslında çok basit. Karmaşık görünen şeyler değişik açılardan bakarsanız hiç de çözümsüz değildir. 1+5+3+3’e geçin. Öğretmen niteliklerini artırın, öğretmene ve okula güvenin. Çocukları rahat bırakın.

Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı