Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yeni bir sürece girdik...

Yargıtay’ın geçen Cuma günkü kararı, Avrupa Birliği sürecinde nasıl bir Türkiye’de yaşayacağımızı çok net biçimde ortaya koydu. Böylece düşünceye yasak koyma dönemi kapandı. Bu yeni yaklaşıma hepimizin alışması gerekiyor.Laikliğin bundan böyle çok daha sağlam bir zemine oturtulmasını sağlamakta bizlere düşüyor.

Nihayet beklenilen adım atıldı.

 Yargıtay, laikliği savunanları yerden yere vuran bir yazarın mahkumiyetini bozdu.
 
Özetlemek gerekirse, bir kişinin düşüncesinden dolayı mahkum edilemeyeceğine karar verdi. Bu şekilde, Avrupa Birliğinin Kopenhag kriterlerinin en önemlisini uygulamaya soktu. Bu karar neresinden bakılırsa bakılsın bir devrim niteliğindedir.

 13 oya karşı 14 oyla alınması ve basına yapılan açıklamalarda kullanılan gerekçeler bazı çevreleri epey rahatsız etti. Bu şekilde, laiklik karşıtı hareketlerin kontroldan çıkacağı ve istedikleri gibi propaganda yapabilecekleri ileri sürülüyor.

 Ben inanmıyorum. Tam aksine, laikliğin bugünkü dünya koşullarında silinip atılamayacak bir noktaya geldiğine inanıyorum. Türkiye’de hiçbir gücün bu sistemi değiştiremeyeceğine güvenim artık iyice arttı. Hele Avrupa Birliği sürecine girmiş olan bir Türkiye’de, laikliği korumak için “yasaklara gerek kalmadığı” ortadadır.
 
Yasaklar kalktıktan sonra bunu delmeye çalışanlar olacaktır. Ağıza gelmedik sözler sarfedeceklerdir. Ne isterlerse desinler. Bu görüşlerin karşısında da bizler varız. Laikliği savunan güçleri devirip geçebilmeleri imkansızdır. Hele buna bir de, Avrupa Birliğinin caydırıcı gücünü eklediğimiz zaman, zaten azınlıktaki Şeriat yanlılarının nesamesi dahi okunmaz.

 Ancak bu noktadan itibaren bizlere büyük görevler düşecektir.

 Laikliğin sadece ceza ve yasak korkusuyla korunamayacağını iyice anlamamız ve toplum olarak fikri çabalarımızı arttırmamız gerekecektir. Şimdiye kadar laikliği hep asker süngüsü korkusuyla korumaya çalıştık.
 
Artık bu yaklaşım bitti. Bundan sonrası bizlerin sorumluluğunda. Laik sistemin ne denli önem kazandığını, laikliğin dinsizlik olmadığını toplumumuza daha iyi anlatmamız, eğitim sistemimizi buna göre düzenlememiz kaçınılmazdır.
 
Artık barış zamanıdır. En ufak bir adımı dahi “laiklik elden gidiyor” diye yorumlamak, hemen sokaklara dökülmek, hemen askeri göreve çağırmak yerine, fikirlere fikirle yanıt vererek mücadele etmeliyiz.
 
Emin olun, yasaklar ve insanları hapishanelere atma döneminin kapanmasıyla birlikte, laiklik aleyhtarı söylemlerin ilginçliği veya çekiciliği de ortadan kalkacaktır.

 Bu kararla Türkiyede yepyeni bir anlayış, yepyeni bir yaklaşım ve yepyeni bir dönemin kapısı açılmıştır. Bu kapıdan geçmemiz ve hiçbir yol kazasına uğramadan, bize yakışan bir barış ortamına kavuşmalıyız.
     *  *  *

ABD İLE İLİŞKİLERDE İNCE AYAR YAPILDI

 Amerikan Dışişleri Bakanı Rice’ın Ankara gezisi beklendiği gibi tamamlandı.
 
Ben şimdiye kadar, Amerikalıların anlaşmazlıkla sonuçlanacak herhangi bir üst düzey ziyaret yaptığını görmemişimdir. Bunun da başarılı geçeceği başından itibaren biliniyordu.
 Türkiye ziyaret öncesinde, Başbakanının biraz abartılı söylemi ve tepkileriyle mesajlarını zaten vermişti. Son dönemlerde artan  bağımsız Kürdistan çağırıları ve Kerkük’ün de başkent olmasıyla ilgili açıklamalar açıkça Ankara’da rahatsızlık yaratmıştı. Aslında tepkimizi bu kadar yüksek sesle vermeye gerek yoktu, ancak Başbakanımızın üslübu böyle.
 
Rice’ın açıklamalarına bakılacak olursa, Ankara’yı yatıştıracak her türlü güvence verilmiş. Ne Kürt bağımsızlığı, ne de Kerkük’ün sadece Kürtlere teslim edilmesine sıcak bakılmadığı, Türk yetkililere net biçimde söylenmiş.
 
Ancak Rice’ın bu güvencelerine bakıpta, bu işin tamamlandığını ve ilerde bizleri rahatsız edecek hiçbir gelişmeyle karşılaşılmayacağını da sanmayalım.
 
Unutmayalım ki, dün dündür,yarın da yarınki koşullara göre hareket edilecektir.
 
Özellikle süpergüçler hiçbir zaman, her konuda güvence veremezler. Günün koşulları öyle bir değişir ki, bir de bakarsınız Kerkük Kürtlerin başkenti oluvermiş. Zaten Rice’da konuşmalarında sık sık “Kerkük konusunda Iraklıların karar vermeleri gerektiğini” söyledi. Kürt bağımsızlığına kesin karşı çıktı, ancak Kerkük’ü daha muğlak bıraktı.
 
Yine yapılan açıklamalardan anlayabildiğimiz kadarıyla,  Kuzey Irak’ taki PKK varlığı konusunda da artık silahlı bir mücadelenin söz konusu olmayacağı anlaşılıyor. Amerikalılar çok net biçimde, PKK’ nın Türkiye’yi rahatsız edecek eylemlere girmesine göz yummayacaklarını, ancak dağlardaki gruplara karşı da, Türkiye’nin istediği gibi silahlı bir mücadele vermeyeceklerini anlattılar.

 Washington PKK’nın artık etkinliğini kaybettiğinin farkında. Hele Türkiye’nin genel bir af çıkarması halinde çözülmenin çok daha kolaylaşacağına inanıyor. Bundan dolayı da, ne askerini riske atmak, nede Kuzey’ de yeni bir cephe açıp Kürtleri ayaklandırmak istiyor.
 
Rice’ın gezisi bu açılardan iyi bir zamanlamada gerçekleşti. Gereksiz gerilimlerden de kurtulunmuş oldu.
*                  *                    *
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com.) yayınlanmaktadır

X