Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yeni bir felakete kadar unutur gideriz

Tufan TÜRENÇ

Biz toplum olarak değişik bir karakter yapısına sahibiz. Felaketleri yaşamadan onların yaratacağı korkunç sonuçları aklımıza bile getirmiyoruz.

Mistik bir yaklaşımla sorunları Tanrı'ya havale edip sırtüstü yatıyoruz.

Başımıza felaket gelince de oturup dövünüyoruz, ağıtlar yakıyoruz ya da suçlulara lanetler yağdırıyoruz.

Sonra acımız azalınca her şeyi unutup, keyfimize dalıyoruz.

Aynı tip ikinci bir felaket yaşayana kadar da dünyayı umursamıyoruz.

Düşünün iki gün içinde İstanbul'un 15 yerinde orman yangınları çıkarılıyor.

Yangınların birçoğu aynı saatlerde başlıyor.

Ama İstanbul'un hiçbir hazırlığı yok. Faciayı seyretmekten başka bir şey yapılamıyor.

Belli ki organize bir olay. Bir merkez bu yangınların çıkarılması için düğmeye basıyor ve alevler aynı anda ormanlık alanları sarıveriyor.

Dünyanın ortak mirası olan doğal güzelliklere ancak iki grupta toplanan insan müsveddeleri kıyabilirler.

Biri terör örgütlerinin militanları, ikincisi mafyanın çapulcuları.

Ancak böyle büyük suç oluşturan bir organizasyona İstanbul'daki arazi mafyasının cesaret edebileceğine inanmak biraz zor.

Bu daha çok PKK'nın işi gibi görülüyor.

Bu sabotajlarda Yunanistan'ın da katkısı olabileceği akla yakın.

* * *

Şimdi sormak istiyorum.

İstanbul'un bu kadar noktasında çıkarılacak yangınlar tezgâhlanırken bizim polisimiz, istihbarat örgütlerimiz neredeydi Tanrı aşkına?

Uyuyorlar mıydı?

Hiç mi duyum almadılar?

Bu kadar militan İstanbul'da ellerini kollarını sallaya sallaya mı yangın çıkaracakları noktaları belirlediler?

Bu adamları kimse görmedi mi? Hiç kuşkulanan olmadı mı?

Buna inanmak olanaksız.

Demek ki gerek polisin, gerekse MİT'in istihbaratı sıfır.

Ya da bizim istihbarat örgütlerimizle polisimiz, İstanbul'un ormanlarına hiçbir şekilde sabotaj yapılmayacağını düşünüyorlardı.

Bu yüzden de son derece rahattılar.

PKK militanları (Israrla PKK diyorum, çünkü öteki terör örgütleri bugüne kadar böyle bir eylem ortaya koymadılar) ya da mafyanın çapulcuları ellerini kollarını sallayarak ormanları ateşe verdiler.

Sonra da yine ellerini kollarını sallayarak uzaklaşıp gittiler.

Şunu unutmamak gerekir ki, istihbaratınız yoksa terör olaylarını ve onların yaratacağı felaketleri önleyemezsiniz.

* * *

Bunun terör örgütünün ya da arazi mafyasının işi olup olmadığını anlamak polis için son derece basittir.

Yangınların çıktığı alanların yakınında emlakçı adı altında çöreklenmiş arazi mafyası bellidir.

Polis bunların üç beşini sorgulasa, bu işin arazi mafyası tarafından yapılıp yapılmadığını belirler.

Eğer onların işi değilse terör olayı olduğu kesinleşir.

Düşünün, bizim güvenlik birimleri bu büyük organizasyondan öylesine habersiz ki bu konuda halkı en ufak bir şekilde uyarmadılar bile.

Siz hiç medyada ormanlara yapılacak sabotajlar konusunda polisin uyarıcı bir açıklamasını gördünüz mü?

Oysa halka çağrı yapılıp vatandaşların uyanık olmaları, gördükleri şüpheli kişileri hemen polise bildirmeleri istenebilirdi.

Böyle bir uyarı yapılmadı, çünkü istihbaratçılar İstanbul'un başına böyle bir felaketin geleceği konusunda en ufak bir duyum almamışlardı.

Dedik ya her şeyimiz Tanrı'ya emanet.

Yeni bir felaketle karşılaşınca yine bol bol nutuk dinleyip koro halinde oturup ağlarız.













X