Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Yeni basın yasası haftaya mecliste

    Hürriyet Haber
    25.01.2002 - 14:03 | Son Güncelleme: 25.01.2002 - 14:03

    Devlet Bakanı Yılmaz Karakoyunlu, önümüzdeki hafta yeni bir basın yasasını Meclis'e sunacağını açıkladı. Karakoyunlu ''İlk defa Türk Basın Yasası'nın birinci maddesi tek bir cümleden ibarettir; 'basın hürdür'. İkinci maddesi; 'birey de hürdür''' dedi.

    Devlet Bakanı Yılmaz Karakoyunlu, Bahçeşehir Üniversitesi'nde düzenlenen ''Balkan Haber Ajansları (ABNA) Gözü ile İletişim Fakülteleri'' konulu konferansına katıldı. ''Türkiye'de basın özgürdür, ama aynı zamanda birey de özgürdür'' diyen Karakoyunlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    ''Asıl basının özgürlüğü kalemini serbestçe kullanmak hakkına dönüşmüşse, bireyin özgürlüğü de haysiyetine sahip çıkma mücadelesini somutlaştırmaktadır. İkisinden birinin diğerini yoketmeye yönelik şekilde hareket etme serbestisine özgürlük denemez. Basının özgürlük iddiası karşısında bireyin haklarını savunma özgürlüğünü ihlal etmeye yönelik davranışı, dünyanın hiçbir ülkesinde savunmak mümkün değildir.Basın özgürdür, ama basın mensubu keyfileşebilir. Basın mensubunun keyfileştiği yerde artık basın özgürlüğünün suiistimal edildiğine değil, o kişinin o özgürlüğü hazmedecek olgunlukta olmadığına ve bu çerçevede kişiselliğini husumet oluşturmaya yönelik bir ihlal içinde olması olarak kabul etmek gerekir. Ve bunun savunması basın özgürlüğüne karşı değil, basın mensubunun keyfiliğine karşıdır.

    Türkiye hala bu olgunluğa erişemedi. Mesleğimizin en önemli ciddiyet ilkesi, taşıdığınız sorumluluğun o sorumluluğu tarif eden hürriyet ölçeğine uygun hale getirilmesidir.

    Önümüzdeki hafta Türkiye'de yeni bir basın yasasını meclise takdimedeceğim. İlk defa Türk Basın Yasası'nın birinci maddesi tek bir cümleden ibarettir; 'Basın hürdür'. İkinci maddesi; 'birey de hürdür'.O halde iki hürriyet mücadelesi, iki kesimin arasındaki ahlakilik değerinin ne kadar önemli olduğunu gösterir. Bu iletişim ihtiyacı içinde olan bir toplumun karşılıklı kabul katsayıları ve kredilerini aynı terbiye anlayış ve mesuliyet derecesinde idrak etmesine bağlıdır.''

    ABNA KONFERANSI

    Karakoyunlu, Bahçeşehir Üniversitesi'nde düzenlenen ''Balkan Haber Ajansları (ABNA) Gözü ile İletişim Fakülteleri'' konulu konferansın açılışında bir konuşma yaptı. Toplantıya 8 önemli ajans kuruluşunun temsilcilerinin katıldığını hatırlatan Karakoyunlu, konferansın bu kadar geniş kapsamlı bilgi ve tecrübe alışverişi içeren bir toplantı olarak dikkat çekeceğini söyledi.

    6 Nisan 1920'de Atatürk'ün emriyle kurulan A.A'nın, o tarihlerde bültenlerini duvarlara yapıştırmak suretiyle halka bilgi ve tecrübeleri aktardığını kaydeden Karakoyunlu, bu olayın sadece bize mahsus bir gelenek olmadığını ifade etti.

    1560 yılındaki Venedik-Osmanlı harbi sırasında da Venedikliler'in harple ilgili bilgileri almak için toplandıkları yerlerde duvarlara metinler asıldığını kaydeden Karakoyunlu, o dönemde, o mekanlara girebilmek için ücret ödendiğini belirtti.

    O ücretin de o tarihte Venedik parası olan ''1 Gazeta'' olduğunu belirten Karakoyunlu, ''gazete'' kelimesinin de oradan geldiğini kaydetti.

    O tarihten bugüne sadece düşünce modelleri içinde haberlerin nasıl aktarılacağı tartışmasıyla yetinilmediğini ifade eden Karakoyunlu, birtakım baskılara karşı direnç gösterebilecek insanların yüksek ahlak değerleriyle yetiştirilmesi, toplumun o yüksek ahlak değerlerine sahip çıkacak sorumluluk anlayışı içinde terbiye edilmesi ve sonucu itibariyle eğitim kurumu içinde üniversiter bir modele dönüştürülmesinin de önemli olduğunu söyledi.

    MÜKEMMEL ÖRNEK

    O gelişme çerçevesinde Türkiye'nin dünyayla karşılaştırılmasında çok başarılı örnekler sergilenemediğini ifade eden Karakoyunlu, ''Bir İngiliz ticaret komiseri tesadüfen çulluk avlayacağım diye Çırpıcı çayırında, çalıların arkasında Türk delikanlısını öldürmemiş olsaydı, Türkiye'nin gazetesi belki 50 sene sonra çıkacaktı'' dedi.

    Türkiye'de basın sektörünün Tanzimat'tan günümüze gelinceye kadar hem eğitim kökeni, hem de meslek terbiyesi ilişkisi itibariyle çok hızlı değişim gösterdiğini dile getiren Karakoyunlu, ''Belki de dünyanın başka hiçbir ülkesinde bulamayacağınız dar, hem kökende hem uygulamada eğitim alanları itibariyle mükemmel bir örnektir'' diye konuştu.

    Tanzimat döneminde gazetelerde genellikle edebiyatçıların hakim olduğunu, bunu mülkiyeliler ve hukukçuların takip ettiğini belirten Karakoyunlu, cumhuriyetle birlikte niteliklerin biraz değiştiğini, 1950'den sonra hukukçuların en önde olduğunu, bunu edebiyatçılar ve mülkiyelilerin takip ettiğini kaydetti.

    İLETİŞİM FAKÜLTELERİNİN DURUMU

    Bugün genellikle iletişim fakültesi mezunlarının önde olduğunu vurgulayan Karakoyunlu, ardından iktisatçılar ve mülkiyelilerin geldiğini, çok nadir olarak da hukuk ve edebiyatçıların görüldüğünü söyledi.

    Karakoyunlu, şöyle devam etti: "Bu hızlı değişme, belki de önümüzdeki birkaç yıl sonra iletişim esaslı olan meslek erbabını yoğun hale getirirken, ülke çapında çok önemli bir sorunu da yaratacaktır. Bunun endişesini ifade etmek istiyorum. İletişim fakülteleri, artık açılan her üniversitede bir iletişim fakültesi açılması şeklinde gelişti. Belki de üniversal eğitim modeli içinde hakkının en fazla verilerek eğitimin sürdürülmesigerektiğine inandığım eğitim fakültesi-iletişim fakültesi ilişkisi sonderece dikkatli bir şekilde kurulmalı. Aksi halde bu fakültelere oluşan talebin birdenbire çok ciddi düşüşüyle karşı karşıya kalınabilir. Veya burada eğitim görmekte olanlar iş bulmada zorluklarla karşı karşıya kalabilir.

    İletişim fakülteleri, tıp, hukuk fakülteleri gibidir. Evrensel eğitim modelinin asla vazgeçilmez kurumları olarak değerlendirilmeli ve niteliklerine uygun meslek ciddiyeti, bir eğitim disiplini içinde açılarak öğrenci yetiştirilmesine gayret gösterilmeli. Yoksa herhangi bir şekilde 'talebi karşılayacağım' ihtiyacıyla üniversite kurduğunuz,Anadolu'nun herhangi bir yerinde bir iletişim fakültesi tertip etmek, teknik donatımdan yoksun olarak öğrenci yetiştirmeye teşebbüs, geleceğimiz için bu fakültelerde eğitim gören çocuklar için zorluk yaratabilir.''

    ANSİKLOPEDİLERDE İLETİŞİM KAVRAMI

    İletişim kavramının Türkiye'de yeteri kadar sağlam baza oturtulamadığını da kaydeden Karakoyunlu, buna dünyanın en iddialı ikiansiklopedisi olan Larousse ve Ana Britanica'yı örnek gösterdi.

    Karakoyunlu, şöyle devam etti: ''Üzülerek söylemeliyim ki iki güzide ansiklopedide iletişim diyebir kavram yok. Bu, Türkiye'nin iletişim sektöründe ne kadar geri kaldığının bence en seçkin örneklerinden birini oluşturmakta. Bu ansiklopedilerde iletişim kelimesine rastlarsanız, o kelime elektrik akımıyla haber akımını eşit tutarak manalandırılmıştır. Kavram, toplumun kendi düşünce içeriklerinde yer almadığı için doğal olarak ansiklopedilerine yansımamıştır.

    Ama bir ülkenin nelerinin olup bittiğinin en mükemmel tarzda yansıtılacağını varsayarak ve onun değerlerindeki adalet ve ahlak ilkelerinin asla ihlal edilmeyeceğine inanarak, Türk toplumunun aydınlatılmasına katkıda bulunacak sektörün henüz onun sektör değerleri itibariyle Türkiye'nin ansiklopedik dünyasında yer almamış olmasını hayretle karşılamak durumunda olduğumuzu unutmamalıyız.''

    Moda olmak adına üniversite eğitim modeli içine iletişim fakültelerini yerleştirme alışkanlığının bu tarzda sürdürülecek olmasıhalinde sorunun giderek büyüyeceğine işaret eden Karakoyunlu, iletişim fakültelerinin tarihi hakkında bilgi verdi.

    İletişim fakültelerinin ilk önce İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi bünyesinde ''Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Okulu'' olarak kurulduğunu anlatan Karakoyunlu, bunun çok başarılı bir eğitim modeli oluşturduğunu söyledi.

    İki-üç ay önce Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından Anadolu'daki gazetecilere yönelik düzenlenen seminerde İskenderun Gazeteciler Cemiyeti Başkanı'nın kendisine ''Ben Gazeteciyim'' adlı bir kitap verdiğini kaydeden Karakoyunlu, toplantıya gelirken tekrar okuduğu bu kitapta çok önemli tespitler yapıldığını söyledi. Karakoyunlu, bu kitabı kütüphanelerine koymak üzere Bahçeşehir Üniversitesi'ne vereceğini kaydetti.

    Konuşmasında öğrencilere de seslenen Karakoyunlu, ''5N 1K'' kuralının 2100 sene evvel Roma'da senatörlerin ve mahkemede şahitlerin uyması gereken 5 temel ilkeyi temsil ettiğini anlattı.

    Konferansa, ABNA üyesi Yunanistan'dan ANA ve MPA, Arnavutluk'tan ATA, Bulgaristan'dan BTA, Makedonya'dan MIA, Romanya'dan ROMPRESS, Yugoslavya'dan TANJUG haber ajanslarının genel müdür ve üst düzey temsilcileri katılıyor.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı