Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yedikule bostanının yaşamasına izin verin market yerine bostandan alışveriş yapalım

Yedikule’nin asırlık bostanı, yerine yapılacak şehir parkı için yok ediliyor. Oysa ikisi bir arada pekala yaşayabilir. Yaşamalı da. Kilometrelerce uzaktan litrelerce benzin yakarak gelen marul yerine mahallenin bostanından alışveriş yapabilsek, sürdürülebilir bir yaşam için önemli adım olmaz mıydı?

Şehir bostanları, hem İstanbul tarihinin önemli bir parçası hem de sürdürülebilir bir yaşam için yükselen kavramlardan biri. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ise hem tarihi geçmişi olan hem de bizi geleceğe taşıyacak bir değeri kendi eliyle yok etmenin peşinde.


Çocukluğumun yazları Bostancı-Cevizli arasındaki bostanlarda geçti benim. Bundan 30 yıl evvel, inşaat söktörünün dişleri bu kadar uzamamışken, bu iki semt arasındaki sahil şeridi ve gerisi bostanlar, cevizlikler, zeytinlikler ile doluydu. Yaz tatillerinde kardeşimle anneannemizin yanına gider, İstanbul’da kır hayatı yaşardık. O zaman sahil yolu da yoktu, bostanların önü denizdi ve deniz temizdi. Denize giderken bostandan geçilir, dalından domates, salatalık toplanır, ayaklarımız suya değerken yenirdi.

BOSTANDAN ALIŞVERİŞ


Marketlerden sebze-meyve alınmaz, ihtiyaçlar mahallenin bostanından karşılanırdı. Dolayısıyla her şey turfanda yani mevsiminde yenirdi. Çocuklar patlıcanın aslında bir yaz sebzesi olduğunu bilirdi. Şimdi yok o bostanlar, yerlerinde rezidanslar yükseliyor. Sahil de dolduruldu, yol yapıldı. İstanbul’da bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az sayıda bostan kaldı. Yedikule de onlardan biri.
Bu benim kısacık tarihim. Bir de İstanbul’un yüzlerce yıllık tarihi var bostanlarla. Burası Bizans’tan bugüne şehircilikle tarımı birleştirmiş, bir çok ürünle kendine has bir biyoçeşitlilik barındıran bir şehir. Bostanlarla birlikte bu ürünler de yok olup gidiyor. Langa ve Çengelköy salatalığı, Bayrampaşa enginarı, Arnavutköy çileği gibi.

1786 TARİHLİ HARİTADA VAR


Yedikule Bostanlarını Koruma Girişimi de, tarihi bostanların parkla birlikte iç içe yaşatılabilir olduğunu savunuyor. Onlara göre, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, “Yedikule Kapı ile Belgrad Kapı Arasında Kara Surları İç Koruma Rekreasyon Projesi” adıyla uygulamaya başladığı park projesini sadece tadil ederek, İstanbul’un Osmanlı mirasının önemli ve neredeyse tümüyle yok olmuş bir boyutunu koruyabilir. Altına imzalarını attıkları metin şöyle:
“Surdibinin rekreasyonunu hedefleyen proje, Yedikule ve Belgrad Kapı bölgesinin yeşil alan ihtiyaçları gözetilerek tasarlanmıştır. Tarihi Yedikule bostanları ise şehir ile tabiatın iç içe yaşayabildiği çok nadide ve başarılı modellerden biridir. Maalesef bu modelin İstanbul’da son örneklerindendir. Fatih Belediyesi’nin rekreasyon projesini tadil ederek bu değerli kültürel mirasa sahip çıkabileceğini düşünüyor ve park tasarımının surdibinde varolan tarihi dokuyu da koruyacak şekilde yeniden ele alınmasını öneriyoruz.

Yedikule bostanının yaşamasına izin verin market yerine bostandan alışveriş yapalım


Sur etrafındaki bostanlar İstanbul’un organik bütünlüğünün önemli bir parçasıdır. Şu günlerde moloz dökülerek niteliksizleştirilen, Yedikule’nin hemen kuzeyindeki bostanın tarihi ise zirai faaliyetler açısından özellikle önemli bir dönem olan 18. yüzyıla uzanmaktadır. Ahşap bostan evi, ahırı, kuyusu, su havuzu ve buradan bostana uzanan su kanalları ile burası, Osmanlı İstanbul’unun kentsel tarihinin, özellikle de kent içi tarım alanı mirasının günümüze ulaşabilmiş tek örneğidir. Dünya şehircilik tarihinde de kent içi tarım alanlarının örnekleri yok denebilecek kadar azdır. Bu bahçeyi İsmail Paşa ismi ve sınırları ile gösteren en eski harita 1786 tarihlidir. Bütünlüğü ile korunmuş, surla ve suriçi ile bağlantısı açısından tekil bir kent mirası olan bu tarihi alanı muhafaza etmek muazzam bir fırsattır.

HER MAHALLEYE BİR BOSTAN


Bu mirası hatırlamak, korumak, bostanı tarihi ve bugünkü kullanımı ile mahallenin ve şehrin gündelik hayatı içerisinde yaşatmak istiyoruz. İsmail Paşa bostanının ve yakınında, tasarlanan park alanı içinde kalan diğer küçük bostanların, işlevlerini sürdürerek benzersiz bir eğitim alanı ve kültürel değer olabileceğine inanıyoruz.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın başlatmayı planladığı çevre derslerinin öğretilebileceği ve uygulanabileceği en güzel laboratuvarlar bu tür yerlerdir; çünkü çevre dediğimiz şey her zaman kültürel mirasla iç içedir. Ecdad yadigarından konuşacaksak, Yedikule’de çok kıymetli bir ecdad yadigarının, birikiminin bakiyesinin hemen yanıbaşındayız.

/images/100/0x0/55eb556ff018fbb8f8ba8ee9


Park projesi planlandığı şekliyle uygulanırsa İstanbul’un tarihsel mirasının önemli bir unsurunun son izi de bizzat şehrin yönetimi tarafından yok edilmiş olacaktır. Bunun sorumluluğu da tarihsel olarak şimdiki yöneticilerin üzerinde kalacaktır.”
Büyükşehir ve Fatih Belediyeleri, bu yapıcı öneriyi yabana atmamalı.

BİTMEYECEK Mİ HİJYEN ÇALIŞMALARI


Çok merak ediyorum, bu şehrin ve içinde yaşayanların hafızası tamamen, pıspırıl temizlenene kadar durmayacak mı kentsel dönüşümler, hijyen çalışmaları? Sulukule artık yok, İstiklal Caddesi’nin orta yerinde modern anlamda bir AVM yükseldi, ikincisi yapılıyor. Eskinin Maksim Gazinosu ile Majik Sineması sırada. AKM yıllardır kapalı. Haydarpaşa Garı için yüreğimiz ağzımızda. Karaköy’de birkaç yıl içinde sadece 5 numaralı antrepo kalmış olacak. Şehrin merkezindeki okullar, hastaneler şehir dışına taşmıyor, bunun için TOKİ projeleri üretiliyor. Çünkü arazileri kıymetli. Neyimiz varsa satıyoruz savıyoruz, yerine granit döşüyoruz.

SÜRDÜRÜLEBİLİR YAŞAM İÇİN

Yedikule bostanlarının ekonomik bir değeri de var. Burada yetiştirilenler Kocamustafa Paşa, Fatih, Zeytinburnu, Esenler gibi semt pazarlarına satılıyor, bir kısmı da Kumkapı’daki hale gönderiliyor. Yöre halkı da bostanlardan düzenli olarak faydalanıyor. Bunun çevrenin korunması bakımından ne kadar önemli olduğunun farkında mısınız? İstanbul’un küçük de olsa gıda ihtiyacının bir bölümü, İstanbul’da üretiliyor. Ta Antalya’da üretilen sebze-meyveyi İstanbul’a taşıyacağız diye onlarca kamyon bu sayede yola çıkmıyor, litrelerce benzin yakılmıyor, egzos atmosfere salınmıyor.

Yedikule bostanının yaşamasına izin verin market yerine bostandan alışveriş yapalım


Permakültür, tüm dünyada yükselen bir kavram. İngilizce permanent (kalıcı) ve agriculture (tarım) kelimelerinin birleşiminden oluşuyor. 1970’lerde Avustralyalı Bill Mollison ve David Holmgren tarafından, doğal kaynakları yok eden ekonomik sisteme tepki olarak geliştirildi. Temel amacı bitki, hayvan ve insanları doğa içerisinde bir araya getirerek bakımı kolay, istikrarlı ve kendi kendine yeten üretim sahaları oluşturmak. Sürdürülebilir insan yerleşimleri kurgulayabilmemizi sağlayan bütüncül bir tasarım bilimi. Şehir bostanları da bunun bir parçası.


http://twitter.com/alısveriscadisi


Yazarın son yazıları

#16 Temmuz 2013 Hayvanseverler AVM’ye karşı
#12 Temmuz 2013 Pazar günü giysi takasında buluşalım
#5 Temmuz 2013İhtiyacın yoksa Verrr gitsin
#2 Temmuz 2013Bunlar insanı alışverişten soğutur
#28 Haziran 2013 Alışveriş yapmadan yaşamak mümkün
#3 Haziran 2013İçimden yazmak gelmiyor


YAZARIN TÜM YAZILARI İÇİN >>



X