Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yedi saptama

Hadi ULUENGİN

Bir: Apo'nun Şam ve Moskova'dan sonra Roma'dan da kışkışlanması, hiç tereddütsüz, Ankara'nın üçüncü bir diplomatik zaferini oluşturmaktadır.

Türkiye'nin ağırlığı ortadadır ve bundan övünç duymak gerekmektedir.

Buna karşılık, olmayacak duaya amin demeye çalışarak, İtalya Kürt lideri iade etmedi diye köpürmenin anlamı yoktur. Artık işi tadında bırakmak ve çizme yarımadası ülkesiyle olağan devlet ilişkilerine dönmek gerekmektedir.

* * *

İKİ: ‘Sevr paranoyakları’mızın hezeyanı bir defa daha iflas etmiştir.

Öcalan'ın değil sığınma edinmek tek bir Avrupa başkentinden dahi lafta ‘anlayış’ bile bulamaması ve D'Alema hükümetinin ahmakça piyasaya sürdüğü ‘uluslarası mahkeme’ fikrinin bu başkentler tarafından derhal geri çevrilerek Roma'nın sipsivri ortada bırakılması, ‘Batı Türkiye’yi bölmek istiyor' diye palavra sıkan bizim ödlek mezcupların ipliğini ayan beyan pazara çıkartmıştır.

Bunlara ‘Allah size akıl fikir ihsan eylesin’ demekten başka çare yoktur.

* * *

ÜÇ: Apo bitmiştir. Şam'dan sepetlendikten sonra sultasını büyük ölçüde yitiren Kürt despotun Roma'dan da kovulması O'nun için müthiş bir darbedir.

İtalya'dan sınırdışı edilmesi kendisinin ‘askeriye’den ‘siyasi’ye yumuşak geçiş yapamayacağını ortaya koyduğu gibi, çok muhtemelen eski bir Sovyet Bloku ülkesine kuracağı yeni karargahından da PKK'ya hükmedemeyecektir.

‘Med TV’de yaptığı açıklamalar yenilginin ruh halini sergilemektedir.

Bizzat Kürtlere yönelttiği aşağılamalar ise örgütü daha da çökertecektir.

* * *

DÖRT: Zaten, bu aşamada organizmasını kısmen korusa bile PKK da bitmiştir.

‘Tek adam’ üzerine kurulu yapılanmanın kısa-orta vadede bölünmesi kaçınılmazdır. Böyle bir parçalanmanın sinyalleri de şimdiden gelmektedir.

Askeri açıdan uğranan hezimete ek olarak örgütün ‘el bebek, gül bebek’ liderine bir siyasi sığınma mekanı bile bulamaması ve değirmenin suyunun hızla kesilecek olması, üstelik aynı liderin militanlara hakaretler yağdırması, PKK'nın organik atomizasyon sürecini önümüzdeki dönemde daha da hızlandıracaktır.

* * *

BEŞ: Buna karşılık bireysel ve kör terör tehlikesi artmıştır.

‘Siyasileşmek’ umudunu yitiren Apo'nun intikam hırsıyla etrafında kalan taraftarlarına ‘vur’ emri vermesi veya PKK'dan doğacak fraksiyonlardan birisinin yine aynı hırsla tedhiş eylemlerine yönelmesi ihtimal dahilindedir.

Bu olasılığı unutmamak ve tetikte olmak gerekmektedir.

* * *

ALTI: Kürt Sorununun ‘uluslararasılaşmak’ olasılığı da artmıştır.

Apo'yu dışlayan Avrupa ülkelerinin ve bu dışlamada Türkiye'ye en çok koltuk veren ABD'nin şimdi Ankara'ya ‘bak biz ne teröre arka çıkıyoruz, ne de bölücülüğü desteklemek gibi bir niyetimiz var. Bunu da ispatladık. Fakat, sen de gel şu Kürt Sorununda rasyonel bir adım at’ demek marjı yükselmiştir.

Batı ülkelerinde ‘ehlileşecek’ eski PKK kitlelerinin aynı doğrultuda ‘lobi’ etkisi yapabileceği ihtimalini de buna eklemek gerekmektedir.

* * *

YEDİ: Kazanılan askeri ve diplomatik zafer ertesinde Kürt Sorununu ülkenin millet ve toprak bütünlüğüne halel getirmeyecek bir üniter devlet, ama aidiyet taleplerini reddetmeyecek çok kültürlü ve adem-i merkeziyetçi bir genel yapı bünyesinde çözmek için gereken şartlar bugün her zamankinden daha olgundur.

Koşullar optimum noktadadır ve bu fırsatı kullanmak gerekmektedir.

Zaten Kürt Sorunu çözümlendiği takdirde Apo'nun hangi cehenneme postalandığı bizi polisiye bir vakka olmanın ötesinde ilgilendirmeyecektir.



X