Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yazık, hükümeti göremeden öldü

Enis BERBEROĞLU

Aslında hükümetin kurulması gibi başka çok önemli konular olmasa günlük kıymetli fikirlerimizi aşağıdaki haberi yorumlamak için harcardık...

‘‘BANKA KUYRUĞUNDA ÖLDÜ

İSTANBUL (A.A) - Vergi iade zarfını vermek için Üsküdar'daki bir banka önünde kuyrukta bekleyen 80 yaşındaki emekli vatandaş, aniden fenalaşarak öldü. Bağlarbaşı Ziraat Bankası Şubesi'ne vergi iadesi zarfını vermek için saat 06.45 sıralarında gelerek sıraya giren Mevayi Togay (80), burada aniden fenalaşarak yere yığıldı. Togay, çevrede bulunan vatandaşların çabasına rağmen olay yerinde hayatını kaybetti.''

Haber kısa, ama gördüğünüz gibi yoruma muhtaç.

Araştırmacı medyacı sıfatıyla, ‘‘Banka kuyruklarında ölüm'' haber arşivimi taradım. Kâhir ekseriyetle maaş kuyruğunda ölenlere rastladım. Vergi iadesi kuyruğunda vefat eden emekli kesinlikle bir ilke imza attı.

Neyse geçelim, hükümete bakalım.

* * *

Biz medya mütefekkirlerinin işi çok zor... Tam hükümeti filanca kurdu sanıyoruz, falanca çıkıyor ‘‘Ben kuracağım'' diyor. Al sana fazla mesai.

Sahi hükümet dedik, yazık ki merhum yeni hükümete yetişemedi.

80 yıllık ömründe acaba kaç hükümet gördü, kaç kez ‘‘Memurumuzu, emeklimizi kesinlikle enflasyona ezdirmeyeceğiz'' müjdesi aldı. Kaç kez kandırıldı, hangi vaatlere gülüp geçti...

Ne dersiniz, acaba merhum banka kuyruğunda vakit geçirmek için dostlarıyla hükümet muhabbeti yapar mıydı.

Mesela Yalım Erez'in ismi geçtiğinde ‘‘Efendim hatırlarsınız, 12 Mart'ta bir gün...'' diye ortak mazide referans arar mıydı.

Veya Tansu Çiller-Mesut Yılmaz-Bülent Ecevit'in aklama-paklama hükümet ortaklığına şaşırır mıydı?

Daha da önemlisi 80 yıldır yaşamını bir nebze olsun düzeltmeyen siyasilerden umut kestiğine göre siyasete merakı nedendi?

* * *

Evet, gelelim hükümeti kimin kuracağına...

Gelelim de... Sabahın köründe o emeklinin banka kapısında işi ne?

Hani bankalarımız hizmette sınır tanımazdı.

Hizmet dedikleri, emekliyi kargalarla yarıştırmak mı?

Yoksa üç kuruşa topladıkları parayı beş kuruşa devletin hazinesine satmak mı?.. Beş kuruşa borçlanan devletin memuruna, emeklisine insanca yaşayacak maaşa parasının kalmaması mı?..

Bu işe bankacılık deniyorsa...

Banka soygunculuğu nasıl oluyor?

* * *

Nihayet hükümet konusuna gelebildik, ama maalesef yerimiz bitti. Biliyoruz, siz de en ez bizim kadar hükümet konusuyla ilgilisiniz.

Belki başka gün yazarız, inşallah okursunuz.

Ama merhum, yeni hükümete yetişemedi.

Ailesine, dostlarına ve emekli camiasına başsağlığı dileriz.



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI