Yazarların IMF savaşı

Hürriyet Haber
06 Mayıs 2000 - 00:00Son Güncelleme : 06 Mayıs 2000 - 00:01

ULUSLARARARASI Para Fonu'nun (IMF) Türkiye ili ilişkileri, iki köşe yazarı arasında tartışma konusu oldu. Hürriyet Gazetesi yazarı Serdar Turgut, ‘‘IMF'ye hayır’’ derken, Akşam Gazetesi yazarı Deniz Gökçe, ‘‘Herhalde sorunları yaratan IMF değildi’’ diyerek, IMF'yi savundu.

TÜRKİYE gibi gelişmekte olan ülkeler ekonomilerinin krizden çıkışı için Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) reçetelerine umut bağlanırken, yazarlar arasında ‘‘IMF kavgası’’ patlak verdi. Hürriyet Gazetesi yazarı Serdar Turgut kapitalist uzmanların bile IMF'nin standart reçetelerine isyan etmek zorunda kaldığına işaret ederek ‘‘IMF'ye hayır’’ derken, Akşam Gazetesi yazarı Deniz Gökçe, ‘‘Ekonomimiz krizlere karşı son derece korumasız bir durumda olmasaydı, IMF'nin kapısını çalmayacaktık. IMF tartışması bazı idelogların işine geliyor. Herhalde sorunları yaratan IMF değildi’’ görüşünü savunuyor.

Turgut'un Washington'daki IMF toplantısı öncesinde yazdığı ‘‘IMF'ye hayır!’’ adlı makaleyle başlayan tartışma, oldukça ilginç bir boyuta geldi. Turgut, o günden bu yana yazdığı yazılarda IMF'in standart reçetelerine karşı çıkarak, Türk ekonomisinin tehlikeli yolda ilerlediğini, ekonomiyi baştan ele alıp, radikal düşünmeye başlamadıkça krizden kaçınmanın imkansız olduğunu iddia ediyor. Deniz Gökçe ise Turgut'un IMF'e ideolojik bir bagajla yola çıktığını öne sürüyor

Dünya Bankası eski Başkan Yardımcısı Joseph Stiglitz'in The New Republic dergisinde yayımlanan yazısından alıntılar yaparak IMF'in standart reçetelerinin ve politikalarının artık işe yaramadığını savunan Turgut, yazılarında şu görüşlere yer verdi: ‘‘Stiglitz, neden IMF'ye ve onun politikalarına karşı çıkan muhteşem bir yazı yazdı? Cevap basit aslında. Stiglitz, IMF'nin büyük bir inatla her ülkeye aynen empoze ettiği standart reçetelerin krizleri çözmediğini ve dahası bu reçetelerin azgelişmiş ülkelerde yaşanan krizleri daha da artırdığını görmüş. Gelişmiş ülkeler, azgelişmiş ülkelerdeki ekonomik krizleri çözecek değil de bu krizlerden kendi ekonomilerinin en az etkilenmesini sağlayacak politikalardan yanalar. Stiglitz'in farkı, sistemin tamamen içinden gelen biri olarak olan bitenin Türkiye gibi azgelişmiş ülke ekonomilerine nasıl da zarar verdiğini açıklaması.'

Serdar Turgut

IMF kalitesiz uzmanla dolu

YAZILARINDA IMF'de büyük ölçüde kalitesiz uzmanların çalıştığını öne süren Serdar Turgut, standart reçetelerin özellikle Özal dönemiyle birlikte Türkiye'de tek çıkış yolu olarak sunulduğunu belirtti. Turgut'a göre, reçeteler her uygulandığında kriz sadece kısa dönemde azalır gibi oldu, orta ve uzun vadede ise krizi sona erdirmediği gibi, bunu kurumlaştırdı, kalıcı hale getirdi. Turgut, son günlerdeki yazılarında özetle şu görüşleri dile getirdi:

‘‘Bugün hemen hemen bütün ülkeler IMF dışındaki bütün ekonomi çevreleri, Asya'daki krizin de IMF tarafından empoze edilen standart reçete sayesinde büyük bunalım boyutlarına geldiğini kabul ediyor. Türkiye'de ise ideolojik saygınlığı çok daha fazla. Kurumlaşan kriz her geçen gün de tehlikeli bir noktaya doğru gitmekte. Türkiye'de borsa fena halde şişmiş, sanayi üretimi geriliyor ve kısa vadeli sermaye hareketleri de tehlikeli boyutlarda.'

Turgut, dünkü yazısında da, piyasaya mekanizmalarının aslında Türkiye'de serbest olmadığına ve yüzde 10'a hizmet veren ekonominin güçlü birimleri tarfaından kontrol edildiğine dikkat çekerek, şöyle diyor:

‘‘Son 20 yılda Türkiye'e kişi başına düşen gelir azalıyor. Gelir dağılımı inanılmaz derece bozulmuş durumda. Nüfusun yüzde 10'u gelirin yüzde 70'ine ulaşma eğiliminde. Havyancılık tamamen öldü., tarım can çekişiyor. Ekonomi nüfusun 6 milyonunu ilgilendirecek şekilde örgütlenmiş durumda. Piyasa mekanizmaları bu korkunç durumu düzeltmez. Bunun sağ veya sol fikirle alakası yok, sadece rasyonel olup olmamakla alakası var.'

Deniz Gökçe

Kovulan adamın hezeyanını yazdın

DENİZ Gökçe ise Serdar Turgut'un günlerdir yazdığı konulara şöyle yaklaştı:

‘‘Serdar Turgut, Stiglitz'in New Republic dergisindeki yazısından hareket ederek,

IMF personelinin yetersizliği, IMF programlarının kötülüğü gibi aslı astarı olmayan, kovulmuş birinin hezeyanlarını aktardı, prim verdi. Stiglitz müthiş bir iktisatçı, ama teorisyen ve mikrocu, makro ve uygulamada zaafiyeti olduğu Rudiger Dombusch verdiği yanıtta sergiledi. Stiglitz ekonomide 'moral hazard', yani ahlaki mahzur denen türden yaklaşımın babası. Stiglitz ve moral hazard görüşüne göre insanlar ve kurumlar kendi riskli davranışlarının sonuçlarına karşı korunmuş oldukları zamandaha fazla risk alma şeklinde bir yaklaşım içine girerler. Hükümetlerin ve uluslararası kurumların (IMF gibi) gelişen ülke finansal krizi ortamında kurtarma operasyonu yapacağını düşünen bir yabancı yatırımcı iseniz veya mahalli bir bankacıysanız, normal zamanlarda alacağınızdan daha fazla risk alırsınız. Bu nedenle IMF kalkanı riski ve felaketi artırıyor diye düşünebilirsiniz. Peki ama moral hazard problemin temelini mi oluşturuyor? Moral hazardın önemli olabilmesi için gelişen ülkelere aşırı miktarda para akması gerekli. Halbuki gelişen ülkelere inanılmaz boyutta düşük sermaye, akması gerekenden çok az sermaye akmış durumda.’’

Deniz Gökçe, IMF tartışmalarını bazı ideologların işine geldiğini öne sürerek,

‘‘İnsanları 40 yaşında emekli eden, tarım ürünlerine dünya fiyatının üç mislini ödeyen, eşe dosta banka lisansı veren, bütçe açığını dünya rekoruna yüzde 23 düzeyine ve faizleri enflasyonu göğe yükselten biziz! Herhalde sorunları yaratan IMF değildi! IMF'den yardım isteyen de biziz!’’ diyor.

Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı