"Zeynel Lüle" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Zeynel Lüle" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.

Zeynel Lüle

Kovulan Romanların şarkısı

30 Ağustos 2010

Avrupa’da bugünlerde bu konu konuşuluyor.   

Sarkozy’nin bu emrinden sonra Romanlar, klarnet, ud ve de kemanları çıkarıp,
“Tıngırdama tıngırdama olmaz olası,
Şıngırdama şıngırdama gerdan parası,
Anası, danası, yedi sülalesi
Aç aç doymuyor insan mayası”... diye göbek attı mı bilmiyorum. Ama mutlaka Sarkozy’e hitap eden şarkıları ardarda patlatmışlardır. Ve mutlaka,
“İnsanı insandan ayıranı kayıranı

Yazının devamı...

Kovulan Romanların şarkısı

30 Ağustos 2010

Avrupa’da bugünlerde bu konu konuşuluyor.  

Sarkozy’nin bu emrinden sonra Romanlar, klarnet, ud ve de kemanları çıkarıp,
“Tıngırdama tıngırdama olmaz olası,
Şıngırdama şıngırdama gerdan parası,
Anası, danası, yedi sülalesi
Aç aç doymuyor insan mayası”... diye göbek attı mı bilmiyorum. Ama mutlaka Sarkozy’e hitap eden şarkıları ardarda patlatmışlardır. Ve mutlaka,
“İnsanı insandan ayıranı kayıranı

Yazının devamı...

Sigarayı fenerle yakmak

23 Haziran 2010

Köylünün fikrası gibi...
Bir köylü şehire gitmiş. So¬kakta aylak aylak dolaşıyormuş. Sigara tellendirmek istemiş. Ama kibriti yokmuş. Üstü başı düzgün, şehirli bir adamı durdurup ateşi olup olmadığını sormuş.
Şehirli bu ya... Canı biraz köylüyle dalga geçmek istemiş. Çıkarmış cebindeki el fenerini köylünün sigarasına doğru tutmuş. Köylü de sigarasını fenere doğru...
Sigara tabii bir türlü yanmak bilmiyor. Tam 20 dakika uğraşmış köylü... Olmuyor... Sonunda sigarasını yakamadan ayrılmış.
Köylünün saflığıyla dalga geçtiği için mutlu olan şehirli, gülerek akşam arkadaşlarına olayı anlatmış. "Enayi, el feneriyle sigarasını yakmaya çalıştı. Tam 20 dakika uğraştı" demiş. Köylünün saflığına saatlerce gülmüşler.
Ve köylü köyüne dönmüş. Şe¬hirdeki anılarını bir kahvede anlatırken, "Sormayın" demiş. "Enayi bir şehirliye rastladım. El feneri ile sigaramı yakmaya kalkıştı. Yutarmıyım, ben de tam 20 dakika uğraşmış gibi yapıp, fene¬rin pilini bitirdim" demiş.
İşte, Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkisi de bugünlerde, "köylü-şehirli" ilişkisine benziyor. Biri diğerinin sigarasını el feneriyle yakmaya kalkıyor, diğeri ise bunu yuttuğu görüntüsü verip, fenerin pilini bitiriyor. Hangisi akıllı hangisi saf belli değil.

                            ***

Yazının devamı...

Sigarayı fenerle yakmak

23 Haziran 2010

Köylünün fikrası gibi...
Bir köylü şehire gitmiş. Sokakta aylak aylak dolaşıyormuş. Sigara tellendirmek istemiş. Ama kibriti yokmuş. Üstü başı düzgün, şehirli bir adamı durdurup ateşi olup olmadığını sormuş.
Şehirli bu ya... Canı biraz köylüyle dalga geçmek istemiş. Çıkarmış cebindeki el fenerini köylünün sigarasına doğru tutmuş. Köylü de sigarasını fenere doğru...0
Sigara tabii bir türlü yanmak bilmiyor. Tam 20 dakika uğraşmış köylü... Olmuyor... Sonunda sigarasını yakamadan ayrılmış.
Köylünün saflığıyla dalga geçtiği için mutlu olan şehirli, gülerek akşam arkadaşlarına olayı anlatmış. "Enayi, el feneriyle sigarasını yakmaya çalıştı. Tam 20 dakika uğraştı" demiş. Köylünün saflığına saatlerce gülmüşler.
Ve köylü köyüne dönmüş. Şehirdeki anılarını bir kahvede anlatırken, "Sormayın" demiş. "Enayi bir şehirliye rastladım. El feneri ile sigaramı yakmaya kalkıştı. Yutarmıyım, ben de tam 20 dakika uğraşmış gibi yapıp, fenerin pilini bitirdim" demiş.
İşte, Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkisi de bugünlerde, "köylü-şehirli" ilişkisine benziyor. Biri diğerinin sigarasını el feneriyle yakmaya kalkıyor, diğeri ise bunu yuttuğu görüntüsü verip, fenerin pilini bitiriyor. Hangisi akıllı hangisi saf belli değil.

                            ***

Yazının devamı...

Kalkınma raporları, Türkiye’yi adres gösteriyor

7 Haziran 2010

Büyümenin önündeki engellerin araştırılması için 43 kişilik bir komisyon kuran Attali sonunda raporu tamamlayıp teslim etmişti. Attali raporunun ikinci sayfasında Türkiye’yi adres göstererek, "Yüzde 11’lik kalkınma gösteren Türkiye ucu bucağı olmayan bir pazar. Nüfusunun üçte ikisi 25 yaşın altında olan Türkiye büyük potansiyel taşıyor" demişti.
Raporun ikinci sayfasında Türkiye ile ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi önerisi götüren komisyonda,  öğretim üyelerinden bankacılara, özel sektör çalışanlarından sivil toplum örgütlerine kadar çok sayıda kişi yer aldı.
Raporda Türkiye’nin önerilmesi, Türkiye’nin üyeliğine karşı çıkan Sarkozy ve Merkel gibi politikacılar ile AB’nin geneline ciddi bir mesaj vermiş oldu. 

Sarkozy’nin görüşleri

Sarkozy bununla da yetinmedi. Yine iki yıl önce, bu sefer Fransa’nın AB Dönem Başkanlığı’nda bir başka komisyon kurdurarak, “AB’nin geleceği” ile ilgili bir rapor hazırlanmasını istedi.
İspanya’nın eski Başbakanlarından Felipe Gonzales’in başkanlığını yaptığı komisyon da yaklaşık bir ay önce raporunu sundu. Bu raporun içinden de Türkiye çıktı.
12 akil adamın hazırladığı raporda, Türkiye’nin önemine vurgu yapıldı ve AB’nin parlak bir geleceğe sahip olmasının yolunun Türkiye’nin üyeliğinden geçtiğinin altı çizildi.

Yazının devamı...

Tedaviye muhtaç Avrupalılar

28 Mayıs 2010

Hollanda’da ki aşırı sağcı “Özgürlükler Partisi”nin Avrupa Parlamentosu’ndaki üyesi Barry Madlener’in İstanbul’da yaptığı konuşma ve Devlet Bakanı Egemen Bağış’ın “Biz sizi de tedavi ederiz” şeklindeki sözleri çok konuşuldu.

Madlener de zaten bu konuşmayı, “medyada yer alsın” diye yaptı. Yakında ülkesinde yapılacak olan seçimlerde “ırkçı” oyları toplamak amacıyla “İslam ve Yabancı” karşıtı sözler dile getirdi. 

Bağış: Sözleriniz küstahça

Madlener, AP milletvekili olduktan sonra defalarca benzer konuşmalar yaptı. Seçilmesinin ardından, dönemin AB Komisyonu Genişlemeden Sorumlu Temsilcisi Olli Rehn’e, “Genişlemeyi hemen durdurun ve ülkeniz Finlandiya’ya geri dönün” demişti. “Romanyalıları, Bulgaristanlıları üye yaparak, vize kolaylığı sağlayarak Hollanda’da, tüm Avrupa’da suçların artmasına neden oldunuz.  Hollanda’da organize suçlar bu ülkelerin üye olmasıyla arttı.Türkiye, Bosna-Hersek , Arnavutluk. Bunların hepsi İslam ülkesi. Avrupa’yı İslamlaştırmaya mı çalışıyorsunuz? Bu İslam akınını bir an önce durdurun. Avrupanın İslamlaştırılmasına yol açmayın” diye sözlerine devam etmişti. 

Bir kaç ay sonra Devlet Bakanı Egemen Bağış’ın da hazır bulunduğu bir toplantıda, “Türkiye İslam ülkesi, AB’de yeri yok” demesi üzerine, Bağış “Sözleriniz küstahça ve aşağılayıcı, yanıt bile vermem” diyerek tepki göstermişti.

Akşit’i de kızdırmıştı

Madlener, geçen ay Brüksel’de “Kagider” inisiyatifiyle gerçekleşen bir toplantıda da, TBMM’nin Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı Güldan Akşit’i de kızdırmıştı.

Madlener, “Kadına şiddet İslam kültüründen kaynaklanıyor” demiş ve Erdoğan’ın, Ahmedinejad’ın dostu olduğunu söylemişti.  “Bu durumda ülkenizde kadın hakları nasıl savunulur” diye bir soru yöneltmişti. Ardından da “Benim partim, Avrupalıların parasının Türkiye’ye verilmesine karşı, Türkiye kendi imkanlarıyla kadın hakları sorununu çözsün” diye eklemişti. 

Yazının devamı...

Elveda Egemenlik...

21 Mayıs 2010

Yunanistan’da yaşanan, İspanya, Portekiz, İrlanda ve İtalya’ya sıçramasına “ramak” kalan mali kriz, ulusal egemenliğin paylaşılması tartışmalarını yeniden gündeme getirdi.
AB’nin ulusal bütçeleri denetleme planı Avrupa’da, ulusal egemenlik tartışmasını alevlendirdi.
Avrupa Komisyonu'nun ekonomik ve parasal işlerden sorumlu üyesi Olli Rehn, ulusal bütçe denetimi önerilerinin ulusal egemenlik ihlali olmadığını savundu.

Egemen yetki alanı

Acaba öyle mi?
Bir kere şunun altını çizelim. AB üyeliği, egemenlik yetkilerinin bir bölümünün paylaşımı olgusu üzerine kuruludur. Birlik, üye devletlerden devraldığı bu egemenlik parçaları ile kendine bir “egemen yetki alanı” yarattı. Bu yetkiler kullanılarak, tüm üye devletleri doğrudan veya dolaylı biçimde bağlayıcı hukuk normları oluşturuldu. 
Bu sisteme uyum sağlamak üzere, üye devletlerin tamamı, tam üyelik öncesinde belli konulardaki “egemenlik yetkilerinin devrini” öngören hükümleri ulusal anayasalarına koydular. Bir yandan üye devletler, egemen yetki alanında ulusal egemenlik yetkilerinin bir kısmını paylaşırken, diğer yandan, AB tarafından gerçekleştirilen ve tüm üye devletleri ilgilendiren düzenlemelerde de söz sahibi olabiliyor. 

Yumarta mı tavuktan...

Yazının devamı...

b

16 Mayıs 2007
cc        
Yazının devamı...