BBC’NİN 49 YIL ÖNCE ÇEKTİĞİ DOĞA BELGESELİNİN İZİNİ SÜRDÜK

.

Haberin Devamı

Türkiye’nin yarım asır öncesi ve bugünü

BBC arşivinden bir belgesel:
1970’te hazırlanan ve dönemin Türkiye’sini doğa üzerinden anlatan ‘Where Two World Meets’ (İki Dünyanın Buluştuğu Yer) geçmişe ve geleceğe ışık tutar nitelikte. Biz de yarım asır sonra aynı ayak izlerini dönemin BBC ekibine rehberlik eden Tansu Gürpınar ile takip ettik. İşte o zamandan bu yana kazandıklarımız ve kaybettiklerimiz...

BBC’NİN 49 YIL ÖNCE ÇEKTİĞİ DOĞA BELGESELİNİN İZİNİ SÜRDÜK
BBC belgesel ekibinden iki kişi kenara çekmiş, yolda haritaya bakıyor, diğer arkadaşları onları
filme çekiyor. BBC’den başka Alman ZDF kanalı da Kuş Cenneti’ni çekmek için Türkiye’ye geldi.

BBC’nin Türkiye doğası belgeseli şöyle başlıyor: “Türkiye Avrupa’nın karakışından ve medeniyet baskısından kaçış için gerekli göç zincirinde bir halka işlevi görüyor” diye başlıyor. İstanbul semalarında uçan çaylakları, denizdeki balık bolluğunu, sokaklardaki atları ve burnuna zincir takılarak oynatılan ayıları göstererek “Türklerin hayvanların korunması meselesine incelikli yaklaştığı söylenemez. Hayvanlar ya kullanılmalı ya da eğlendirmeli, yoksa pek ilgilerini çekmiyor” diye devam ediyor.
BBC ekibinin izinde yapacağımız bu yolculuğa başlamadan önce biraz İstanbul’un doğasının bugününe bakmakta fayda var. BBC için rehberlik yapan ve Türkiye’de çağdaş doğa korumanın duayeni kabul edilen biyolog Tansu Gürpınar o günlerin İstanbul’unu ve bugünü şöyle anlatıyor:
“Eski İstanbul kültürü çok farklıydı. O zamanlar çaylaklar İstanbul halkı için iç içe yaşadıkları serçe gibi bir kuştu. İlkbaharın müjdecisi o zamanlar leyleklerden çok çaylaklardı. ‘Eyüp Sultan’ı selamlamadan leylekler geçmez’ diye sözler vardı o zamanlar. Kuşla çok iç içe bir hayat vardı. Bütün bu iç içe yaşamın en temel nedeni o zamanlar ahşap mimarinin yaygınlığıydı. Şehir betonlaştıkça sayıları azaldı bu canlıların. Hem de çok hızlı. 70’lerde artık tek tük görünür olmuşlardı.”

Tek ağaçta 15 yuva

Kısacası, 50 yıl önce BBC ekibinin sarf ettiği “Hayvanlar ya kullanılmalı ya da eğlendirmeli, yoksa (Türklerin) pek ilgilerini çekmiyor” sözlerinin bugün de geçerliliğini koruduğunu söylemek çok da yanlış olmaz.
BBC ekibinin İstanbul’dan sonraki durağı Manyas Kuş Cenneti’ydi. Manyas’ı görünce ağızları açık kalıyor: “Burası muhteşem bir koruma alanı. Tarif etmek için kelime bulamıyorum. Avrupa’da bu kadar çok kuşun bu kadara küçük alanda toplandığı başka bir yer bilmiyorum. Tek bir ağaçta 15 yuvaya rastlandığı oluyor!”
Bir yandan kayıkla gölde gezip kuşları çekiyor, bir yandan da dönemin Milli Parklar görevlisi Tansu Gürpınar ile sohbet ediyorlar. Manyas’ın o gününü ve bugününü yine Tansu Gürpınar’dan dinliyoruz: “Gölde pelikanları çoğaltmak için yaptığımız yapay yuva çalışması dünyada ilkti. İngiliz BBC ve Alman ZDF kanalları bu çabanın belgesellerini çekmek için Türkiye’ye geldi. Kuş Cenneti bugünden çok daha iyiydi. Göldeki tür sayısı aşağı yukarı bugünkü gibiydi ama sürülerden artık eser kalmadı.”

Haberin Devamı

BBC’NİN 49 YIL ÖNCE ÇEKTİĞİ DOĞA BELGESELİNİN İZİNİ SÜRDÜK
Aradan geçen zamanda her şey de kötüye gitmedi. Mesela pelikanların yapay yuvalar sayesinde sayıları çoğaldı. Solda o yıllarda belgesele konu olan yuvaları görüyorsunuz.

BBC ekibinin Manyas’tan sonraki durağıysa Eber Gölü’ydü. Eber Gölü’nün 50 yıl önceki haliyle bugünkü halini kıyaslamak çok kolay: Göl tamamen kurudu. Bir zamanlar sazlar arasında dolaşan kayıklar şimdi çöl gibi arazilerde duruyor.
“Aslında iyiye giden şeyler de var” diyor Tansu Gürpınar: “Benim çalıştığım dönemde pek çok şey elimizden kaçmak üzereydi. Koca Amik Gölü kurutuldu mesela. İyiye gidense artık doğayı korumak için artan çabamız. Benim dönemimde çok az insanla kelaynaklar, yaban koyunları, alageyikler ve sulak alanların peşinden koştuk. Şimdi değerli, yetişmiş epeyce büyük kadrolar var. İnsanların doğa korumaya ve hayvanlara bakışı çok değişti.

Haberin Devamı

BBC’NİN 49 YIL ÖNCE ÇEKTİĞİ DOĞA BELGESELİNİN İZİNİ SÜRDÜK

Manyas’a ödülü onun sayesinde aldık

Bugün sulak alanlarımızın ve canlı türlerimizin korunma mücadelesinde ilk kıvılcımı ateşleyen kişi olarak biliniyor Tansu Gürpınar. Görev yaptığı dönemde Kuş Cenneti’nde bir gün bir ağacın dallarının eğildiğini fark eder. Bunun bir kuşun yuva yapma girişimi olduğunu düşünür. Bu kuş pelikandır. Normalde sazlıklara yuva yapan kuşu ilk defa ağaçlara yuva yapmaya çalışırken gören Gürpınar, pelikanların işini kolaylaştırmaya karar verir ve Ali Kızılay’la birlikte pelikanları davet etmek için bir söğüt ağacının üzerine yapay yuva yaparlar. Bir sonraki yılın baharında 26 pelikanın bu yuvaya yerleştiği görülür. Böylece hem pelikanlar gölde rahatsız edilmeden yuvalayacakları bir alana taşınmış olurlar hem de göldeki pelikan sayısı artar. Bu, dünya çapında doğa korumada çok fazla başvurulan ilk yapay yuvadır ve aslında BBC’nin Türkiye’ye gelme ve doğasını mercek altına nedeni de budur. Çünkü Manyas’taki çalışma dönemin Avrupa Konseyi Başkanı’nın Türkiye’ye siyasi olmayan ilk ziyareti gerçekleştirmesini ve Manyas’ı tüm Avrupa’ya örnek göstermesini sağlar.

Haberin Devamı

BBC’NİN 49 YIL ÖNCE ÇEKTİĞİ DOĞA BELGESELİNİN İZİNİ SÜRDÜK

Yazarın Tüm Yazıları