"Yonca Tokbaş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş

Şirin Mine Kılıç: En büyük mücadelesi “ben yapamam” diyenlerle...

Dürüst. Güçlü. Mücadeleci.

Kedi aşığı.
Ne düşünüyorsa dümdüz söyler.
Ne istediğini, neye karşı olduğunu çok net anlatır.
2013 Runfire Kapadokya Ultra Maratonu son günü, GPS’imin pili bitti.
Yedekleri son gün taşımayayım diye bırakmıştım.
Sanki kaç gram, ne olur taşısam!
Kaldım mı patikanın birinde nereye gideceğimi bilmez halde. Elbet birileri gelir diye beklemeye başladım.
Mine ultra koşuyor. Sırtında en az 10 kilo yük, patikaya girip beni gördü. Derdimi anlattım. “Hadi kalk, seni bırakmam burada” diyerek başladı beni de çekmeye.
O 260km tamamlayacak, günlerin yorgunu olması lazım, yok!
İnanılmaz bir güç ve enerji.
Beni de sırtlar koşar icabında.
Zor yetişiyorum hızına, “Boşver beni bas git” diyorum, yok. “Bırakmam, finişe kadar beraber” diyor.
Finişe el ele girdik. Bırakmadı beni. Bütün yol moral verdi. Basıp gitmedi.
Kime sorsanız aynı şeyi söyler...
Şirin Mine Kılıç kimseyi yarı yolda bırakmaz.
Yazdıkça duygulanıyorum.
Muazzam kadın sporcu arkadaşlarım var!
Şimdi onun kaleminden dinleyin kendini.
Böyle bir çevrem olduğu ve sizlere onları anlatabildiğim için çok mutluyum.
Yonca
“ultra elçisi

Koşan kadın hakları aktivisti

Usain Bolt’un 2008 Pekin Olimpiyatları’ndaki olağanüstü performansından etkilenerek 2008 Ağustos ayında, 39 yaşında koşmaya başlamış.
Okul yıllarında basketbol, hentbol, futbol oynamışlığı var, ama amatörce.
Anlatmaya devam ediyor Şirin Mine Kılıç:
İlk yarışım, koşuya başladıktan iki ay sonra, İstanbul Maratonu’ndaki 15km yarışı oldu. Ardından maraton koşmaya karar verdim. 2009 Mart’taki Antalya Maratonu’nu hedefledim ama, kansızlıktan ara verme kararı alınca, ilk maratonumu, yani 42km 195 metreyi, 2009’da İstanbul Maratonu’nda koştum.
Maratonu çok sevdim ve uzun mesafe koşucusu olmaya karar verdim.
Bu merakım başladığında Bakiye Duran’la tanıştım, ondan aldığım güç ve ilhamla ultraları da koşmaya başladım. Kadın hakları aktivisti bir feminist olduğumdan kadınların koşu alanında az olmalarını bir sorun olarak gördüm.
Bir yandan koşarken bir yandan da kadınları koşmaya teşvik ettim.

BAYAN DEĞİL KADIN!

Koşu organizasyonlarında kadınlara dönük ayrımcılığa (ve her türlü ayrımcılığa da) karşı mücadele başlattım.
2009’da İstanbul Maratonu’na kayıt yaptırırken, maraton afişinde yalnızca erkekler vardı. Buna itiraz ettim, afişlerde kadınların da olması gerektiğini söyledim. Bu itiraz nedeniyle mi bilmiyorum ama, 2010’da afişe kadın da konuldu ve yedi yıldır aynı afiş kullanılıyor.
Anonslarda ve sonuçlarda kadınlara “bayan” denmemesi için uğraştım, eski takımım Marathonist’in de desteği ile ayrımcılığa karşı bazı basın bültenlerinin yayınlanmasını sağladım.
Yarışlarda kadınlara daha az ödül verilmesine, kadınlara daha az yaş grubu açılmasına karşı mücadele başlattım ya da destek oldum. Zaman içinde sadece uzun mesafe koşularına odaklandım.
Halihazırda 45-49 yaş grubunda koşuyorum ve çoğunlukla (yarı maraton yani 21km ve maratonlarda 42km 195 metre) ilk 3 arasında yer alıyorum.
Ultralarda en büyük başarım, 2013 İznik Ultra 80km yarışında Amy Sproston gibi dünyaca ünlü bir ultra maratoncu ile aynı kürsüyü paylaşıp üçüncü olmam. Türkiye’de koşulan ilk 24 saat yarışında da birinci oldum (üç kadındık, ben kendimle yarıştım aslında). 2016 Gelibolu Maratonu’nda ödüller kaldırılınca kimse gelmedi ve üç kadın arasında birinci oldum.
2016’da Türkiye’de düzenlenen 4 maratonu (İstanbul, Antalya, Mersin, Gelibolu) ve Berlin Maratonu’nu koştum.
2008’den bu yana yurtiçinde ve yurtdışında (iki kez Berlin, Amsterdam, Roma, Frankfurt) 20’nin üzerinde maraton koştum. Başta, Kapadokya Ultra 110km, Run Fire Kapadokya 260km, Nashira Ultra 80km, Çekmeköy 24 saat, İznik Ultra 80km olmak üzere 45-260km arasında pek çok ultra maratonu koştum.
Benden etkilenerek koşmaya, yürümeye başladığını söyleyen (ya da başlamak isteyen) kadın ve erkek pek çok insan oldu.
Bu arada 46 yaşında malzeme sponsorum Raidlight oldu.
47 yaşında da “sağlık ve fizyoterapi” sponsorum Spor Hekimi Cavit Meclisi oldu.
Destek isteyen herkese, antrenman, sakatlık, beslenme ve benzeri konularda destek oluyorum.
Bildiğim ne varsa paylaşıyorum ve en büyük mücadeleyi insanların kafasındaki “ben yapamam” düşüncesine karşı veriyorum.

X