"Yonca Tokbaş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş

Kafsinkaf

Çok uzun zamandır, ama çok çok uzun zamandır bir maç seyredip bu kadar zevk almamıştım.

Çok uzun zamandır, ama çok çok uzun zamandır bir maç seyredip bu kadar zevk almamıştım.
Hani nasıl desem saygı duyarak, hayranlık duyarak, coşku duyarak izledim Karşıyaka-Barselona maçını başından sonuna.
Karşıyaka seyircisi ömrü hayatımda gördüğüm en efsane seyircidir. Yıllar önce İzmir’de yaşarken gittiğim maçlarda şoka girerdim.
Hatta bu maç öncesi de dedim, bence Karşıyaka ile evinde oynayacak her takım, kim olursa olsun, seyirci olayını da hesaba katmalı diye. Nitekim Barselona, maç sonrası aynı şeyi demiş.
Ama yine de, sadece seyirci demek o nefis takıma, sergiledikleri enfes oyuna, Ufuk Sarıca’nın başarısına haksızlık olur.
Karşıyaka her şeyiyle nefisti.
Ne olur her izlediğimiz spor karşılaşması seyircisinden takımına aynı hisleri verse... Sporun kalitelisini, coşkulusunu izleme zevkimiz geri gelse. Şiddet cinnet yerine yüzümüze gülümseme, içimize mutluluk geri dönse.
Yonca
“kafsinkaflı”

The North Face Kapadokya Ultra Trail

Bu hafta sonu benim için hayli ilginç olacak.
Kapadokya’da, hayli zorlu bir yarışa gitmek için yola çıkıyorum.
Henüz bir şey yazmam için erken aslında. Keza aklımda birçok soru var.
Kapadokya olağanüstü bir doğa, bir coğrafya ve bir tarih. Dünyada tek.
Bugüne kadar Runfire Kapadokya yarışı ile o bölgede iki kere yaklaşık 120 km koşmuşluğum var. Bana kim “Ben de gördüm Kapadokya’yı” dese gülümsüyorum. Yok, ben senden daha çok gördüm diyesim geliyor.
Bu yarışın da ilk 60 km’sini barındıran bir rotayı ezberlemiş gibiyim yani ve doyamıyorum.
Bugüne kadar tek etapta en uzun, en fazla 80 km koştum İznik Ultra’da.
Hayalim puanlı bir yarışta gereken puanı alıp Mont Blanc etrafında koşulan UTMB’ye gidebilmek.
Çok uzun zamandır çalışıyorum, çabalıyorum. Sevdiğim spora emek veriyorum.
Dünden bugüne olmuyor hiçbir şey.
Sanmayın ben birden böyle koşar oldum. İlk kez 300 metre koştuğumda şoka girmiştim ulen ben koşabiliyormuşum diye. İlk 10 km koştuğumda 6 saat çeneme vurmuştu, sanırsın dünyayı kurtardım.
Her şey Adım Adım’la başladı aslında hayatımda. İyilik peşinde koşmaya başladığım günden beri, hayallerin peşinde koşmak cümlesi gerçek oldu. Kolay olmadı ama gerçek oldu. Çünkü bir amaç için koşmanın tadına vardım.
Bugüne kadar koşarak hissetme şansı elde ettiğim mutluluk, tatmin bana başka bir şeyle gelmedi.
Hayatlarına dokunduğum, fayda sağladığım TEGV, TOFD, TOG, TEMA ile bir işe yaradığımı gördüm. Çocuklar, gençler, engelliler, doğa eğer bizim en temel sorunlarımızsa, Allah biliyor, elimden geleni yapıyorum demek nasip oluyor.
İnsan varmak istediği yere gitmek için önce plan yapmalı. Çalışmalı. Zorlukları göze almalı ve bir şekilde yola çıkmalı.
Yola çıkmadan, ne kadar hazırlansan da kimi zaman olası sorunları, engelleri öngöremeyebiliyorsun.
Kimi zaman ilk denemede varamıyorsun gideceğin yere. Ama gerçekten, yürekten istiyorsan bırakmıyorsun peşini.
Koşmak bana bunları öğretti. O yüzden sporu bu ülkeye anlatmak için debeleniyorum.
Oturduğum yerden yapmıyorum ve bunun da altını çiziyorum.
Çünkü bir şeyi anlatmak için, o konuda söz hakkım var diyebilmek için kalkıp işin içine girmen gerek dostum.
Oturduğun yerden ahkam kesenlerden bıktım çünkü. Ne işin özünü bilirler, ne ne çekildiğini, ne zorluğunu, ne de çözüm nasıl üretilebilir kısmını.
Bir de sporcu ortamındaki sükunet, aklıselimlik ve sağduyu beni büyüleyerek büyüten. En büyük eksikliğimiz, en büyük ihtiyacımız.
Bu hafta sonu kimileri 36 km, kimileri 62 km, kimileri de 110 km koşarak kendini aşmaya, hayali neyse ona varmaya çalışacak.
Bütün hikaye ne biliyor musunuz benim için aslında? O doğanın içinde her türlü koşula rağmen kendimle kalabilmek, kendimle baş edebilmek.
İnsanın en büyük engeli de düşmanı da kendisi. Onu aştın mı gerisi geliyor hani.
22 saat limiti var 110 km için. Ara kilometreler için de zaman limitleri var.
Yani o zamanlardan birini kaçırdın, diskalifiyesin.
Sorunları çözdükten sonra, yarışa nasipse şöyle düşünerek başlamayı diliyorum;
Bana 22 saat armağan edilmiş şu ahir ömrümde kendimle, doğayla baş başa kalmam için...
Hayatıma yepyeni bir 22 saat katmaya, yeni tecrübeler kazanmaya gidiyorum.
Zaman kazanmaya gidiyorum.
Bana verilen zamanı en iyi şekilde kullanmaya.
Orada olacak herkese şimdiden selam olsun.
Bu arada biz Kapadokya’da ter dökerken Türkiye’de ilk defa ve Antalya’da gerçekleşecek olan Gloria Ironman 70.3 yarışında (yani yarı ironman) yarışacak tüm katılımcılara, hepimize şans, sağlıkla bitirme ve kendimizi aşma gücü dilerim.
Doğanın bize gösterdiği cömertliği, verdiği özgürlük hissini, koşulsuz kucaklamasını ve spor kültürünün kazandırdıklarını dilerim bir gün ülkem insanı da en az biz kadar yaşayabilsin.
Herkes her şeyi yapabilecek güce, donanıma sahip.
Ben bunu bilir, bunu söylerim.
Gerisi teferruat.
Yonca
“zamanlama”

X