"Yonca Tokbaş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş

Aslan Cem’le Düşler Akademisi deneyimi röportajı devam ediyor

İlk bölümünü cuma günü yayınladığım Aslan Cem röportajına kaldığım yerden devam ediyorum.

Akademi’de gönüllü ve yatılı gönüllü koşulları için lütfen Düşler Akademisi Kaş’ı arayın ve bilgi alın. Bütün iletişim bilgileri web sayfalarında var.
www.duslerakademisi.org
Düşler Akademisi gibi her yaştan bireye, farklı dezavantajları olan bireylerle Kaş’ta Çukurbağ Köyü’ndeki gibi doğal bir ortamda gönüllülük şansı vermek, bana sorarsanız hayatı öğrenmenin en esaslı yolu.
Düşler Akademisi Kaş’ın bazı eksikleri için bir bağış fonu açıldı. Eminim herkesin ucundan tutabilecek olduğu bir kısım vardır.
Web sitesinden, sosyal medya hesaplarından inceleyip çözüm ortağı olabilirsiniz.
Yonca “mutlu anne”

Gönüllülük, hayata başka bir açıdan bakmanın yolu

* Aslan Cem, Düşler Akademisi’nde seni en çok ne etkiledi?
- Her yaştan insanın ve hatta engelli birinin bile gönüllü olabilmesi. Hiç kimse hiçbir işe hayır demiyor. Herkes çalışmak istediği için çalışıyor. Çok özgür. Kimse patron değil. Herkes eşit. Herkes çok mutlu. Bir de her şey ve herkes çevreye saygılı.
* Yaptığın işleri sıralar mısın, en zoru hangisiydi?
- Tabelaları boyamak en zoruydu. Bir çadırın içinde onlarca tabela boyadık. Hava çok sıcaktı, her yerim boya oldu. Mutfakta çalışmak da kolay değil ama sevdim. O sıcakta kocaman bir tarlada yapılacak o kadar çok işin olduğunu bilmiyordum. Çöpleri topladım, güneş enerjili arabayla atılması gereken yere götürdük. Çok zevkliydi. Maça (akademideki köpeklerden biri) hep bizimle geliyordu.
* Akademi’de zaman geçirmek nasıl?
- Mutlu! İyi bir şey yaptığımı düşünmek beni mutlu etti. Boş durmamak, çalışmak eğlenceli geldi. Kimse seni zorlamadığı için de canın çalışmak istiyor. Herkes o kadar çok çalışıyordu ki, hiçbir şey yapmasam kendimi kötü hissederdim. Ama eğer orada olmaktan mutlu olmadıysan, gitmekte özgürsün.
Gönüllü olmak bu zaten, onu anladım. Kalıp oyun oynamak istersen oyun oynuyorsun. Akademi’de yatılı kalan gönüllüler çok disiplinli, planlı. Her gün işbölümü için toplantı var. Çok çalışkanlar. İnsan onları görünce daha çok çalışmak istiyor. Ama bütün gün çalışıp akşam bir de sizinle gezmek yorucu geldi. Hem gezmek hem çalışmak çok zor işmiş.
* Düşler Akademisi sence Çukurbağ Köyü’nü nasıl etkilemiş?
- Köydeki amcalar Akademi’de sohbete, çay içmeye geliyorlardı. Herkes herkesle arkadaş. Çocuklar sürekli bir şeylere yardımcı olmak için geliyorlar. Mesela İngilizce öğretmeni bir gönüllü geliyor, köydeki herkese de İngilizce öğretiyor.
* Yaşıtlarına gönüllü çalışmak hakkında ne söylemek istersin?
- Gönüllülük, kimsenin sana karşılığında para ödemediği, senin de karşılığında ödül beklemediğin bir iş. Kimse zorla gönüllü olmaz. Ben sadece yaşıtlarıma değil, herkese gönüllü çalışmasını tavsiye ederim. Hayata başka bir açıdan bakmanın yolu. Karşılığında bir ödül olmadan sırf yapabildiğin için yaptığın bir şey. Gönüllü çalışmak insana “buna değmez” dememeyi öğretir bence. Her şeye değermiş ve karşılığı da para olmayabilirmiş. Benim yaşımdaki insanlar için gerçek bir iş gibi. Sadece Düşler Akademisi’nde gönüllü olması gerekmiyor hem insanın.
Senin bana söylediğin bir sürü yer var. Hepsi denenebilir aslında. Eğlenceyle zorlukların bir arada olduğu bir ortam. Herkes çok yardımcı ve anlayışlı. Kızgın kimse görmedim. Sırf canı istediği için bu kadar çok çalışan insan ilk defa gördüm. Çin’den gelen bir gönüllü vardı. Çok iyi ve hızlı Türkçe öğrenmiş çok şaşırdım. Çok mutluydu.
* Gönüllülerin ortak özelliği neydi?
- Yapacak başka şeyler yerine, hatta tatil yerine, gönüllü çalışmaya gelmişler. Üstelik herhangi bir gönüllülük değil yaptıkları. Dezavantajlı insanlarla, engellilerle çalışmaya gönüllü olmuşlar. İşleri bitince akşam açık hava sinemasını da kendileri kurup izliyorlar, eğlenmeye de gidebiliyorlardı. Yani hem başkası için iyi bir şey yapıp hem de kendileri güzel zaman geçirip yeni arkadaşlar ediniyorlardı.
Anne, sen de böyle dedin ya bana... (Kahkaha attım.)
* Bu tecrübene gelecek sefer ne katmak istersin?
- Ben oradayken engelli katılımcı gruplardan kimse yoktu. Bir dahaki sefere onlar da olsun, onlara da yardımcı olmak için çalışmak isterim.
* Söylemek istediğin başka bir şey var mı oğlum?
- Denemekle kaybedilecek hiçbir şey yok. 1 saat gönüllü çalışmak bile önemli. Ben bir daha gider, yine gönüllü olurum. Türkiye’de bu kadar güzel bir yer olduğunu hiç bilmiyordum. Düşler Akademisi Kaş’ın orada olduğunu çok daha fazla insan duymalı. Ama şimdi sen yazınca herkes aramadan gitmesin. Önce arayıp kalacak yer var mı, hangi dönemde gönüllüye ihtiyaç var sormalılar. Cansu’yu arayabilirler. Orada kalacak yer yoksa, sizin gibi Kaş’ta kalıp gündüz çalışmaya giderler.
* Bu kadar mı?
- İyi bir basketbolcu musun? Bir enstrüman mı çalıyorsun? Özel bir yeteneğin, becerin varsa mesela ve eğer onu öğretmeye, paylaşmaya açıksan Akademi’ye gidip bilgini, becerini oraya gelenlerle paylaşmalısın. Esas buna ihtiyaç var. Özel becerileri ve yetenekli kişilerin gitmesi ve bilgilerini aktarması gereken yer Düşler Akademisi.

 

X