"Yonca Tokbaş - Kelebek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş - Kelebek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş - Kelebek

Yonca siyah domuz peşinde

Gecenin bir körü. Hava zifiri karanlık.

Çocuklarla eve dönüyoruz.
Bizim evin oraya gelirken hani meşhur bir otel var ya Yalıkavak’ta, hah işte oradaki o keskin virajı dönmemle kocaman siyah bir karaltı çarptı gözümüze.
Anlık bir şok ve hep bir ağızdan: “Aaaaaa domuuuuuuz!”
Nasıl fren yaptım, nasıl geri döndüm, nasıl kendimi attım o dikenli araziye domuzu bir daha göreceğim diye heyecanla anlatamam size!
Ama yok.
Kaçtı gitti.
Sonra sitedekilere anlatırken öğrendim ki meğer bu siyah domuz her gece çocuklarını beslemek için iniyormuş bizim buralara. Herkes görürmüş, bir ben görmemişim bunca zaman.
Hatta yerlerini bilen bir komşum, Jandarma’nın haberdar olduğunu ve koruduğunu da söyledi.
Nasıl mutlu oldum, nasıl sevindim anlatamam. Ödüm patladı çünkü birileri korkup zarar verir diye... Tek ihtiyacı, bebeklerini beslemek...
Hâlâ daha bunca doğa katliamı içinde evimizin dibinde buranın yerlilerini görebilmek bir şans benim için.
Hepimiz için bir şans...
Umarım seneye geldiğimde yine burada olurlar. Hatta sabah koşarken rastlarım da fotoğraflarını çekerim siyah domuz ve ailesinin...
Yonca
“Domuzcuk”

Ne ayıp!

Yalıkavak yerlisinden hem de kaç kişiden yiyip, içip, kullanıp parasını ödemeden kaçan “zengin” hikâyeleri dinledim artık bilemiyorum, utançtan geberiyorum.
Yerli esnaf, kafe, site restoranı... Hepsi aynı dertten muzdarip.
Yazlığa gelenler hesap açtırıp, biriktirip toz oluyorlar. Öyle mağdur ki arkada kalanlar. Bu nasıl bir rezalettir, bu nasıl bir hırsızlıktır, yuh!
Arayıp “Borcunuz var” dedin mi de üstüne “Sen beni ne diye arıyorsun, kaçak mıyım ben, kimsin lan sen bana hesap soruyorsun?” diye işitmedikleri azar kalmıyor.
Benzer hikâyelere şahit olmasam inanasım gelmez ama gerçek.
E şimdi pardon da, sen içtiğin çayların, yediğin tostların parasını ödeme kaç, sonra da ayakkabı kutusuna filan laf çak.
Ay çok komik milletiz be!
Hak yemek hak görüldüğü sürece,
Kutu kutu ayakkabı caiz, müstahakız bence!
Yonca
“Pes”

Alışveriş

Bu yaz uzun zamandır hayal ettiğim bir şeyi başardım.
Kocaman süpermarketlere sadece iki kere girdim.
Girdiğim gibi de elimdeki acil/kaçınılmaz şeyler listesinden başka tek bir şey almadım.
Bütün ihtiyacımı sitemizin dibindeki Başkent Market’ten karşıladım.
Sebze meyve için de sadece pazardan alışveriş yaptım.
Dahası bir yerlere gel git yaparken, yolda bahçesinden topladıklarını satan teyze ve amcalardan aldım.
Bıktım kocaman süpermarket zincirlerinin hepsinden. Girdin mi çıkamıyorsun. Hiç alasın olmayan şeyleri de alıyorsun.
Park et, al, yüklen, stokla of yani çok sıkıldım ben stok yapmaktan! Anlık tüketeceğim!
Varsa var, yoksa yok.

Yaşadığım yerin yerlisinin kalkınmasını istiyorum ben.
Küçük kalmasını, bahçesini satmak zorunda kalmadan geçinebilmesini istiyorum.
Elimden gelen bir bu vardı, yapabildiğimce yaptım.
Nasıl huzurluyum anlatamam...
Keyifle tavsiye ederim.
Yonca
“Bahçeci”

X