"Yonca Tokbaş - Kelebek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş - Kelebek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş - Kelebek

Ultra Trail du Mont-Blanc, UTMB

Dünya patika koşu zirvesi deniyor kendisine. Ultra maratonların olimpiyatı yani. 8 kategori var.

En zoru 176 km koşulan, 11 bin metreden fazla irtifa kazanımıyla 46 saat limiti olan UTMB.
Ben OCC -Orsiere Champex Chamonix- yani orta mesafe ultra maraton denen, 57 km’lik kategoriyi koşmak için bu pazartesi yola çıkıyorum.
Start 31 Eylül sabahı saat 08.15’te.
Gece 22.45 olmadan finişi görmem gerek. Ben de görmek istiyorum.
Dünyanın her yerinden yıl boyu ultralar koşup dünya puanlamasında bu yarışa kalifiye olmak için çalışan, bilmem kaç milletten patikaları koşanlar geliyor.
UTMB’ye başvuru yapabilmek için, organizasyonun önceden belirlemiş olduğu dünyadaki birçok ultra maratondan en fazla üç yarışı (son 2 sene içinde) bitirerek, yarışmak istediğiniz kategoriye gereken puanı toplamış olmalısınız.
Tek başına puan toplamak da yeterli değil. Çok başvuru var.
O yüzden bir de kuraya giriyorsunuz ve kurada isminiz çıkarsa koşmaya hak kazanıyorsunuz.
E adım Yonca, tamam çalıştım yarışları koştum, puanları topladım, e bi de ilk kurada da çat diye çıktı adım iyi mi!

 

Düşlere Uzanan Patikalar

2010 yılında ben 3-5 km koşarken, Sertan-Serkan Girgin ve Emre Tok UTMB koşuyordu.
O sene, yarış patikalara düşen çığ nedeniyle durduruldu.
Ben onları hayranlıkla takip ederken, bir gün bu yarışa katılmak için hayal kuracağımın hayali bile aklımda yoktu.
2011’de 5 Türk; Emre Tok, Caner Odabaşoğlu, Bakiye Duran, Fırat Kara ve Faruk Kar TDS kategorisinde 119 km koştular.
“Düşlere Uzanan Patikalar” belgeselini de o zaman yaptılar.
55 dakikalık ilk Türk Ultra Maraton belgeselidir ve THY yurtdışı uçuşlarda, seyahat bölümünde var. Mutlaka izleyin.
İzleyince beni daha da iyi anlayacaksınız.
Uçakta bir daha izleyeceğim, tam damardan bir yolculuk olacak bana.

 

OCC hakkında

OCC -Orsiere Champex Chamonix- yarışında, 57 km’de 3500 metre kazanım var. 1200 kişi koşuyoruz.
Zaman limitimiz 14.5 saat.
Ara km’ler için de belirlenmiş zaman limitleri var.
Mesela 36,2 km’deki kontrol noktasına saat 17.45’ten önce, 9 saat altında varmış olmalıyım. Yoksa diskalifiye olurum.
Bu sene Türkiye’den rekor sayıda katılım var; 31 kişi. 5’i de kadın.
Çünkü bizde yapılan ultra maratonlar da dünya kalitesinde ve zorluğunda. Ne mutlu ki arazide, doğada, patikalarda koşmaya daha da çok ilgi var.
Her yarış bambaşka bir tecrübe ve o tecrübe ancak o yola çıktın mı kazanılıyor.
Koştuğum en yüksek, en zor Likya Yolu Ultra Maratonu var. İznik Ultra Maratonu’nda koştuğum 80 km ve 46 km var.
Benim için büyük tecrübeler bunlar.
Alpler, Mont Blanc, dünyanın “Patika zirvesi” dendikçe ayarım kaçtı. Heyecandan uyuyamıyorum.
4 yıl önce bir gün belki hak kazanır da gidebilirim diye çalışmaya başladığım yere gittiğime inanamıyorum.

 

Ben ve hayvanlarım

“Heidi ve Peter finişte beni bekler” diye mantra yaptım. Kızım ve oğlum finişte beni bekliyorlar.
“Instagram’da hangi hayvanları olarak koşmalıyım bilemedim” dedim, takipçilerimden nefis öneriler geldi.
57 km boyunca, Alpler’de Fransa-İsviçre sınırını aşarak koşarken ben; Ayı, dağ keçisi, marmot (Alplerin yerlisiymiş, her deliği bilirlermiş), akrep, sincap, tilki, ateşböceği ve ceylanım. Tüm koşanlara koştukları kilometreler, aştıkları dağlar patikalar boyunca iniş çıkışların hepsinde dayanıklılık, güç, kuvvet ve hava koşullarına kolay uyum dilerim.
Heyecandan yazamayabilirim... O derece nefes nefeseyim.
Yonca
“köstebek”

 

X