"Yonca Tokbaş - Kelebek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş - Kelebek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş - Kelebek

Tavsiye fırtınası

Pazartesi sendromu yaşıyor olabilirim; keza geçtiğimiz hafta hem fiziksel hem duygusal anlamda hayli yoğun, yorgun bir haftaydı.

Aynı anda ne çok güldüm, ne çok ağladım anlatamam. Bir de üstüne antrenmanlar, taşınma hali, çocukların yuhsal temposu derken suyum çıkık. Uzun zamandır aklımda olan şeyleri tavsiye edip salıya geçeceğim.
Yonca “tavsiyeci”


Film tavsiyesi

“Bu Yonca kişisi neden ve nasıl arılara taktı? Arılar neden bu kadar önemli ki? Bu kadın iki lafın bir başı arı deyip duruyor, onun bildiği bizim bilmediğimiz olay ne?” gibi soruların cevabı; insan denen mahluku tanımak ve kendimize dair bir şeyleri çözüp hayatı, sağlığı anlamak için ödüllere doymamış “Queen of the Sun” seyrediyorsunuz.
Ardından “More Than Honey” seyrediyorsunuz. (Dikkat, insanın tepesini attıran bir gerçeklik. Ana-oğul ağladık sinirden ve insan olmaktan soğudum, arı olmak istiyorum!)
Sonra hemen “I am” seyrediyorsunuz ki, tek başınıza bile nasıl dünyayı kurtarabilirsiniz, bir farkına varın o gücünüzün.
Sonra da, bu ticari dünya bizi yedirerek nasıl hasta ediyor ve bundan da para kazanıyor, nasıl kandırılıyorsunuz, yüzleşmek için “Fed Up” izliyorsunuz.
“Queen of the Sun” ve “More Than Honey” çocuklarınızla seyredilir.
Ben çocuklarla seyrettim. Hep beraber koptuk. “Fed Up”ı önce siz izleyin, çocuklarınıza izletip izletmeyeceğinize siz karar verin.
Ama dediğim sırada izleyin bunları tamam mı...
Hâlâ izlenmediyse hemen “Interstellar” izleyin. Veya yeniden izleyin. Ardından Discovery Channel’da “Interstellar” hakkında ne varsa izleyin.
Sonra eski filan demeyin, yeniden “2001 A Space Odyssey” izleyin.
“Interstellar”daki o mısır tarlalarına -ki biz onlara arıları öldüren bizi de yok eden “gıda çölleri” diyoruz- dikkat edin.
Filmde anlatılan zamanın göreceliği üzerine oturun okuyun, düşünün.
Einstein’a saygı duyun.
Oyuncak Müzesi’nde yaptığım konuşmada “koşuya nasıl başladığımı, koşarken neler yaşadığımı, nereden nereye geldiğimi, zamanı nasıl koluma taktığımı” anlatırken bana zamanın göreceliğine dair olağanüstü bir örnek oluşturduğumu söyleyen birisi olmuştu, anlamamıştım.
“Interstellar” sayesinde anladım. Zevkten ve gururdan pek havalardayım.
Hayatımın şu döneminde izlediğim bütün filmler bana evrende bir “hayaletimin” olduğunu ve benim de işaretleri çok şükür pek de iyi okuduğumu/gördüğümü kanıtladı.
Mutluyum.
Yonca “izafi”

Yemek tarifi tavsiyesi

Instagram @nilgunbodur diyorum, takip diyorum. Bağımlısı oldum diyorum.
Birilerinin “like”ları sağ olsun, öyle öğrendim.
Ben zaten hep geriden geliyorum bazı konularda, sinir oluyorum kendime. Gurbetçi olmanın en gıcık kısmı bu.
Çok acayip göz ve damak döndüren sağlıklı tarifler veriyor.
Balıktan başka hiçbir eti yemeyen, peyniri ağzına koymayan bir çeşit vegan olarak bazı tariflerini kendimce değiştirip uyarlıyorum ve sonuç yine efsane lezzetli.
Esas o tarifleri verişindeki tarz, tanım, felsefe, anlatım ve hatırlattığı şeyler kimi zaman güldürüyor kimi zaman gözlerimi dolduruyor.
Cumartesi “sanal güzelliğimiz” adına öyle güzel bir “selfie” çaktı ki ağzımın suları aktı.
Sayesinde yeniden yemek yapma keyfi ilhamı ve zevki geldi üstüme.
Bir de adı “İçindekiler - Tarif ve Fikir Kitabı” olan, Cemre Narin ve Begüm Atakan’ın yemek kitabını alın.
Kitabı bana beslenerek sağlıklı olmayı öğreten, kilonun bir rakam değil sağlık meselesi olduğunu anlatmayı başaran doktorum Nurhayat Gül tavsiye etmişti.
“İçindekiler”i de kendime göre rahatça uyarlayabiliyorum.
Yağı azaltıyorum, eti çıkarıyorum ve tam da kitabın adı gibi “fikir” alıp uçuyorum. Yapı Kredi Yayınlarından maşallah kocaman evladiyelik bir kitap.
Yonca
“ilhami”

X