"Yonca Tokbaş - Kelebek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş - Kelebek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş - Kelebek

Sevgi tehditle mi ifade edilir vicdan sömürüsüyle mi?

Başlıktaki sorunun yanı sıra; “Kendi kendinizi bir kameraya çekmeye, en sevdiklerinizle nasıl bir iletişim diliniz var izlemeye cesaretiniz var mı?” diye de sormak istiyorum.

Bana bu iki soruyu sorduran, geçenlerde bir anne-çocuk diyaloğuna tanıklık etmem oldu.
Aslında bir dolu insan arasında, küçük büyük fark etmez, benzer konuşmalara tanıklık ediyorum. Bu sefer yazmaya karar verdim.
Anne bir şeye kızmış. Çocuk ağlıyor.
Anne şunları söylüyor:
“Madem benim dediğimi yapmadın, ben de bir daha asla seninle hafta sonu bir plan yapmam. Sen beni dinlemezsen, benim de seni dinlememi asla bekleme. Benim hatırım için bile şu kadarcık şeyi yapmadın. Ben senin için neler yapıyorum. Daha yeni şuraya gidelim dedin, gittik. Arkadaşlarını çağırmak istedin, tamam dedim. Bundan sonra istediğin kadar yalvar, asla yapmam!”
Çocuk da şunları sayıklıyor:
“Anne yalvarıyorum öyle deme, ben seninle hafta sonu plan yapmayı çok seviyorum. Ben seni dinliyorum ama sen beni duymuyorsun anne. Anne ama bana yalan söyleme diyorsun, ben oraya gitmek istemedim diye kızıyorsun. Tamam söz, bir daha senin hatırın için gideceğim. Ama, sen benimle gelmek istemiyorduysan neden söylemedin? Söz bir daha ne dersen yapacağım, istemesem de yapacağım... Anne lütfen...”
Çocuk böyle dedi evet:
Sen ne dersen, istemesem de yapacağım!
Konuştular ama birbirlerini hiç duyamadılar.
Anne benim fark ettiğimi fark ettiğinde, ikimiz de fena olduk. Elimde olsa, yok olmayı isterdim. Doktor randevusu bekliyorduk, kaçamadım. Hapsolduk o ana. Çocuk, beni fark eden annesinin bakışını yiyince, gözünün yaşlarını yedi yuttu. Anne sustu. Bacağını sallamaya başladı.
Sessizlik hepimizi boğup gömdü gibi oldu. Ama kimse ölmedi. (Şarkıdaki gibi.)
Koşullar, “madem öyle işte böyle” ihtarları ve kodlamaları.
Hatır için çiğ tavuk yemeler, yedirmeler... Tehditler... “Asla yapmam” desen de tükürdüğünü yalamalar. Tutamayacağını bilerek verdiğin sözler.
Kendini izlemeye cesaretin var mı arkadaşım diye sormam bu yüzden.
Sana kaç kere yapıldı peki bu? Arkadaşınla, sevgilinle, iş arkadaşınla, annen babanla, akrabanla, kendinle hatta, kim bilir kaç kere ne biçim tehdit içeren, koşullar dayatan cümleler içinde yüzüp boğuldun.
Sana yapılanı görmeye cesaretin var mı?
Sence kaç kere benzer cümlelerle hatır için değil çiğ tavuk, zehir zemberek yedin yuttun?
Kim bilir kaç kere, sırf bu tehditleri duymamak için, hiç gönlün olmayan bir şey için canından bezerek tamam dedin?
Kaç kere, “Ben senin için saçımı süpürge ettim, sen de bedelini ödemek zorundasın” imaları ile en çok sevdiğinden uzaklaştığın için bile vicdan azabı çeken sen oldun?
Ruhuna tecavüzle, beynine tacizle, kalbine laf atmakla başlıyor istismar dediğin.
Bir yerde okumuştum; senin gözünle seni, anne babanın gözüyle seni, çocuğunun gözüyle seni, sevdiğinin gözüyle seni ayrı birer film yapsalar; sen de her birini farklı sinemalarda farklı filmler olarak izleyeme gitsen, şoka girermişsin.
Senin olduğunu sandığın senle, başkasının gözünde senin nasıl olduğun kimi zaman çok feci tokat indiren, kimi zaman güller açtıran bir gerçek film.
Bir filmin sonunda mutlu son, diğerinin sonunda ise hıçkırık.
Birinin sonunda kendinden özür, diğerinin sonunda ise koşarak özür dileme ihtiyacı. Birinde koşarak gidip ona “özür dile benden!” isyanı ve ihtiyacı. Birinde de ne biri, ne öteki. Hiçbiri.
Ne yapsa o, hepsinde haklıdır ya. Ne özür, ne teşekkür.
Taş.
Çünkü o zaten bundan başka türlüsünü ne gördü, ne yaşadı. Seninle alakası yok yani. Elimde değil, ona da üzülüyorum.
İlişkiler, kiminle kim arasında olursa olsun, anne-çocuk, karı-koca, arkadaş, bir borçlu alacaklı ilişkisi değil. Seviyorsan, seviyorsundur.
Sevdiğine asla çiğ tavuk yedirmek istemez insan. Ve yedirmeye çalışırken kendine yakalanır bazen... Bazen de yedirilirken ayılır.
Sevdiğine zorla aşk yapmaz seven. Zorlayarak dokunmaz.
Çocuğuna hatır için tavuk yedirme.
Yedirme ve sen de yeme ki, istemediğimiz hiçbir şeyi yaptıramasınlar.
Asla dediğimiz tek şey bu olsun hatta!
Yonca
“yapabilirsin”

X