"Yonca Tokbaş - Kelebek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş - Kelebek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş - Kelebek

Çocuk ve müzik

Aslan Cem’in eski okulunda şahane bir müzik öğretmeni vardı. Müzik öğretmeni olmaktan öte, müziği deli gibi seven bir insandı.

Ben oğlum ve kızım mutlaka bir enstrüman çalsın diye çıldırdığımdan, ellerine sopa alsalar, acaba ders de mi alsalar diye yana yakıla onunla konuşmaya gittiğimde, bana şöyle demişti:

“Lütfen çocuk gak deyince hoca tutmayın ve türlü çeşit enstrüman almak için para dökmeyin.

Kendi haline bırakın çocuğu. Evinizde sağda solda müzik aleti varsa ne âlâ. Yoksa, bırakın o sopayı çaladursun.

Jimi Hendrix gitar çalmaya bir süpürgeyle başladı ve eline gitarı aldığında kulağındaki notalarla milyonları kendine âşık etti. O notaları çalmak için de biraz ergenlik, çok aşk gerek. Kimse ona hocalar tutup nota öğretmedi, en pahalı gitarları almadı.

Belki de çok istediği enstrümandan ve hatta müzikten soğutuyoruz çocukları illa ders, nota, hoca diyerek. Ha ama illa alacağım derseniz gitarı, kemanı vesaireyi; alın ve bırakın evin ortasında. Belki ayak parmaklarıyla tıngırdatacak, belki hiç eline almayacak belki de alıp bir daha bırakmayacak. Ama çocuğu rahat bırakın.

Müzik sevsin yeter...”

Aynen bu cümlelerle demişti diyeceğini.

Bu cümlelerden yıllarca önceydi, kızımıza piyano dersi aldırmıştık. Bırakıp “Keman çalmak istiyorum” dediğinde çok üzülmüştüm. Ayran gönüllü olduğunu düşündüğümden keman almadım, bayram harçlığıyla kendi aldı. O zaman da “meğer ne çok istermiş” diye düşünüp utandım.

5 sene keman çalıp bırakmak ve sadece dansa odaklanmak istediğini söylediğinde, içime oturdu.

Nasıl seviyordum sağda solda “Benim kızım keman çalıyor” demeyi, o zaman fark ettim.

O sevdiğini yapıyordu, ben havasını basmayı seviyordum.

Kemanı bıraktı. Dansa odaklandı.

Sonra geçen kış, arkadaşımızın oğlu bize yemekte piyano çaldı ve o gece bir şey oldu. Destina bize piyanoya geri dönmek istediğini söyledi ve isteğinden vazgeçmedi de.

Ara sor, pazarlık o bu şu, dijital bir piyano aldık.

Youtube’dan izleyerek, piyano üzerine notaları yazarak kendi başına yeniden çalışmaya başladı. Canı ne zaman istese oturup başına çalıyor. Onunla bir Aslan Cem de arada başına oturuyor, ablasının yazdığı notalara göre çalmaya çalışıyor. Bu bile bana ömre bedel bir şey gibi geliyor.

Kimseye değil, kimse için değil, benim için hiç değil, kendi kendilerine istedikleri için müzikle haşır neşir oluyorlar.

Bu arada şaka gibi, kendi kendine yeni baştan çözdü ve çaldıkça çalıyor büyük keyifle.

Sonra düşündüm.

Hadi bir imkan var, ben yapamadım o yapsın hali bu.

Kendimiz için istemiş olduğumuz hayalleri çocuklara yaptırmaya çalıştığımızda, onların kendi kendilerine yapacaklarını veya yapmak isteyeceklerini ellerinden alıyoruz belki.

Belki o piyano dersi, gitar dersi bize, bana lazım. Bizim kendimize aldırmamız gereken ders o ders. Çocuğumuza değil.

Evde bizi çalarken görse o aleti, belki o zaman canı çeker.

Sever de ister... Severek istedi mi de, gerisi su gibi akar gider.

Ben hep bir müzik aleti çalmayı çok istedim. Kısmet olmadı.

Şimdi bunları düşünürken, “Ulen Yonca, sen esas neden kendine bir gitar alıp hoca tutmadın ki!” dedim.

Şimdiye gitarı çalıyor olurdum.

Çocuklarım da beni dinlerdi.

Geçenlerde bir konu oldu, bunlar aklıma geldi...

Ben de yazdım.

Öyle ya da böyle...

Müzik daim olsun.

Çocuk ve müzik, birbirine küsmesin yeter ki!

Yonca

“nota”

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI