"Yonca Tokbaş - Kelebek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş - Kelebek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş - Kelebek

Çocuğu özgür bırakabilmek

Anne olduğunda kimse sana özgürce annelik yaşama şansı vermiyor.

Şehirli eğitimliysen ayrı sıkıntı; kırsaldaysan ayrı sıkıntı.
Kimse sana bakmasa, vicdan ve mükemmeliyetçi önyargıların yüzünden kendi kendini yiyorsun.
Arkadaşlar, aile, sülale, çevre, dış kapının en dış mandalı, restorandaki biri, dükkanda bir teyze, uçakta bir yolcu, sokakta bir amca herkesin söz ve göz hakkı var analığında. 
Sen, bir noktada farkında bile olmadan, kendini de çocuğu da bırakıyorsun, başlıyorsun elaleme göre ve elalemden üstün bir şeyler yapmak için delirmeye.
O kadar zor ki, o kadar yıpratıcı ki!
Bak kocan, babası filan demedim hiç. O kısmı da ayrı bir ansiklopedik yazı.
Geçelim.
Oysa her çocuk çok donanımlı geliyor dünyaya. Acıksa bilir, doysa bilir. Korkusunu, acısını bilir. Güler, ağlar, tepesi attı mı çığlığı basar. Saatli yapmaz kakasını. Ayıp olur diye gazını tutmaz. Neyse odur.
Ve sen, ona sırf bu gözle bile bakamaz olursun. Acıkmıştır ama saati gelmedi filan diye bakarsın o kadarcık masum cana.
Evladına, el kadar bebeye bir şirket uygulaması gibi davrandığını, anlamsız kurallar uyguladığını fark ettirmez bu kurumsal hayat sana.
Okullar başlar, bir başka tantana.
Çocuğun yeteneği olsa bir türlü, olmasa bir türlü. 
Aktivite manyağı olur ve oldurursun. Kendinle de çocukla da ne yapacağını bilemediğinden, kuş kondurmaya çalışırsın dünyanın hiçbir ekstraya ihtiyacı olmayan en sade mucizesine. 
Hep gıcık oldum anneler babalar birliği olarak çocuğu bir aktiviteye götürüp oturup beklemeye. Ne zaman bunu desem kötü anne oldum.
Abi ne işim var burada? Çocuk ben burada oturup ona bakıyorum diye mi gaza geliyor ya da daha mı başarılı oluyor ben burada sürekli onaylayınca?
Çocuk isterse her şeyi her koşulda yapar. Yoksa sen yırtın, paraşütle tepesinde uçuş dalış yap, içinden gelmezse yapmaz.
Aktiviteye götürmesen de sorun. Kötü annesin sen. Ayol evde boş durmak da bir ihtiyaç! 
Herkes illa toplu bilmem ne aktivitesi yapmak zorunda mı!
Bazen anneler bana yazıyor, çocuğuma ne yapsam da şöyle olsa diye. “Bilmem” diyorum, “bunu bana değil ona sorun lütfen”. 
Diyorlar “E o daha 3 yaşında”. Yok kardeşim 3 yaşında çocuk da bilir ve mesele işte tam da bu! Sen ona 3 yaş bilmez diye bakma. Onu, evet ve hayırlarını duymazlık etme!
Her çocuğun bir şeyi yapma etme, isteme, nefret etme, becerme, yapamama yaşı ve hakkı var. Hepsi 3 yaşında ayyynı şeyi yapamayabilir. Sevmeyebilir.
Ben ettim bu hataları bazen, sen etme diye yazıyorum. Erken topladım keza, ilişkimize de hayatımıza da iyi geldi.
Bunları neden yazdım? 
Rusya’dan bir arkadaşım geldi. Rusya’da çocuğunu yüzmeye götürdüğünde -çocuk kendi istediği için yüzmeye gidiyor tabii- içeri anne baba almıyorlarmış. “Kapıda bırakıp gidiyoruz” dedi. 
“Çocuk sırf bize kendini göstermek, beğendirmek veya bizden onay almak için yapmasın. Biz olsak da olmasak da kendi için yapsın, kendine baksın” diye...
Durdum, “Bu işte be bu!” dedim.
Senden benden şakşak görmek için iyi olmaya çalışmak veya sürekli bir şakşaklama durumunda kalıp zorlanmak (ki nice anne baba orada otururken “ulen 1 saat kafamı dinlerdim” diye iç geçirip böyle düşündüğü için vicdan azabı çekiyordur, oysa insanız arkadaş!) ne kadar yapmacık, dayatmacı ve saçma dünya düzeni işte bunlar... 
Çocuk sırf sevdiği, orada olmak ve devam etmek istediği için orada olduğunda esas fark. 
Kendi kendini sevmek, takdir edebilmek...
Kendin için, her türlü çevresel etkiden uzak, bir şey yapabilmek ne kadar büyük bir güç ve cesaret!
Kendini sevmek ve sevmeyi öğrenmek, her şeyden önce bu...
Geri kalan her şey suni ve yorucu.
Yazayım, paylaşayım dedim.
Başkasının bahçesini değil, kendi bahçeni yeşert a dostum. 
Çocuğun da inan kendini yeşertecek kadar hazır. 
Nefes al ve açıl.
Yonca
“Şakşuka”

X